Linç Kültürü

-A A +A

Ortada garip bir durum var. Ama inanın maksadım aykırı davranıp puan toplamak değil. Zaten bu dönemde genel temayülün zıddına tavır alıp söz söylemek hayli riskli. Ama bunları birinin çıkıp konuşması gerek.

 Bir taraftan FETÖ ile ilgisi olmayan kişilerin memurların açığa alınarak, işlerinden edilerek hatta yargılanmadan aylarca hapiste yatırılarak mağdur edildiğinden şikayet ediyoruz. Bir taraftan da haklarında haksız işlem yapılanların masumiyeti anlaşıldıkça salıverilmelerine veya haklarının iade edilmelerine karşı çıkıyoruz.

 Sanırım FETÖ nün bu millete yaptığı en büyük kötülük sağduyumuzu kaybettirmesi olmalıdır. Topluca darbe manyağı olduk. FETÖ cüler de bunu kullanıyor. Ha bire yeni darbe tarihleri ortaya atarak bu paranoya halini canlı tutuyorlar

Binlerce insanın FETÖ ile ilgili olmamasına rağmen haklarında yaptırım ugulanmasınının hala Adalet mekanizmasının içinde temizlenemeyen FETÖ kriptolarının marifeti olduğu konuşuluyor. Bununla FETÖ nün kamu vicdanını yaralayarak, darbe girişimi karşısında Milletin duyduğu nefreti, Hükümete ve Erdoğan a yöneltmenin amaçlandığı da bilinmeyen bir husus değil. Yani burada fatura doğrudan Erdoğan a kesiliyor. Hadi bunu anladık.

Peki yargı mekanizmasının, masumiyeti anlaşılan ları tekrar görevlerine iade etmesi, veya aleyhindeki  delillerin suçlu olduklarını ispat eder mahiyete olmaması halinde tutuksuz yargılamaya karar vererek tahliye etmesi neden sonuçta haksızlıkların giderilerek kamu vicdanını rahatlatma olarak değerlendirilmiyor? Neden gene fatura Hükümee ve Erdoğan a kesiliyor. Burada bir çelişki yok mu?

“Efendim, biz haksızlıkların giderilmesine karşı değiliz. Sadece arkası kalın olanların dayısı olanların bu badireden kurtulmasına torpille tahliye edilmesine karşıyız” deniliyorsa. Ona da bir bakalım. Kamuoyunda en çok tartşılan iki tahliye var. Biri Kadir Topbaşın damadı diğeri de Bülent Arınçın damadı. Bu Kimselerin bu ortamda bu tahliyeleri sağlamak için ne kadar torpil güçleri olduğuna bir bakalım. Bülent Arınç deseniz zaten yıllardır itibarsızlaştırma kampanyalarından fazlaca nasiplenmiş ve siyasal gücü sıfırlanmış bir figür. Bu ortamda hele Erdoğanın “acımayacaksınız acıyan acınacak duruma düşer” dediği bir ortamda hangi hakim Erdoğana ragmen Bülent Arınç’ın torpiliyle böyle bir tahliyeye karar verebilir. Hem de kamuoyunda bu işin faturasını gene Erdoğana çıkararak.

Bu işte sizce bir yanık kokusu yok mu? Gelelim Topbaş’a. Adam daha başta gelecek seçimde aday olmayacağını ilan ederek daha fazla itibarsızlaştırma operasyonlarına maruz kalmamak için sütre gerisine yatmış. Yani siyasal geleceği olmayan bir figür. Aynı soruyu soruyorum. Erdoğana rağmen hangi hakim Topbaşın torpiliyle damadını tahliye etmeye cesaret edebilir. Bırakın adalet mekanizması işlesin. “Adalet mi kaldı adalete güven sıfır” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama adaletsizlikten kaçacağımız tek sığınak gene de adalet mekanizmasıdır. Adalet ikamesi olmayan devletin ana fonksiyonudur. O zaman ne karar alırsa alsın kıyasıya eleştirip Adalet mekanizmasını darbe manyağına çevirimek ağır baskı altına almak çıkar yol değil.

O zaman Adalet mekanizması iş yapıyormuş gibi davranıp futbol deyimi ile ortada top çevirmekten başka iş yapmaz. Hiç dikkat ediyormusunuz aradan neredeyse bir yıl geçmiş olmasına ragmen ancak sadece bir mahkeme  darbe suçundan sanıkları mahküm etti.

Adalet mekazimasının adalet üretmesini istiyorsak öncelikle hukukun evrensel ilke ve esaslarının üstün tutulması gerekir.; Bunlar “demokratik hukuk toplumlarının vazgeçilemez ve devredilemez değerleri olup, herkes tarafından bilinmesi gereken. kanunun ve uygulamanın temel kaynaklarıdır. Bu ilke ve esaslar, insanlık tarihinin yüzyıllara yayılan çekişmeleri, kavgaları ve savaşları neticesinde 20. yüzyılın sonlarına doğru netleşmiş ve birçok uluslararası sözleşme ile anayasada yerini bulmuştur.. Suç işlediği iddiası ile yargılanan kişi hakkında mahkumiyet kararının verilebilmesi için, iddiaya konu suçu işlediğinin şüpheyi tümü ile yenecek şekilde yüzde yüz ispatlanması gerekir. Suça konu eylemi sanığın işlediği sabit olmadığı takdirde, ya suçu işlemediği veya işlediği hususunda şüphe yenilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmelidir.”*

“Hukukun evrensel ilke ve esasları, normlar hiyerarşisinin tepesindedir. Normlar hiyerarşisine göre sıralama; anayasa, bağlayıcı uluslararası sözleşmeler, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzük, yönetmelik ve diğer alt düzenleyici tasarruflardır. Alt sırada bulunan norm üst normun uygulayıcısı olup, ona aykırı olamaz. Tüm bu normların üstünde… hukukun evrensel ilke ve esasları yer alır.”*

Bu ilkeler üstün tutulmadan  adaleti mekanizmasının adil olması ve adalet üretmesi beklenemez..

*Kaynak; Prof Dr. Ersan Şen

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.06.2017 - 17:41 -212-
Bu sayfayı paylaşın :