Müftü nikah kıyar..

-A A +A

Bir yasa değişikliği ile müftülerin de nikah kıyması kararlaştırılırken büyük bir gürültü koptu. İşin aslı müftünün dini kimliği idi. Laik ve seküler taife, evlenirken; dini bir atmosferi teneffüs etmek istemiyor.

Gürültünün asıl nedeni bu. Onlar istedikleri gibi evlenmek istiyorlar. ”Ona ne, kime ne, buna ne” demek istiyorlar.

Ama gerek Avrupa müktesebatına baktığımız zaman, gerekse mevzuata baktığımız zaman müftülerin nikah kıymasının hiçbir mahsuru yok.

Ülkemizde medeni kanunun verdiği imkanlar ile nikah kıymak; köy muhtarlarına ve belediyelere ait. Belediyelerde evlendirme memurlukları var. Evlenmek isteyenler, gerekli evrakları hazırlıyorlar, uygun görülüyorsa, yasal engel yoksa, herkes evleniyor. Ve işin en önemli tarafı, bu evlilikler kayıt altına alınıp ciltler dolusu tutanaklar, şerhler, ilaveler yazılıyor. Zaten evliliklerde asıl olan kayıt tutmak. Nüfus, miras ve akrabalık olaylarının çözümü evlenmelerin kayıt altına alınması ile mümkündür. Nesebin sahihliği de kayıt ile mümkündür. Kayıt olmasa, devlet evlilerin çetelesini tutmasa, bir nesil sonra kayıt  dışı ve gayri sahih nesep türeyebilir. Gayrimeşru yaşayışlar, nesib bozucu evliliklere dönüşebilir. Kaydın asıl önemi budur. Bir de “ölüm hak, miras helal” denmiştir. İleride miras hükümlerini kolaylaştırmak için nüfus kayıtlarının ayrı bir önemi vardır. Bir adamın 40-50 yıl sonra bir mirasçısı çıkıp gelebilir. Bu, evliliklerin kayıt altına alınması ile mümkündür.

Şimdi bu kadar önemli bir işi yapacaklar arasına bir de müftüler eklenecek. Müftüler de evlenenler için defter tutacak. Buradaki kayıtlar, başka yerlere aktarılacak. İlerisi için büyük bir belge oluşturulacak.

Şekil olarak bakalım bu işe.. Muhtar, bir evlenme kaydı tutuyor. Geçerli oluyor, Belediye de bir evlenme defteri tutuyor. O da geçerli oluyor da, müftünün tuttuğu evlenme defteri niçin geçerli olmasın?Yeni evlenme kayıt defterinin  nasıl yanlış yanı olabilir? Tam prosedüre göre tutulursa? Müftü ayrı bir kural mı uygulayacak? Devletin kurallarını uygulayacak elbette.? Diğerlerinden ne mahsuru olabilir? Buna karşı çıkmak peşin hükümlülüktür.

Evlenme, aslında iki kişinin, yani bir erkekle bir kadının hayatlarını birleştirmeleridir. Bunu aşikare ve  herkesin gözü önünde ilan etmeleridir. Biz bunu bir şekle sokmuşuz. Evlenirken, alt tarafta koltukta seyirciler olduğu gibi, memurun önünde iki de şahit olur. Aslında ayrıca iki şahide gerek yoktur. Onları sahnede izleyen yüzlerce davetli de şahit sayılır. Ama deftere herkesin adı yazılamayacağı için, yüzlerce davetli içinden sembolik olarak  iki kişinin adı yazılır. Önemli olan da  o ikisinin evlendiğinin herkese ilan edilmesidir. Asıl olan onların evlendiklerini herkesin bilmesidir. Karı-koca hayatı yaşadıklarını, onların karı-koca olduğunu herkesin bilmesidir.

Biz buna biraz çeşni katmışız. İşin içine eğlence koymuşuz. Düğün demişiz buna. Eğlencenin değişik şekillerini de ekleyerek. Köy yerlerinde eskiden, düğünlerde güreşler olurdu. Fener alayları olurdu.

Yarışmalar olurdu. Evlenenlerin mutluğu için herkes ayrıca mutlu olurdu. Evlenenlere hediyeler verilir yardımlar yapılırdı. Bu, işin başka yönü tabii..

Bir de başkalarına bakalım.. Başka ülkelerde nasıl oluyor bu evlilikler.. Kimler kayıt tutuyor, kimler nasıl bir işlemle evleniyor? Avrupa’da da evlilikler şekil olarak bizimkine benziyor. Onlar da evlenenlerin kaydını tutuyor. Oralarda da evlenmek isteyenler, Belediyelere gidiyor. Bizden farklı olarak yıllardır onlar ayrıca Kiliseye de gidiyordu. Yani Avrupa’da nikahı, hem belediyeler kıyıyor, hem papazlar. Yani hem dini otorite, hem yerel yönetim bu işi yapıyor. İsteyen istediği yere gidiyor.

Hatta dini duyguların kuvvetli olduğu bazı Avrupa ülkelerinde halkın çoğu belediyelere değil, kiliseye, papazlara gidiyor. Avrupa’da papazlara nikah kıyma hakkı verildiğinde; bizdekilerin “müftüler nikah kıymasın” diye itiraz ettiği gibi, “papazlar nikah kıymasın” diye nümayiş yapıp yapmadığını bimiyoruz.

Ama, bir çok Avurapa ülkesinde halk, papazların kilisede nikah kıymasından o kadar memnun ki, belediyede nikah oranı, kilisedeki nikah oranından daha düşük. Mesela, İtalya’da kilisede kıyılan nikah, bediyelerde kıyılan nikahtan daha fazla. Halk kiliselere daha çok rağbet ediyor.

Bizim “müftüler nikah kıyamazcılar,” laf açıldığında “Avrupai olmaktan” bahsetse de  Avrupalı  kadınlardan daha geriler. Onlar avuçlarının içine ruj yapıştırıp, protestolara katılmışlar. Ellerine kına  yakıp protesto etselerdi, ben kendilerini belki desteklerdim. Protestoya kına sebebiyle “milli” bir hava vermiş olabilirlerdi çünkü. Rujla boyanmış eli İle  protestoya katılınca; hem Avrupaileşme ile ters düştüler, hem de dini bir atmosfere karşı çıkmış gibi oldular. Sorsak, bunların çoğu, medeni nikahtan sonra bir de hocaya gidip dini nikah kıydırmıştır. Çünkü bizde bir gelenek daha vardır: Medeni nikahtan sonra dini nikah olmazsa işlem tamamlanmaz diye..

Müslüman bir ülkede Müslümanlar, kendi kendileri ile çelişmemelidir..

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 18.10.2017 - 13:24 -235-
Bu sayfayı paylaşın :