Müslümanlara Ilımlı İslam Tuzağı

-A A +A

Batının ve ABD ‘ nin , dünyada siyasi, askeri, iktisadi ve teknoloji alanında tek güç olmak istemesi vazgeçilmez ideallerindendir. Kendilerinin dışındaki ülkeleri ve milletleri de sömürge alanlarına dahil etmek  istemektedirler. Gayri islami ve insani olan bu düşüncelerinin yegane alternatifi   İslamdır. Çünkü  biliyorlar ki İslam insana değer verir. İnsanlara ırk, din,dil ayrımı yapmadan sahip çıkar. İslam’daki merhemet; ahiret, cennet, cehennem, şehitlik, gazilik, tebliğ, cihat ve fetih kavram ve kuralları  müslümanları haksızlık zulüm ve barbarlığa karşı koymaya çağırır.  İşte ahlaki ve insani değerlerden uzak olan Batının, korktuğu,  insanlığın yegane kurtuluşuna yol açacak olan islamın; temel değerlerini tahrip etmek, yozlaştırmak suretiyle islamı ve müslümanları etkisiz hale getirmeyi planladılar.    Bunun için de İslam’ı Tevhid inancından koparmayı ve İslam’ı yozlaştırmayı hedeflediler. ve son asırda ılımlı islam diye kökü   Batılılara ait olan ılımlı islam projesini uydurdular. Bu projenin Türkiye ve İslam aleminde uygulamasını sağlamak için de Fethullah Güleni seçtiler. Fethullah Gülen, verilen bu görevi yerine getirmek için Diyalog ve hoşgörü programlarını hayata geçirdi.  İslamın temel akidelerinden olan Kelime-i Tevhid üzerinde değişiklikler yaptı. Şöyle dedi: “  Herkes Kelime-i Tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir, hatta Kelime- i Tevhidin ikinci bölümündeki “Muhammet Allah’ ın Resulüdur”ü kaldırarak sadece ilk kısmını ikrar eden (Yani Allah’ın varlığına inanan) kimselere ( Yani Hıristiyanlara) rahmet ve merhamet nazarı ile bakılmalıdır...”dedi.

Zaman gazetesinde çıkan bir makalede de aynı konu vurgulanıyor. Şöyle ki: “ Mühim olan Kelime- i Tevhid inancıdır.  Hz. Muhammeti kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir Kemal mertebesidir.” Yani “Başörtüsü olmasa da olur. O bir teferruattır” dediği gibi...

Tüm Müslümanların islamın temelini oluşturan tevhid inancının  Kur’ an ve Sünnetteki asıl şeklini  ortaya koymak gerekir. Müslümanların  ılımlı İslam tuzağına düşmemeleri için Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve diiğer din adamlarına görevler düşmektedir. Tevhid’in esası Allah ve Rasulü’ne imandır. Mü’min olmanın temel şartlarından olan bu hükmü değiştirmeye kimse yeltenemez. Allaha imanın şartlarından olan Hz. Muhammede imanı reddetmek yani “  Ben şahitlik ediyorum ki Hz. Muhammed Allahın kulu ve elçisidir” kabulunu reddetmektir. Halbuki Allah’a iman  edip Resulüne  inanmamak küfürdür. Mümin olmanın temel şartlarından biri Allaha ve Resulüne imandır. Peygamberine inanmayan Allahı da inkar etmiş demektir.

Nitekim Kur’ an- i Kerimde “ Gerçek şu ki

1.       Allahı ve peygamberlerini tümüyle inkar eden Tanrı tanımazlar, maddeciler

2.       Allaha inanmakla birlikte vahiy ve peygamberlik gerçeğini inkar ederek Allah ile Peygamberler arasında ayrım yapanlar

3.        Ve “Biz Allaha, peygamberlerine, kitaplarına, meleklerine... iman ederiz, fakat son peygamberi ve Kur’anı kabul etmeyiz yani Peygamberlerin bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz” diyenler

4.       Ve bazen imana, bazen de inkara meylederek bunlar arasında bir yol tutturmak isteyen ikiyüzlüler varya:

“İşte onlar gerçek kafirlerin ta kendileridir ve kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır!

Buna karşılık: Allaha ve bütün peygamberlerine –aralarında hiçbir ayrım gözetmeden- iman eden gerçek müminlere gelince :Allah onların mükafatını elbette verecek ve bundan önce işledikleri günahları affedecektir. Zira Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” ( Nisa suresi, Ayet 150-151-152 Açıklamalı Kur’an Meali)

Bazı sapıklar, Yahudi ve Hıristiyanlara hoş görünmek için bizim Peygamberimiz Hz. Muhammede inanmasanız da mümin sayılırsınız cennete gidersiniz diyorlar.Allahu Teala Kur’an da pek çok ayette Allaha imanla Resulüne imanı, imanın şartlarından olduğunu bildiriyor.

Fetih Suresi Ayet 13’ de : “ Kim Allaha ve Resulüne iman etmezse bilsin ki biz kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır” buyrulur.

Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurur: “Varlığım kudret elinde bulunan Allaha yemin ederim; Bu ümmetten Yahudi olsun, Hiristiyan olsun  kim benim Peygamberliğimi duyar da benim getirdiğime iman etmeden ölürse mutlaka cehennemliklerden olur” ( Müslim: 153).

Sevgili Peygamberimize (sav.) iman etmeden müslüman olamayız, çünkü Resulullaha(sav.) iman eden aynı zamanda Allaha iman etmiş, onu inkar eden Allahı inkar etmiş olur. Peygambere iman onun Allah’dan getirdiği herşeyi kabul etmek ve bunlara iman etmektir. Bu sebeplere Nübuvvete ve Risalete inanmadan sadece Allahın varlığını kabul etmek, Allah nezdinde imanın  geçerli olması için yeterli değildir. Bizler Allaha iman ile Resulüne imanın ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul ederiz. Resule iman olmadan Allaha imanın yeterli  olmayacağına inanırız. Çünkü Kuran-i Kerimde Allah’u Teala:

“Ey iman edenler, Allaha ve Resülüne iman ediniz ( Kur’anı iştip dururken ondan yüz çevirmeyiniz)” ( Enfal Suresi;20)

“Ey iman edenler Allaha ve Resulüne hainlik yapmayın, bile bile emanetlerinize de hainlik yapmayın” ( Enfal,27)

Kur’an’da yüzlerce ayeti kelime Allaha ve peygamberlerine iman etmeyi emrediyor aralarında bir ayrım yapmadan hepsine iman etmeyi emrediyor. Hıristiyan ve Yahudilere hoş görünmek için Hz. Muhammed’e inanmasanız da cennete gidersiniz. Ona iman, imanın şartından değildir. Ona iman, imanın kemalatındandır diyen kişi, kendisi  de dinden çıkmış olur. Bu kişiye bu haliyle de  tabi olanlar da küfre girmiş olurlar. Avrupa ülkelerinde diyalog toplantılarında namaz vakti girdiğinde ezan okunurken ezandan “Ben şahitlik ederim ki Muhammed Allahın Resulüdür” kısmını çıkararak ezanların okutulmasının anlamı nedir? Kime ne mesaj verilmek isteniyor?

 O zaman, Allah- u  Tealanın “ Resülum! Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik” ( Enbiya suresi107) buyruğu neyi ifade ediyor?

Fetih Suresinde de “ Allah Rasülunü doğrunun eğrinin ölçüsünü ortaya koyan hidayet ve hayata hükmedecek dosdoğru bir inanç sistemi olan hak din ile gönderdi ki, onu bütün batıl dinlere ve aslen ilahi vahye dayansa bile zamanla bozulmuş  ve özünden saptırılmış olan bütün inanç sistemlerine egemen kılsın. Allah bu dini kafir yönetimlerin gölgesi altında ve onların izin verdiği ölçüde varlığını sürdürsün diye değil hayatın her alanına hükmetsin diye göndermiştir. Buna şahit olarak da Allah yeter.”

O gönderdiği ayetler ve fiilen ortaya koyduğu mucizelerle şehadet eder ki: “Muhammed Allahın Resulüdür. Onun  yanında yer alan müslümanlar ise inkarcılara karşı son derece kararlı ve çetin; birbirlerine karşı ise çok şefkatli ve merhametlidirler...” ( Fetih Suresi, 28-29 Açıklamalı Kur’ani Kerim Meali)

Alemlere rahmet olarak gönderilen son hak din İslamı, yeryüzüne yayan insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkarsın diye gönderdiği bir peygamberin peygamberliğini reddetmek: bir de getirdiklerinin bir kısmını kabul, diğerlerini hafife almak şeklinde bir İslam anlayışı sapıklıktır. Allah ve Resulüne ihanettir. İhanetin sonu ise cehennemdir.

Ilımlı islam’ın islamla ilgisinin olmadığını bir sonraki yazılarımızda Allah nasip ederse yazmaya devam edeceğiz. Sözlerimi Rabbimizin bildirdiği bir dua  ayetiyle bitirmek isterim. “Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize katından bir rahmet bağışla , çünkü sen sonsuz nimetleri hesapsız bir şekilde çok çok bağışlayansın.”( Ali İmran suresi, Ayet 8)

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 11.11.2016 - 10:23 -462-
Bu sayfayı paylaşın :