Ortadoğu ve Dış Siyasete Bakış

-A A +A

 

Tarihten günümüze, ülkemiz üzerinde çok sinsi ve planlı senaryolar devam ede gelmiştir. Türkiye bir kuşku, çekişme, endişeli bekleyiş, bir ateş çemberi ve bir kaos döneminden geçmektedir… Problemlerin çözüm anahtarı olacak milli siyaset, hazin bir kargaşa dönemi yaşamakta içte ve dışta kendini ispat ya da inkâra sürüklenmektedir.  Türkiye’nin dış politik hedefleri, Orta doğudaki rolü, Irak ve Suriye politikaları gözden geçirilmeli, yerli ve milli düşünce önemsenmelidir.

Emperyalizm azgın iştihasıyla ne yazık ki Müslüman coğrafyasını yeni haçlı ittifakıyla, kuşatmasıyla parçalamaya çalışıyor. Bu yaşananlar Ortadoğu'yu yakıyor ve bundan ülke olarak bizler de etkileniyoruz. Şu ya da bu sadece bir iktidar meselesi değil bir ülke, millet ve inanç meselesidir. İkinci Dünya savaşının kan kokan zihniyetleri ve güç merkezleri bu gün de aynı oyunlarını sürdürmektedir. 11 Eylül’den sonra “Küresel teröre karşı önleyici savaş doktrini” diyenler gayet akıllı, kılı kırk yararcasına, oynayabilecekleri tüm rolleri hesaba katarak düğmeye bastılar ve oyun sahnededir!

Artık ihanetler alenidir. Sanırım CIA, MOSSAD ve Enteli Jans servisler bizim için devrededir.  Projeleriyle Türkiye ve mazlum milletler sömürülmeye önü kesilmeye, yarını karartılmaya, beynelmilel sermaye memnun edilmeye çalışılıyor. Ortadoğu’nun şekillenmesinde başta ABD olmak üzere, uluslararası ve bölgesel güçler Türkiye’yi Halep ve Musul’un dışında tutmak için ellerinden gelen tüm gayreti sarf ediyorlar.

''Tarihini Bilmeyenin Geleceği Olmaz.'' İsrail bilim adamından evvel iyi, zeki tarihçiler yetiştirmeye önem veriyor, neden mi; “köklü devlet olmak, ayakta dik durmak için.”

Ortadoğu'da ABD’nin, İsrail’in, İngiliz’in, Fransız’ın, Almanya'nın bölücülük, Kürtçülükle ilgili plan ve projeleri hiç değişmedi. Geriye dönüp baktığımızda, ülkemiz projeler içersine itilmiş ya da kendini bu senaryoların ortasında bulmuş, birçokları da bu projelere alet olmuştur. Birinci dünya savaşı sırasında Rusya’nın da dâhil olduğu1916 Şubatında İngiltere  ve  Fransa’nın Ortadoğu topraklarındaki çıkarlarını korumak ve genişletmek adına yaptıkları gizli antlaşma olan Sykes- Picot hatırlanmalıdır!  Hafızalarımızı yokladığımızda aklımıza gelen ilk siyasi hamle de ABD Başkanı Wilson tarafından 20. yüzyılın başlarında çizilen bir harita ile belgelidir.  Wilson, Türkiye’nin kuzey doğusunda bir Ermenistan ve güney doğusunda da Kürdistan haritası çizmişti. Merhum Turgut Özal ile Baba Bush arasında o yıllarda halen içeriğini tam bilemediğimiz o özel görüşme ile projelerin temeli atılmıştı! Olaylar hızlı bir şekilde gelişirken, eski A.B.D. Büyükelçisi Morgan Abramowitz de, Türk-Kürt Federasyonu konusunu dillendirmeye devam ediyor, bu şekillenme safha, safha ilerliyordu…

Stratejik körlüğe mi uğradık ki, Müslümanlara yapılanları ve senaryoları göremiyoruz… ABD İkiz kulelerin vurulmasıyla düğmeye basmış, haçlı ittifakı ve seferinin başladığını açık ilan etmişti. Amerika'nın özellikle 11 Eylül sonrasında ciddi biçimde silah satmaya başladığına dikkat çeken New York Times; “Türkiye terör örgütleriyle savaşmıyor bunlara destek veren ülkelerle savaşıyor” diyordu.  Bu gün aslına bakılacak olursa PKK, IŞIT, DEAŞ, PYD gibi terör örgütleri sözde "Kürt sorunu" adı altında bölgenin istikrarının ortadan kaldırılması ve derin güçlerce doğal kaynaklarının sevk ve idaresini kolaylaştırma adına, 1925'ten bu yana kullanılan Musul-Kerkük oyununun güncellenmiş farklı maşaların günümüzdeki versiyonlarıdır. Bu şer odaklarının devamlı arkasında olan İsrail ve Amerika vardır, Batı vardır.

Batı dünyasının sahibi olduğunu düşündüğü Orta Doğu'ya yeni bir şekil verme projesinin Suriye ve Irak ayağında durum gittikçe kızışıyor… Gizlenen asıl amaç BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) değil midir? Ortadoğu’da hiçbir zaman muharref tevrattaki; Arz-ı Mev-ud planından “ (Nil'den Fırat'a kadar olan bölge, vaat edilmiş topraklar) hülyasından vazgeçmeyen bir İsrail, bugün bu bölgeyi şekillendirmeye çalışan baş aktör Amerika ve sömürücü Batılı ülkelerin planı sürmektedir. Amaç; Kuzey Irak’ta özerk bir Kürt bölgesi kurulmalı ve Ortadoğu coğrafyası içinde A.B.D.’nin güvenebileceği ve enerji kaynaklarına bekçilik edebilecek, Kuzey Irak petrollerini güvenle Akdeniz’e ulaştıracak yeni bir güç merkezi oluşturmak. Sonuçta ABD nin hedefinde, yenidünya düzeninde bölgenin yapılanması, emelleri ve İsrail'in güvenliği var.

Batı, ABD ve İsrail Ortadoğu’yu paylaşmaya çalışsa da dün olduğu gibi bu gün de bir Türkiye gerçeği göz ardı edilemez. Türkiye’yi yönetenler ve savunanlar, Türkiye’nin topyekûn bir savaşla karşı karşıya kaldığını görerek stratejilerini buna göre kurmalıdırlar. Dış politikamızda önemli olan başarı ya da yenilgi değil, bu süreçte bizim ne yapacağımız veya yaptığımızdır! Türk siyaseti saldırılar karşısında birlik oluşturamaz, çözümler üretemezse milletin varlık ve geleceği için var olan devlet, devlet kuvvetlerinin birlik ve ahenk içinde yönetimi zaafa uğrayacaktır.

ABD, “Nerede Kürt devleti?” diyerek Lozan’ı kabul etmemiştir. ABD bu süreçte GOP projesi için Türk askerini bir taşeron gibi kullanmak istemektedir. ABD, Irak’ı ve Suriye’yi bölerek, “Büyük Kürdistan”ı Türkiye eliyle kurmaya çalışmaktadır. CIA terörle ülkeleri meşgul ederken ABD Orta doğuda kendinden başka oyun kurucu istemiyor. ABD için, Türkiye Ege’de, Akdeniz’de Ortadoğu’da, Kafkasya’da, Kıbrıs’ta ve Güneydoğu’da yenilgiye uğratılması gerekli bir düşmandır. Çünkü bu bölgede emperyalist oyunlarını bozabilecek tek askeri güç Türkiye’dir.

Türkiye’nin tarihten gelen Misak-i milli sınırları içerisinde Musul, Kerkük ve Süleymaniye de vardır. Güzel bir hülya… Ancak, bu gün geçmişte de söylenen; “Bir koyup beş alacağız” sözü, tersinden de işleyebilir… Müsaadenizle bunu sana yedirmezler… “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım.” Hani Egedeki kıta sahanlığı ne oldu. 12 ada gitti derken 18’e çıktı, Süleyman Şah Türbesi yerinden alındı. Türkiye şunu asla unutmamalıdır ki, bu gün dost, müttefik görünenler yarın seni menfaatleri uğruna terk ederler. Ne diyor ABD eski başkanı “ABD’nin dostundan önce menfaatleri gelir”

Bu gün muharref Tevrat la muharref İncilin ittifakı vardır. Yani Haçlı-Siyon ittifakı vardır. Her ikisi de Müslümanların nimet ve kanından beslenerek emellerine ulaşmak istemektedirler. İnsanımızın, Müslümanların uyanması ve uyandırılması gerekir. Bu konuda tarihte İslam’ın bayraktarlığını yapmış yüce milletimize bu gün de görevler düşüyor.

Türkiye için neyin doğru neyin yanlış olduğuna batılı müttefik, dostlarımız değil bunun kararını devlet ve milletimiz belirlemesi gerekir. Türkiyesiz Ortadoğu şekillenemez. O halde BOP un taşeronluğunu yapmadan, kan ve zulme rıza göstermeden barıştan yana, mazlumdan yana olmalıyız. Türkiye’nin hükümranlık haklarını sonuna kadar savunmalıyız. Artık Büyük Orta-Doğu projesine hız verilecek, yeni olaylar ve gelişmeler yaşanacaktır...  

Mücadele; bir milletin yok oluşana, yıkılışına mani olmanın esası, temelidir! Türk siyaseti saldırılar karşısında birlik oluşturamaz, çözümler üretemezse milletin varlık ve bekası için var olan devlet ve kuvvetlerinin birlik ve ahenk içinde yönetimi zaafa uğrayacaktır. Emperyalizmin sömürüsünden kurtulmak adına Türkiye, çevresinde güçlü ittifaklar oluşturmalı ve yeni bir barış kuşağı için tarihi adımlar atmalıdır. Ülkemiz, devletimiz; Türk ve İslam dünyasının çekim merkezi, kutup yıldızı olduğunu bilmelidir…

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 15.10.2016 - 11:39 -1,134-
Bu sayfayı paylaşın :