Ortadoğu’da yeni dengeler..

-A A +A

Bu yazımda, Ortadoğu’daki gelişmeler ve dengeler konusunda 3 konuya temas edeceğim. Irak ve Suriye’de ABD, siyasi  etkinliğini kaybetti. ABD, önce Irak’ta yıllara varan siyasi bir yön verici oldu.

Kuzey’de Barzani’yi ABD güçlendirdi. 1. ve 2. Irak operasyonu ile ABD, Irak’a iyice hakim oldu. Hatta o zaman bazı gazetelerde; “Güney Komşumuz ABD“ diye esprili yazılar yazıldı. Irak’a atanan ABD genel valisi, burayı, ABD adına yönetti.

Barzani’nin bağımsızlık referandumu, ABD’nin Irak’taki gücünün bitmesinin kırılma noktası oldu. ABD Barzani’yi yalnız bıraktı. Aslında Barzani’yi böylesi bir yalnızlığa sürükleyen, O’nu tahrik eden ABD idi.

Barzani yaptığı hatayı anladı ama, şimdi bunun faydası yok.

Ayrıntıları belki yıllar sonra açıklanacak. ABD’nin bu sıra Irak’ta hedefi yok. Irak merkezi hükümeti l5 saatlik bir operasyonla, Barzani’nin hakim olduğu yerleri aldı. Bölgede otoritesini de bitirdi. Barzani, şimdi eli kolu bağlı, merkezi Irak hükümeti ne derse onu yapmaya hazır. Bu tamamen bölgede ABD etkinliğinin bitmesi demek. Yoksa Barzani’nin gücü ve Irak’taki gelişmeler tamamen ABD etkinliği ile oluyordu.

ABD’nin Suriye’deki etkinliği de bitmek üzere. Güya, Deaş’ı bitirmek üzere planlar ve operasyonlar düzenledi ABD.. DEAŞ, kanlı bir savaş yürüttü. Yenilmez bir güç gibi gösterdi kendini. Onun yaptığı zulümleri kimse yapmadı. O zaman DEAŞ’e karşı mücadele edenler kahramanlaştırıldı. Onlara sempati uyandırıldı. DEAŞ, Irak ile Suriye arasında bir İslam devleti kurmayı amaçlıyordu. Ama  yaptıkları ne İslam’a, ne de insanlığa uymuyordu. ABD Suriye’ye bu ortamda girdi. DEAŞ’a karşı mücadele veren ABD, aynı hedefte gibi gösterilen PYD isimli terör örgütünü destekledi. Onu kara gücü gibi kullandı.

Oysa PYD, bölücü PKK örgütünün Suriye versiyonu idi. Ve bu iki terör örgütü müşterek hareket  ediyorlardı. Bunu ABD, ya anlamadı, ya geç anladı. Bu arada, DEAŞ’a karşı mücadele ediyor diye PYD’ye binlerce araçlık silahlar  veriliyordu. Bu silahların anında PKK’ya gittiğini Türkiye ispatladı. ABD, PYD’ye silah verirken iyi niyetli değildi. Mesela uçaksavar veriyordu. Oysa DEAŞ’ın uçağı yoktu ki neyi savacak? Bunun Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere pKK’ya ulaştırılacağı açıktı.

Bu arada Ortadoğu’daki savaşların “vekalet savaşları” olduğu vurgulandı. DEAŞ’ı aslına ABD’nin kurduğu, ABD’nin bölgeye yerleşmek için haklı bir mazeret bulmaya çalıştığı, bunun da DEAŞ belası  olduğu vurgulandı. Son gelişmeler, bu tezi destekliyor gibi görünüyor. Yani DEAŞ bir proje idi. Ve ABD DEAŞ’ı yok etmek için bölgeye yerleşecekti. Yerleşti de. Ama sonra ne oldu?Güçlü(!) DEAŞ önemli bir kayıp vermeden, önemli bir savaş vermeden kendiliğinden kayboldu. Başkent Rakka bile toz duman..

Yani DEAŞ, ABD Ortadoğu’ya yerleşsin ve ona karşı mücadele ediyor gibi görünsün diye gene ABD tarafından kurulmuş idi.

Ancak ABD, terör örgütü DEAŞ’i bitirmek için bir başka terör örgütü ile PYD ile anlaşmıştı. DEAŞ’ın terkettiği yerlere PYD yerleşti. ABD Türkiye’nin ısrarlı tutumu sayesinde PYD politikasını gözden geçiriyor gibi intiba uyandırdı. PYD’ye silah yardımı yapmayacağını açıkladı ABD başkanı. Ancak bu derin ABD yetkililerinden ve Pertagon’dan gelmiş ve doğrulanmış haber değil henüz. Cılız bir şekilde “PYD’ye verilen silahların geri alınacağı” da belirtildi. Bu mümkün değil bir kere. Karşıda taahhütlerini yerine getirecek bir devlet yok ki, silahların envanteri olsun.. Ve verilecek söz tutulsun.. Tamamının “düşman” tarafından imha edildiği iddia edildiği zaman bunun tazmini de, ispatı da mümkün değil.

Şimdi, ortada bir DEAŞ kalmadığına göre, PYD ile politikasını gözden geçirdiğine göre, Irak’tan çekilen ABD’nin artık Suriye’de işi olabilir mi? Olamaz. ABD, Suriye’den de çekiliyor. Yeni bir tarz, yeni bir gizli plan yoksa..

Şimdi Suriye’de üç güç var: Türkiye, İran ve Rusya.. Suriye, eskiden beri Rusya’nın etki alanındadır. Iran’ın bölgede Şii nüfus ve örgütler nedeniyle hedefleri vardır. Türkiye de Kuzey Irak’taki oluşum gibi bir oluşuma karşı güney’de, yani Suriye’de menfaatlerini korumak durumundadır.

Bu arada anlatacağım diğer bir konu, PKK terör örgütünün stratejik bir hedef kaydırması hareketidir.

Silahlı kuvvetlerin önemli ve etkin araçlarla yaptığı mücadele sonunda PKK, doğu ve Güneydoğu’da  büyük kayıplar veriyor. Bunda örgüt şeflerinin önemli bir kısmının da yakalandığı veya etkisiz hale getirildiği gözleniyor.

Diğer yandan, örgütün sanki ağırlığını, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’dan Suriye’ye kaydırdığı intibaı uyanıyor. Türkiye’de eylem imkanı azalan PKK’nın ağırlık merkezi de Sincar  oldu. Irak’ın Sincar ilçesinde zapt edilmiş bir bölge bunların elinde. Nizamiye ile girilen, giriş çıkışı tamamen örgütün elinde olan bir komuta merkezi var orada. Örgütün, Sincar’da komuta merkezi kurması, Suriye’deki olaylara daha çabuk müdahale etmesini amaçlıyor olabilir. Zira Suriye’de, PYD’nin yer yer hakimiyet elde etmesi, PKK’nın Türkiye’deki eylemlerinden daha önemli hale gelmiş olabilir. Burada varlığını korumak, ABD ile yakınlaşmak ve iç içe olmak, daha önemli olmuş olabilir. Veya Suriye’deki hedefleri PYD ile birlikte gerçekleştirmek daha önemli hale gelmiş olabilir. Yani orada güçlendikten sonra Türkiye’ye yönelmek gibi.. Suriye’deki eylemlerin içinde çok büyük oranda PKK varlığı vardır. Zaten yukarıda da izah edildiği gibi; ABD silahlarının büyük kısmı PKK’ya gitmiştir. Sonra Sincar, Suriye’ye Kandil’den daha yakın.

Yazımın 3. konusu, Ortadoğu’da bazı petrol sahalarının Sultan Abdülhamit tarafından şahsi mülk haline getirilmesi ve Sultan adına tapu kesilmesi konusu  idi. Yer ve zaman kalmadı. Başka bir zamana inşallah. Hepinize hayırlı günler dilerim. 02.12/H.A.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 01.12.2017 - 22:16 -347-
Bu sayfayı paylaşın :