Millet Şahlanışı Hak Etti!

-A A +A

15 Temmuz gecesi beklenen bir darbe girişimi yapıldı. Olay öğrenildiğinde insanların  “-Bu kadar potansiyel tehlikenin varlığı bilindiği halde nasıl olur da gereken tedbirler alınmaz” duyar gibiydim. Tabi böyle bir saatte “-Bu kadar acemice darbe mi olur” dediğini de. Mesele sonradan anlaşıldı, darbe yapılacağı öğrenilmiş ayni akşam MİT başkanı genelkurmaya gidince planlar karışmış, haşhaşi ekip düğmeye erken basmıştı.

İşi öğrenen Cumhurbaşkanı cep telefonundan televizyonlara bağlanıp “-Halkımı meydanlara demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyorum” dediğinde yine aklıma 27 Mayıs darbesi geldi. 12 Eylül’den farklı, yine milletin seçtiği iktidara karşı yapılan tek taraflı bir darbeydi. Etrafta tanklar, uçaklar, silahlı askerler geziniyordu. Adnan Menderes’i yalnız bırakan örgütsüz halk bu çağrıya uyarak seçtiği hükümetine neyle nasıl sahip çıkar diye düşündüm.

Ayni şeyleri Gezi olaylarında da düşünerek “-Yarabbi bu zamana kadar milletin iktidarını hep korudun, bundan da kurtarırsan artık hiç sorgulamayacağım” dediğim halde. Geziden sonra, belki geziden daha büyük bir sürü zorluklardan çıkarak bugünlere gelinmişti. Özellikle Suriye iç savaşında ABD ve Rusya ile yaşanan gerilimden çok fazla endişe duymuştum. Rabbimin yardımıyla bunlardan da hep kurtulmuştu. Ancak bu saydıklarımda millet işin direk içinde değildi hükümet kendi manevralarıyla yola devam etti.

Bu kez doğrudan milletten yardım isteniyordu.  Uçağa, tanka ve silahlı güçlere karşı. Darbe millete karşı 28 Şubat benzeri bir durumdu ve 28 Şubat’ta millet ciddi bir direniş gösterememişti, meydanlara inememişti ve mevcut hükümet düşürülmüştü. Bu işte bütün dünyada sol kesim çok başarılı idi ve kendilerine karşı yapılan her türlü baskılara karşı meydanlara inip bayağı büyük direnç gösteriyorlardı. Müslüman dünya ise Mısır’da olduğu gibi hep kaybetmişti. ABD’deki yandaşları  “-Bizim çocuklar radikal İslamcı hükümete karşı darbe yapıyorlar” bile dedi. Bu hükümete karşı son ümitleriydi, darbeyi ellerini ovuşturarak takip etikleri belliydi. Cumhurbaşkanı’nın Almanya’dan sığınma hakkı bile istediğini yayındılar.

Ayrıca Cumhurbaşkanının, başkanlık sisteminde olduğu gibi bir yönetim sergilemesi, başbakanı değiştirmesi, dış politikadaki zorluklar, terör saldırıları, Suriyelilere vatandaşlık tartışması vs. partisi içinde de çok savunulamıyordu. Doğrusu büyük bir ümitsizlik içine düşmüştüm. Bu yüzden geçmişte olduğu gibi elle tutulu bir direniş bana zor görünüyordu. İş yine duaya kalmıştı ancak her işi dua halledecekse biz ne işe yarayacaktık. Bu kadar “Sabırla direnin inanıyorsanız mutlaka zafer sizindir” diyen ayetlerin muhatabı kimdi, bu çağrılar kimin içindi. İnananlar oyunları bozmak için direnmezse Yahudiler gibi “Git sen ve Rabbin beraber savaşın” derse bu iş nereye varır. Sorun Erdoğan sorunu olmaktan çıkmıştı. Bunu anlamazsak ve kaybedersek daha dirilişimiz kaç yıl geri giderdi.

Ama yanılmıştım. 15 Temmuz yıllardır uyuşturulan, değerleri unutturulan, korkutulup sindirilen bir milletin, başkanının verdiği talimatla zincirlerini kırıp ”YETTİ ARTIK” deyip kükreyerek, zincirlerini kırdığı ülkesine ve devletine sahip çıktığı büyük diriliş gününe dönmüştü. Bir baktım ki, genci, yaşlısı, kızı erkeği meydanlara dolmuştu, tanklara, uçaklara meydan okuyordu. TRT’yi, köprüleri, hava alanlarını geri almışlar, garnizonları sarıp tanklara uçaklara yol vermiyorlardı Rabbim kendi için mücadele edenleri yine korumuştu. Bütün dünya donup kalmıştı. . Dünyadaki sayılı devrimlere parmak ısırtacak büyüklükte bir direniş yaşandı. İnsanlar ölümü göze almış tankın, topun, füzenin üstüne yürümüştü. Sadece Türkiye değil Gazze, Kosova, Bosna, Sudan vb. gibi birçok yer de ayağa kalkmıştı. Kâbe imamı sabah namazında “-Rabbim Türkiye’deki Müslümanları koru” diye dua ediyordu.

Böylece millet hür iradesine, ülkesine ve demokrasisine sahip çıkmıştı. Bir avuç kendini bilmez ABD’nin “Bizim çocuklar”ı, devşirilmiş haşhaşı gurup birkaç saat içinde darmadağın olup gitmişti. Osmanlı’nın yıkılışını hazırlayan “Onların çocukları”nı bu kez millet durdurmuştu. Bu son 15 yıldır devam eden özüne, Osmanlı Ruhu’na dönüşü zirveye doğru çıkaracak bir hız kazandıracak büyük bir diriliştir. Böylece millet kendini değiştirmek istediğini ispat etmiştir.  Artık şüphe yok çok güzel şahlanışlar görülecek. ZAFER HAKKIN VE HAKKA İNANLARINDIR.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 22.07.2016 - 15:37 -352-
Bu sayfayı paylaşın :