Meydan Okuma

-A A +A

“Sermaye AKIL öğretir, ayakkabı YÜRÜYÜŞ, elbise AĞIRLAMA, bilgi UĞURLAMA öğretir” derler.

FERDİ ilişkiler için söylenen bu “kelam ı kibar” TOPLUM söz konusu olduğunda Bilgi teknoloji sermaye de ÜRETİM in her alanı tarım sanayi ticaretin tüm çeşitlemeleri toplumun tüm hayat STANDARTLARI tüm BEŞERİ sermaye “sert GÜÇ yumuşak GÜÇ” devletin HUKUK anlayışı sistemin ADALET sunuşu velhasıl İNANÇ ve AHLAK gibi o toplumun DEĞERLER sistemi üzerinde yükselen “değer politik reel politik” kümülatif MEDENİYET seviyesine kelimenin tam anlamı ile oyun kurucu olma ve başat aktör olma adına eski tabir ile “nizamı alem” için MEYDAN OKUMA anlamlarına gelir. 

Bu paragrafta sıraladığımız tüm KAVRAMLAR her bireri MEDENİYET iddiasında olan bir toplumun olmazsa olmaz hayat STANDARTLARINI teşkil etmektedir.

Basit bir örnekleme ile konuyu biraz açmak isterim.

Son bir haftadır körfez de yaşadığımız KATAR krizi sadece SERMAYE üstünlüğünün verdiği bir açık el politika ve sert GÜÇ uygulamalarından kaynaklanan küresel sistemin dominant güçlerini ürküten ve bölgesel güçlerin de REKABET damarlarını tetikleyen diplomatik bir SAVAŞ ın ifadesi olarak bölgemize yansımaktadır.

İşin aslını biraz daha açmak isterim ki o da “çuvaldızı başkalarına batırırken İĞNEYİ de kendimize batırmak” gerekliliğini ifade etmek istiyorum.

Büyük DEVLETLER ya da küresel güçler “hiç bağırıp çağırmazlar açık el politika uygulamazlar hiç hamaset yapmazlar” ancak hem “değer politik icaplarını ve hem de reel politik icaplarını” hiç TAVİZ vermeden SÜRDÜRÜLEBİLİR politikalar olarak uygularlar. 

Toplumun ekseriyeti kamu oyu olarak ve DEVLET in tüm kurumları reel politik olarak siyaseten İKTİDARI ile ve MUHALEFETİ ile politik İCRACI aktörlerinin destekçisi olurlar.

Örnek mi vermek gerekiyor. İşte ÇİN işte HİNDİSTAN işte ALMANYA işte RUSYA vb. ülkeler.

Demek istiyoruz ki KATAR a atılan her OK TÜRKİYE ye atılmış olmakta “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” denilmektedir. ÇÜNKÜ KATAR ile TÜRKİYE arasındaki ilişkiler “açık EL ve meydan okuma” üslubu ile hem FİNANS ağırlıklı hem ENERJİ ağırlıklı ve hem de İSTİHBARAT ve SAVUNMA ağırlıklı yürütülmektedir. İşte bu nedenlerledir ki KATAR da saray içinde bir DARBE teşebbüsünün şartları hazırlanarak mevcut PRENSLİK tasfiye edilmek istenmektedir.

Yakın bir geçmişte MISIR da MÜRSİ iktidarı ile TÜRKİYE arasında enerji ve güvenlik ekseninde yapılan anlaşmalar gereğince Akdenizde “münhasır alan” anlaşmasına ramak kalmış iken pat diye askeri bir DARBE ile seçimle gelen iktidar alaşağı edilerek BATI bağımlısı bir askeri CUNTA işbaşına getirilmiş oldu. Böylelikle İSRAİL ile olan MISIR ilişkileri bir TEHDİT olmaktan öte derin ilişkiler yeniden tesis edilmiş oldu.

TÜRKİYE üzerinde aynı operasyonlar yapılmakta ve “gezi” olaylarından bu yana geliştirilen ve uygulanan tüm KALKIŞMA ve TERÖR eylemleri de aynı amacı güden ve MEVCUT iktidarın tasfiyesi ile güdümlü iktidarlara kapı aralamayı amaçlayan bir dizi DARBE teşebbüsleri değil midir.

Söylemek istediğimiz şey, bölge ülkeleri ile ve de küresel ölçekte enerjide finansta sanayide ticarette istihbarat ve savunma alanlarında işbirliği yapmayalım içimize kapanalım güdümlü olalım anlamında ASLA değildir.

Yapılmak istenilen ve kurulmak istenilen her İLİŞKİ SÜRDÜRÜLEBİLİR olması için “tahrik edici ve meydan okuyucu” bir ÜSLUP ile yapılmasın, kelimenin tam anlamı ile “reel politiğin icapları” neyi ve neleri gerektiriyor ise öylece yapılsın ve hiç ACELE edilmesin ve HAMASET yapılmasın istiyoruz.

MEYDAN OKUMA toplumların hayatında öylesine ON çeyrek asırlar alır ki “Kırkpınar da başa güreşecek olan kişi” istisnaları olmak şartı ile “desteden başlar baş altından BAŞA güreşme” hakkını elde eder. 

Demek istiyoruz ki meydan okuma bir zaman işi bir süreç işi bir tasarruf işi ki “kuvvetlerin ve de kaynakların” iyi sevk ve idaresini gerektiren bir MEDENİYET tasavvuru işidir. 

Bizler TÜRKİYE nin iktidarlarının çalışkanlıklarını fedakârlıklarını ve de atak cesaretlerini elbetteki tasvip ediyoruz ve de tebrik ediyoruz.

Unutmamak lazım geliyor ki henüz İSLAM coğrafyalarında yaklaşık BİR asırdır bağımsızlık mücadelesi veren ülkeler henüz tam bağımsız olabilmiş değillerdir. BATI ülkelerin ve de küresel güçlerin reel politik gerçeklikleri ve güçleri karşısında darma dağın durumdadırlar. Üstüne üstlük henüz kendi aralarındaki İLİŞKİLER sağlam temeller üzerine oturtulmuş da değildir ve kulaklar uğuldatan bir gerçeklik var ki o da henüz İSLAM coğrafyaları kendilerini temsil eden bir KUVVET MERKEZİNE da kavuşabilmiş değillerdir.

Ancak gözler umutlar hayaller TÜRKİYE üzerinde odaklanmış durumdadır.

İşte tarihin coğrafyanın ve de kadim MEDENİYETİMİZİN üzerimize yüklediği hem maddi ve hem de manevi EMANET yükünü tekraren ve de yeniden hatırlayalım diye böylesine nezaketen bir İĞNEYİ kendimize batırma ihtiyacı hissetmiş bulunarak kamu oyuna deklare etmek istedik.

İnşa ALLAH en garip bir zaman diliminde TÜRKİYE iktidarları ve de “MİLLETİ İbrahim’e Hanifa” olan TÜRK milleti kendine bağlanan bu umutları hayalleri ve de beklentileri asla BOŞA çıkartmayacaktır.

Vesselam.

 

Kategori: 

1 Comment

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.06.2017 - 09:04 -436-
Bu sayfayı paylaşın :