Mostar

-A A +A

Mostar’a giderken yol üstü bir köye uğradık. Yolun üst tarafında Müslüman Boşnaklar, alt tarafında Hırvatlar oturuyordu. Sırp saldırılarının tam bir vahşete dönüştüğü günlerde bir gece Hırvatlar toplantı yapacağız diye köyün büyük küçük bulabildikleri bütün  erkeklerini toplayıp 65 kişiyi camiye kapatarak topluca yakmışlardı. Caminin yakınına dikilen anıtta yakılarak şehid edilen köylülerin isimleri yazıyordu.

                 Tarihî bir eser olan Mostar Köprüsüne,  Sırplar kadar ırkçı olan Hırvat topçuları nişan alarak hangi ruhla ateş etmiş olabilirlerdi? İspanyolların askeri araçlarla malzeme taşıyarak karşı tepeye diktikleri kocaman Haç neyi anlatmaya çalışıyordu? Minareye ve cami hoparlörüne nispet olsun diye Çan kulesi şehrin görüntüsünü bozacak şekilde yükseltiliyor ve kulesine  hoparlör bağlanıyordu.

                Devlet-i Aliyyenin kendisi gibi büyük mimarı Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Hayrettin Ağa tarafından yapılan Mostar Köprüsü asırlara meydan okuyarak geliyordu. Altında akan nehri bir hilâl gibi kucaklamıştı. Ne istediniz bu canım eserden? Behey adamlar bu eser Müslüman Boşnaklara kalmasa bile dünyaya miras kalırdı. Anlaşılan günümüz Avrupalıları Endülüs’ü yok eden İspanyollardan daha vahşi. Onlar Kurtuba Camiini, Elhamra Sarayını kısmen muhafaza etmek gibi bir basiret göstermişlerdi. Endülüs eserlerini çekip alırsanız tarihi eser adana bugün İspanya’da hiçbir şey kalmaz. Turizm faaliyeti biter. Fakat bunlar o kadar da basiret gösteremediler.

                Sonuç: Bosna-Hersek’te Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar bir aradalar ama aralarında barış olduğu söylenemez. Aynı dili konuşmalarına rağmen birbirlerine şüpheyle bakıyorlar. Ve ister istemez dil birliği gönül birliği değilmiş diye düşünüyorsunuz. Savaş sırasındaki Sırp vahşeti ve ırz düşmanlığı Müslüman Boşnaklar için başlıca nefret sebebi. Karlofça (1699)’dan buyana bölge Almanya, Avusturya, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin ve dahi ABD’nin tahrik ve kışkırtmalarına muhatap.

                Hırvat ve Sırp milletvekilleri Tito sonrası Yugoslavyasında mecliste bile birbirlerine kurşun sıkmaktan çekinmiyordu. Bu kışkırtıcı tavırlar Balkan Coğrafyasını Osmanlı Devleti’ne düşman haline getirdiği gibi ekilen ırkçı tohumlar bugün de bu bölgedeki milletlerin birbirlerini yemelerinin başlıca sebebi olmuştur. Bu açıdan bakıldığında “Bosna’nın daha çok işi var” demekten kendimi alamıyorum. Boşnakların gözünün Türkiye’de olduğunu görüyorum. O sebeple Gönül Coğrafyamız için “Umut Ülke: Türkiye”dir, diyoruz. Bu arada Slavların İstanbul’a bugün hâlâ Zarigrad dediklerini hatırlatmak isterim.

                Sırplar ve Hırvatlar böyle düşünürken, gezi boyunca şuursuz bir rehber: “Tito akıllı biriymiş, komünist olmasına rağmen Ruslar gibi yapmamış, dinlerini öğrensinler diye Yugoslav Müslümanlarını Mısır’a göndermiş” diye bir söz etti ki, kısmet olursa o bahsi de başka bir yazıyla ele almayı düşünüyorum.

                Saygılarımla.

Kategori: 

1 Comment

Teşekkürler İsmail Bey: Bu

Teşekkürler İsmail Bey: Bu makale bana şu sözleri hatırlattı. Gavurdan dost, domuz derisinden post olmaz. Her zaman bunlara şüphe ile bakılmalıdır. Dünyada Müslümanlığı ortadan kaldırmak için elinden gelenleri yapıyorlar ve yapacaklardır. İşaallah Müslümanlar uyanır. saygılarımla.....

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.01.2017 - 11:47 -499-
Bu sayfayı paylaşın :