Nübüvvet/Risalet Ve Elçiye / Hz. Muhammed'e İtaat

-A A +A

4.    BÖLÜM

       Matüridi, nebi/resul gönderilmesi konusunda; “İnsan, Allah’ın verdiği büyük akıl nimeti ve evrenin kullanımının da kendisine sunulmuş olmasına rağmen, sadece akıl ile, bütün her konuyu anlayıp bileme ve sorumluluklarını yerine getirme yeterliliğine sahip değildir. Bunu bilen Yüce Allah, her topluma resul/nebi göndermeyi gerekli görmüştür”  der. Bu konuda şu iki ayetin mealine bakalım:

    Bakara 2/213 “Bütün insanlık bir zamanlar tek bir topluluktu(ümmetti); (sonra ihtilafa düşmeye başladılar), bunun üzerine Allah, müjdelemek ve uyarmak üzere nebiler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere gerçeği bildiren kitapları indirdi. …”                                                          

     Nisa 4/165 “Biz elçileri, insanların, onların gelmesinden sonra, Allaha karşı ileri sürebilecekleri hiçbir bahaneleri/mazeretleri kalmasın (diye gönderdik). …”

     Meallerini verdiğimiz ayetlerin İmam Matüridi tarafından yapılan yorumu: “Ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki, Allah’ın insanlara elçi göndermesinin amacı, kendisine itaat ederek emirlerini yerine getirenleri, ilerde kavuşacakları güzel son (cennt) ile müjdelemek, isyan edip emirlerine karşı çıkanları ise kötü son (cehennem) ile uyarmaktır.”

     Hz. Muhammed’in (SAV) Vekilliği Konusu:                                                                                               

     Enam 6/107 “Eğer Allah dilemiş olsaydı Ondan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştıramazlardı (müşrikler). Biz seni onların üzerine koruyucu/gözetleyici yapmadık. Sen onların üzerine bir vekil (yaptıklarından sorumlu) de değilsin.”   

      Yunus10/108 “(Ey Resul!) De ki: Ey insanlar, şimdi size Rabbinizden hakikat(bilgisi) gelmiş bulunuyor. Bundan böyle kim ki doğru yolda ilerlemeyi seçerse, bu kendisi için seçmiş, kim de (doğru yoldan) saparsa, o da kendi zararına sapmış olur. Ben sizin başınıza bir vekil/bekçi değilim.”

     İmam Matüridi burda şu yorumu yapar:  “Rasullerin asıl görevleri sadece tebliğdir. Allah’ın kendisine indirdiklerini olduğu gibi insanlara bildirmektir. Ayrıca Allah’ın elçileri olan rasuller, Allah’ın vekilleri olmadıkları, olamayacakları gibi, esasen insanların vekilleri de değildirler. Aynı zamanda rasuller/nebiler de diğer insanlar gibi, Allaha karşı (kulluk yükümlülükleri olan, birer insandırlar.”                                                                                  

      Kur’an ı Kerim, Allah tan aldıkları vahyi insanlara iletmekle görevli olan  “rasullere” uymanın gerekli/zorunlu olduğunu, pek çok ayeti kerimede bildirmektedir. Konu ile ilgili ayetlerin meallerini verdikten sonra, İmam Matüridi nin yorumuna bakalım.                               

     Al-i İmran 3/31 “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun/beni takip edin ki,  Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok affedicidir, eşsiz merhamet kaynağıdır.”

Bakara 2/285 “Rasul Rabbinden kendisine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü’minler (iman etti).Hepsi Allah a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandılar: ‘O’nun elçilerinden (rasullerinden) hiç biri arasında ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!’ derler.”  

     Matüridi’nin birinci ayet üzerine yapmış olduğu yorumunu şöyle özetleyebiliriz: Muhtemel ki Allah cc, “’biz Allah ı seviyoruz’ diyen Kitap ehlinin söylemini test etmekte ve şöyle mukabelede bulunmaktadır: “Bana olan sevginizde samimi iseniz, sadece beni sevmek yetmez, size vahiy nimeti getirmekle görevli elçimi de sevip ona itaat etmeniz gerekir. Zira elçime gösterilen sevgi ve itaat, bana yapılan, gibidir.”                                                             

     İkinci ayette geçen” ‘Elçilerden hiç biri arasında ayrım yapmayız.’ İfadesinin, mü’minlerin ağzından söylenmiş olması muhtemel bir söze Allah vurgu yaparak, doğru olan bu sözü tasdik etmesidir. Zira Müslüman mü’minler, peygamberler arasında ayrım yapan Yahudi ve Hırıstıyanlar’ın aksine, Allah ın elçileri/rasulleri arasında bir ayrım gözetmiyorlardı.’

     Yine Bakara suresi 285. Ayette: “İşittik ve itaat ettik” ifadesinde de Matüridi iki ihtimal anlama yormaktadır. Bunlardan biri, “Mü’minlerin demesi odur ki: Ey Rasul! Senin sözünü ve çağrını işittik, duyduk ve bu hakikate icabette sana uyduk, itaat ettik.’  Diğeri  ise, “Bu Kur’an ı işittik, anladık ve onda olana itaat ettik.”

     İmam Matüridi, diğer birkaç Kur’an ayeti olan (Enfal 8/1,20,46) geçen, “… Allah’a ve elçisine kulak verin/ itaat edin…” ifadeleri hakkında da şu iki yorumu yapar.                             Birinde şöyle der: “Allah a itaatten kasıt, O’nun emir ve nehiylerine itaat; elçisine itaatten kasıt ise, adap ve geleneklerinde ona uymak ve itaat etmektir.”  Diğerinde ise, Allah a itaatle     Rasulü’ne itaat arasında hiçbir fark yok mu dur? Sorusuna cevap olabilecek bir yorumda bulunur. Şöyle ki: “Kim rasul’e itaat ederse Allah a itaat etmiş olur.” Şeklinde gelen Nisa suresi 80.ayetine atıfta bulunarak şöyle der: “Kişi ancak Allah a itaat amacıyla rasul’e itaat edebilir. Çünkü ayette ki emir,  kişinin;  Rasul, Allah’a davet ettiği için, rasule itaat etmesi şeklindedir. Allah rasule itaati ibadet kılmamıştır. Çünkü rasule ibadet kesinlikle caiz değildir. Ancak  Allah, rasule itaati, ibadete dönüştürmüştür. İtaat  konusu her zaman ibadet kategorisinde değerlendirilemez. Bu nedenle , bazen itaat edilen kişi ‘muta’ (kendisine itaat edilen) olarak anılsa da, ‘mabud’ (Kendisine ibadet edilen) olarak vasıflandırılamaz.”

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.01.2017 - 09:46 -143-
Bu sayfayı paylaşın :