+A A -A

Osman! Dillere Düştük

-A A +A

                Tanıdığınız iki isim, ikisi de rahmet-i Rahman’a kavuştu. Osman Erkoç - Saime Erkoç çifti. Rabbim her ikisine de, onlar gibi dava adamı olup rahmet-i Rahman’a kavuşan bütün arkadaşlarımıza da, bütün geçmişlerimize de merhametiyle muamele eylesin.

                Rahmetli Osman Ağabey, kadir kıymet bilir bir insandı ve arkadaşlarının üstüne toz kondurmak istemezdi. Hatta yaygın tabirle onları büyültmeye, yüceltmeye çalışırdı. Vaktiyle dikkatimizden kaçan bu ilgiyi onda fazlasıyla görürdük.

                Birkaç arkadaşla rahmetli Halit Yıldırım’ın dükkânında otururken, o sırada hâkim stajyeri olan rahmetli Muhittin Bacanlı saat kulesi istikametinde yürüyordu. Bir arkadaşımız “Muhittin, Muhittin” diye seslenerek yanımıza gelmesini istedi. Rahmetli geldi birlikte çay içtik. Osman Ağabey, sohbetin sıcaklığı içinde, arkadaşımızı da incitmeyecek şekilde sözü birbirimize karşı nasıl davranmamız gerektiği konusuna getirdi; “Evvela bizler birbirimize karşı hitabederken, arkadaşlarımızı toplum içinde yüceltecek şekilde konuşmalıyız. İlkokul, ortaokul, lise yıllarına ait alışkanlıkları bir kenara bırakmalıyız. Mesela, yarın öbür gün hâkim koltuğunda adalet dağıtacak arkadaşımıza veya herhangi bir makamda bulunacak arkadaşımıza Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin diye hitabedemeyiz, onları Mustafa Bey, Ahmet Bey, Muhittin Bey gibi unvanlarla anmalıyız” demişti. Mekânı cennet olsun. (Amin.)

                Merhum Osman Erkoç, Mücadele Birliği ve Yeniden Milli Mücadele hareketi içinde sınırsız fedakârlığı ile temayüz etmiş bir isim. Allah vergisi kocaman gövdesi ve ondan daha büyük yüreğiyle her zaman ve her zeminde arkadaşlarının yanındadır. Elbette ona en yakın desteği sevgili eşi Saime Yengemiz vermektedir. Daha önce de belirttiğim gibi Mücadele Birliği gönüldeşi olup da onların evlerinde yemek yemeyen kimse yok gibidir. Evli çiftlere, bekâr gençlere; ilçelerden, civar illerden ve yolu Yozgat’a düşmüş bütün misafirlere başta gönülleri olmak üzere kapıları ve sofraları açıktır. Dolayısıyla herkes onları ve evlerini, evlerindeki eşyaları bilir ve tanır.

                Yozgat’taki evli arkadaşlardan bazılarının eşleri, kocalarından, eskimiş ve yıpranmış olduğundan bahisle evlerindeki mobilyaları değiştirmelerini isterler. Arkadaşlara göre mobilyalar eskimemiştir, henüz kullanılabilir özelliklerini yitirmemişlerdir. Bunlar atılsa ve yerlerine yenileri getirilse israf olacaktır. Arkadaşlar, bu maksatla eşlerine, bir yandan fikirlerinin doğruluğunu anlatmaya çalışırken bir yandan da Osman Ağabeylerin mobilyalarını örnek göstermektedirler:

                -Hanım bak, bizden çok çok önce evlenmiş olmalarına rağmen Osman Ağabeyler bile mobilyalarını değiştirmiyorlar. Biz daha şunun şurasında kaç yıllık evliyiz ki!

                Osman Ağabeylerin örnek gösterilen bu halleri döner dolaşır nihayet Saime Yengenin kulağına gelir. Saime Yenge olaya bambaşka bir pencereden bakmaktadır:

                -Osman! Dillere düştük, artık şu mobilyaları değiştir!

                Evet, neylersiniz ki, Osman Ağabeyin eşi de olsa kadın kadındır. Erkekler arasında birbirlerine benzeyenlerin oranları yüzde onlarla, yirmilerle, hatta yüzde ellilerle ölçülebilir. Buna karşın kadınlar arasında böyle bir orandan söz etmek neredeyse imkânsızdır. Bütün kadınların nev-i şahsına münhasır özellikleri vardır ve hemen hemen hiçbiri bir diğerine benzemez. Ama bazen de şu mobilya olayında olduğu gibi ortak bir noktada buluştukları da olur. (Gelecek hafta İki Kemal de Birbirine Ağabey diyor.)

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 17.04.2018 - 15:31 -559-
Bu sayfayı paylaşın :