“Müslüman böyle yapar mı? ”

-A A +A

Toplum hayatımızda bazen alışılmışın dışında davranışlar gösteren insanlar vardır. Bir çok özelliği normal bir insanın özelliği olmasına rağmen, hele bu özellikleri sebebiyle takdire şayan kişilerden olmasına rağmen o kişi, kendinden  umulmayan haller de gösterebilir.

 

Bu özelliklerden bir çoğu sanki irsi zannedilir. Bir adamın babası sinirli ise çocuk da sinirli olur sanılır.

Oysa o öyle değildir. Bu yanlış kanı hastalıklarda da kendini gösterir. Yani bir çok hastalığın da irsi olduğu zannedilir. Oysa çocukta görülen sinirli hal ile çocukta görülen hastalık hali, o halin irsi olmasına bağlı değil o halin kültürel olmasından kaynaklanır.

 

Şöyle düşünelim: Baba sinirli. Geçimsiz. Baba, geniş ailesi ile belki kendi anası ile çocukları ve çocukların anası ile birlikte yaşıyor. Adam, sürekli stres halinde ve sinir gösterileri yapıyor. Bazen belki haklı. Bazen de kendini kontrol edemeden ve haklı olmadan bağırıyor. Sağa sola saldırıyor. Çocuklar da bunu sürekli görüyor. Çocuk büyüyüp evlendiği zaman; “babam gibi olmayacağım” demesine rağmen bundan huy kapıyor. O da aynı hali  gösteriyor. Bunun kandaki bir madde ile ilgisi yok. Bu kültürel bir durumdur.

 

Çocuğun dimağında ortam yer etmiştir. O hali sürdürmese bile, başka bir şekilde o ortam kendini gösterir.

 

İşi sağlık yönünden ele alırsak, evin şişman anası, büyüdükleri zaman kızlarını da kendi gibi şişman yapıyor. Babaları da zaten şişman. Kızı birisi ile evlendiriyorlar. Damat da yeni evlerinde bir süre sonra aynı akıbete uğruyor. O da şişmanlamaya başlıyor. Bu, kesinlikle onların yemek pişirme sistemlerinde birbirlerine benzeyen bir işlevden kaynaklanmaktadır diye düşünmek lazımdır.

 

Herkes aynı türden yemek yerse, aynı türden malzemeler kullanırsa, aynı türden sistemle doyarsa bunlar elbette birbirlerine benzerler. Ve bunların şişmanlık yönünden ve beslenmeye dayalı hastalıklar yönünden aynı akibete uğramaları mukadderdir.

 

Yani demek istediğimiz, bir çok hal, kültürel sebeplerledir. Kanda sinirlilik diye bir virüs yoktur. Kanda şişman olmayı getiren bir virüs gene yoktur. Bu durum bulunulan ortamın etkisindendir. Yani olay irsi değil kültüreldir. Yeme bozukluğundandır. Veya yeme tarzındandır.

 

Şimdi konunun bir başka yönüne geçelim..

 

Bu geçimsiz, sinirli ve kavgacı sert adam, namaz kılan, islamı kendi çapında yaşayan bir insan olursa o hal ile bu durum birbirine yakışır mı? Buna; sen ne biçim müslümansın? Senin gibi bir adam böyle işler yapar mı? denir mi? Müslüman adam geçimli olur. Sert olmaz. Hal ehli olur. Senin halin söylediklerine uymuyor denir mi?

 

Bir kere, bir inancı yaşamak ayrıdır, bir tavır içinde olmak ayrıdır. Bütün insanların tavırlarını aynı yapma, his ve duygularını aynı yapma durumu yoktur. Tornadan geçirilmiş insan tipleri meydana getirilemez. Algılar, yorumlar daima farklıdır. Temel kurallarda birlik olur. Bir  müslüman, Allah’ın emirleri ve sünnete uyuyorsa, toplum kurallarına uyuyorsa, diğerlerini farklı yorumlayabilir diyoruz. Ama bir müslüman sinirli olur mu? Bir müslüman geçimsizlik yapar mı? Bunlar biraz izafi konulardır. Karşısındaki şahıs ile uyuma bağlı bir durumdur bu. Karşısındaki şahıs ile uyum yoksa onun adına geçimsizlik denir. Değilse o şahıs başka birisi ile pekala uyum içinde olabilir. Yani geçim veya geçimsizlik muhataba bağlıdır. Peki şahıs sinirli olursa, ”. böyle müslümanlık olur mu” denebilir mi?

 

Bir olay anlatayım kararı siz verin..

 

Zübeyir Bin Avvam, bir islam kahramanıdır. Aşere-i Mübeşşere’dendir. Yani dünyada iken cennet ile müjdelenen 10 kişiden birisidir. Kendisi, Hz.Ebubekir’in kızı Hz.Esma ile evlidir. Yani Ebubekir’in damadı ve peygamberimizin de bacanağıdır. Mübarek bir insandır.

 

İslama büyük hizmetleri olmuş bu insan, evlilik hayatında, eşi Esma ile geçimde başarılı değildir. Esma validemiz, sürekli Zübeyir’in geçimsizliğinden ve sinirliliğinden şikayet etmiş, çoluk çocuğa karıştıktan ve 50 yaşını geçtikten sonra eşi Zübeyir’den boşanmıştır. Hz. Esma, ondan sonraki hayatını oğlu Abdullah bin Zübeyir ile birlikte geçirmiştir. Şüphesiz, Hz. Esma da büyük bir insandır. Hz.Ebubekir’in sıcak ev ortamında ve islamın ilk heyecanında büyümüştür.

 

Hz. Ali, Medine’de halife seçildiğinde, o gün Mekke’de bulunan Hz. Zübeyir, baldızı Hz. Ayşe ve Hz. Talha Medine’ye dönmeyip üçü birden Basra’ya geçerek; Ali’ye karşı asker toplamışlar ve meşru halifeye karşı gelmişlerdir. Ve Hz. Ayşe, Hz. Ali’ye karşı ablasından boşanan Zübeyir ile birlikte hareket etmiştir. Bu son anlattığım da olayın başka bir yönüdür.

 

Evet, iki büyük insan, böylesi bir ortamı yaşamıştır. Müslüman böyle yapar mı diyebiir miyiz?

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.12.2016 - 20:37 -250-
Bu sayfayı paylaşın :