Müslümanlık Milletleri Tanır-Irkçılığı Kabul Etmez

-A A +A

                 Müslümanlıkta üstün ırk yoktur. Irkçılık sakat bir ideolojidir. Onu yakın geçmişte Hitler söyledi, Mussolini söyledi. Günümüzde de takipçileri olabilir. İslâm milletleri, kavimleri tanır ama ırkçılığı kabul etmez. Irkçılık ayaklar altındadır.

                İnsanlar arasındaki ayrılık sebebi kıskançlık ve haset yani çekememezlik. Bu ruhî hastalık günümüz insanlarında da yaygın bir şekilde görülmektedir.

                “Din hususunda apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü aralarında hükmedecektir.” (Casiye,45/17)              

                “Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler.” (2/121)

                Sayın Şahin,  şu ayetlerden yola çıkarak Kur’ân ayetleri arasında “çelişki” olduğunu düşünmektedir. Üstün yaratıldıkları halde onları niçin dost edinmeyeceğiz? Sayın Şahin’in sorusu bu.

                 “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.”(Mâide, 5/51)

                “İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah’a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: “Biz Hıristiyanlarız” diyenleri bulursun. Onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.” (Mâide, 5/82)

                Çölde yaşayan A’rabilerin (bedevi) ve şehirde yaşayan Arapların durumu gibi. Çöl şartları Bedevileri daha şedit yapmıştır. Şöyle de bakabiliriz: Ahmet, Mehmet ve Hasan bana düşmandır. Ama Hasan düşmanlıkta daha şiddetlidir; Mete, Cemil ve Abdurrahman beni severler, ama Abdurrahman daha çok sever, gibi.

                               ÜSTÜN GELMENİN ŞARTLARI VARDIR

                Vaktiyle onları âlemlere, başka milletlere üstün kılmıştık. Nasıl üstün olmuşlar? Peygambere ve kitaba iman ederek. Yani Allah’ın emirlerine uyarak. Yap denilenleri yaparak, yapmayın denilenleri yapmayarak yahut yapmaktan sakınarak.  İsrailoğulları, Musa (a.s.) Peygambere iman ettiler, Firavuna galip geldiler. Çölde aç kaldılar, susuz kaldılar. Allah kudret helvası ve bıldırcın eti gibi iki nimet vererek yardım etti. Ama sonra ne yaptılar? Yerin bitirdiklerinden de isteriz, soğan, sarımsak isteriz diye isyan ettiler. Musa (a.s.) Tur Dağına çıkınca, başlarında Harun (a.s.) olduğu halde Allah’a imandan uzaklaşıp isyan ederek Samiri’nin yaptığı buzağı heykeline taptılar. Allah’ı apaçık görmedikçe sana iman etmeyeceğiz, dediler. Peygamberleri yalanladılar ve öldürdüler. Her fırsatta isyan ve ihtilal yapmaktan geri kalmadılar. Arzuları üzerine düşkünlükleri, fesat çıkarmaya meyilleri, Hakk’a karşı kibir ve inatları pek kuvvetlidir. Meşhur Babil Sürgünü ve Roma İmparatorlarından Espasyanos’un oğlu Titas’ın sürgünleri bu fesatlar üzerine olmuştur. Kur’ân’daki pek çok ayet bunları haber vermektedir.

                Yahudi ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tanımayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Onları gerçekten dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz.

                 Dikkat edilirse “Yahudiler ve Hıristiyanlara dostlar olmayınız” buyurulmamış, “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz” buyurulmuştur. Çünkü “Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.” (Mümtehine, 60/8) buyurulmuştur.

                İkinci Dünya Harbinden sonra, İsmet Paşalı yıllarda ABD’yi dost edindik günümüzü gördük. Ondan önce, Tanzimat döneminden itibaren Avrupa Avrupa dedik sonumuzu hazırladık. Son olaylar, Yahudi ve Hıristiyanların dost edinilemeyeceğini göstermedi mi? Yine aynı olaylar, İran’ı da yanlarına alarak onların ancak birbirleriyle dost olduklarını göstermedi mi? (2 Mayıs,2017)

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.05.2017 - 14:33 -152-
Bu sayfayı paylaşın :