Osman Necmi Özkan Ağabeyin Ardından!

-A A +A

 

Değerli büyüğümüz, Mücadele Hareketinin Ankara’daki önemli isimlerinden ve Vakfımızın Kurucu Mütevelli üyesi Osman Necmi Özkan 87 yaşında 9 Nisan 2017 Günü Hakka yürüdü, 10 Nisan 2017 günü de sevenlerinin omuzlarında ebedi istirahatgâhına tevdi edildi.

Kur’an-ı Kerim’de Mülk Suresinin 2. Ayetinde “Yüce Allah hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır” buyrulmaktadır. Bu ayet-i kerimenin işaret ettiği ölüm gerçeği, ömür dediğimiz geçici imtihan dünyasının sona erişi ile ebedi hayatın başlangıcı arasında bir geçiş çizgisidir. Ölüm yok oluş değil, ahiret dediğimiz ebedi hayata yolculuktur. Mümin için sevenlerine kavuşma, vuslat habercisi.

Müslüman olarak şereflendiğimiz İslâm’ın hayat anlayışı; bu dünyada ahireti kazanma ilkesine dayanır. Bu da Yüce Rabbimizin Rahman ve Rahim sıfatına sığınarak, O’na hakkıyla kulluk çabası içinde güzel amellerle bir ömür geçirerek rızasına ulaşmakla olur. Müminler olarak Yüce Rabbimizin mağfiretine sığınarak güzel amellerle sınandığımız bu dünyadan ahirete Kevser nimetleri ile mükâfatlanan kişilerle birlikte göçmeyi umuyoruz.

İşte bu imanla ölüm, ayrılık nedeniyle içimizde hüzün yaratsa da asla bizi ye’se düşürmez. Ebedi hayat hazırlığını yapmış olan mümin için ölümden korku da yoktur. Yüzlerce kardeşimizin bizzat cenazede ve Türkiye’nin dört bir tarafından yaptıkları dua ve şahitlikle de te’yid edilmiştir ki; Osman Necmi Özkan Allah’a kullukta, imanıyla, inancıyla, salih amelleriyle kâmil bir mümin, insanlıkta örnek bir kişilikle aramızdan ayrıldı.

Osman Necmi abinin bir diğer özelliği Dava Adamlığı ve Mücadeleciliğidir. Gencecik yaşlarımızda tanıştığımız Mücadele Birliği ekolünün milletimizin varlık ve bekasına yönelen tehlikelerle mücadele ideali, Allah rızası temeline dayanıyordu.  Bu ortam, sağlam bir iman, irade ve kararlılığa sahip, vefa, fedakârlık ve güzel ahlakla donanımlı, şahsiyetli, idealist, dava adamlarını bir araya getirdi, yetiştirdi. Hasbi mücadele anlayışı bizi sarsılmaz kardeş yaptı. Sevgi yüklü bir kardeşlik!

Peygamberimiz (sas) in tavsiyesine uygun olarak Osman Necmi abiyi hayırla yâd ediyoruz. Sözü uzatmamak için sosyal medyada da paylaşılan iki yazıyı onun hatırasına katkı için naklediyorum.

Önce oğlu Kasım’ın kaleminden

‘Babam’

Babam Osman Necmi Özkan  87 yaşındaydı. 9 Nisan Pazar akşamı vefat etti. Allah cennetiyle şereflendirsin.

Hayatı boyunca tüm imkânlarını dava arkadaşlarına seferber etti. Üniversitede okuyan, yolu Ankara’ya düşen hemen her arkadaşımız onun sofrasında yer buldu. 

Arı Mobilya ile başlayıp Seray mobilya ile devam eden ticari hayatında iki marka arasında zorlu bir dönem geçirmişti. Çok sıkıntılı günlerdi. Evin bir odasını atölyeye çevirmişti ve haftada bir kanepe döşeyerek evini geçindirmeye, çocuklarını okutmaya çalışıyordu. Tabi müşteri bulabilir ve sipariş alabilirse…

Bir gün Antalya’dan bir arkadaşımız evimize geldi. Ara ara gelirdi ve bizde bir gece de olsa misafir olurdu. Akşam yemeği için bir hazırlık ve kıpırdanma olmadığını fark edince anneme “teyzem, ben aç geldim. Hangi güzel yemeklerinden nasipleneceğiz bu akşam?” diye sormuştu. Annem ezildi, kızardı; "Ramazan bey oğlum, evde hiçbir malzemem kalmadı, ekmek bile yok. Yemek yapamadım.” deyince (Allah ondan razı olsun) arkadaşımız hemen fırlayıp çıktı. Biraz sonra elinde 2 file dolusu bakkal ve manav alışverişiyle döndü. 

Varlıkla yokluğun bu kadar keskin yaşandığı o dönemlerimizde babamın eli biraz para gördüğü zamanlar haftada birkaç kere, bazen ayda birkaç kere de olsa arkadaşlarımıza evde yemek ikramı yapar, sohbet ortamı oluştururdu. On kişi davet ettiğimiz iftar yemeklerinde 25-30 arkadaşımız evimize gelirdi. Yerlerde de olsa sehpa kenarlarında da olsa herkese yer bulur, herkese yemek yeterdi. Rabbim bereketini verirdi. Ankara’da okuyup babamın sofrasında yemek yememiş öğrencimiz, kardeşimiz olmamıştır diye biliyorum.

O kadar genişti ki soframızda en yukardaki ağabeyler de, öğrenciler de, çekirdek satıp davaya katkıda bulunan arkadaşlarımız da yer bulurdu. Soframızda arkadaşlarımız hiç eksik olmadı.

Evlenen arkadaşlarımıza altın takacak durumumuz olmaz ev hediyesi olarak getirdikleri kumaşı perde olarak diker, emeğimizi hediye ederdik. Annem (Allah ona hayırlı ve sağlıklı ömürler versin) perde kumaşını “yıkandığında çekmesin, arkadaşımız uzun yıllar kullanabilsin” diye küvette suya basar iki gün bekletir, sonra o kumaşı bir şekilde asıp kuruturdu. Metrelerce kumaşı küçücük evinizin daracık balkonunda kurutmaya çalışmanın sıkıntısını bugün iyi imkânlar içinde yaşayanların anlaması mümkün değildir. Babam kuruyan kumaşı keser, annem de dikerdi. Arkadaşımızın evine takmak da genellikle Ali abime (Allah ona hayırlı ve sağlıklı ömürler versin) arada bir de bana düşerdi. 

Yaz aylarında memlekete giderdik. Giderken evimizin anahtarını O zamanlar Maltepe’de Gerçek dergimizin bürosuna götürüp bırakırdık. Şehir dışından birileri gelecek olursa kalabilsin diye. Bazı illerden hastası olan arkadaşlarımız gelir bizim evimizde bir hafta on gün kalırlardı. Biz yokken evimizde kimin misafir olduğunu bazen yıllar sonra karşılaştığımızda kendileri söylerse öğrenirdik. Bizde özel kontenjan yoktu. Sınırlanmamıştı hiçbir imkânımız hiçbir arkadaşımıza.

Aklıma geldi; şöyle bir yazayım hatıralarımızı dedim. Güzel günleri unutmayan arkadaşlarımız arar sorarlardı.

Cenaze namazına Türkiye'nin değişik yerlerinden bizzat gelen dostları oldu. Telefon ve diğer sosyal imkânlarla arayarak samimi ve içten taziyelerini bildiren dostlarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz, ablalarımız, bacılarımız, arkadaşlarımız ve akrabalarımız oldu. Hepsine yürekten teşekkür ederiz. 

Babam ömrü boyunca çaba sarf etti, gayret etti, mücadele etti. Dostlarının vefasını ve sevgisini o gün de gördük, yaşadık. Allah yolunda hiç bir gayret, çalışma ve mücadele karşılıksız değil. Rabbim onu gittiği yerde de çok sevdiği Peygamberimizin sancağı altında gölgelenenlerden eylesin.

Âmin.

Kasım Kardeşimin bu yazısını okuyunca kendi öğrencilik yıllarımı hatırladım. Kayseri’de öğrencilik yıllarımda iki aile vardı. Abdülkadir Hasbek ve Tahir Mavili. (Tahir Mavili de Hakka yürüdü. Allah Rahmet eylesin). Hepimiz öğrenci idik. Aile sıcaklığını özleyince evlerine vakitli vakitsiz koşardık. Meselâ Makbule abla bize sofrada sıcak bir çorba, peynirli makarna bir de pancar turşusu ikramı, ne kadar lezzetli idi. Demek ki, o yıllarda Ankara’daki öğrencilerin aile ortamı özlemini, Muazzez ablanın bereketli ikramları, Osman abinin sıcak yuvası gidermiş.

İşte ‘müminler kardeştir’ ilkesini en canlı şekilde içten ve gönülden yaşayan sevgi dolu bu topluluğu Osman Necmi Abinin cenazesinde bir daha capcanlı gördük. Gerek cenazeye katılan, gerekse sosyal medyada taziyede bulunan binlerce kardeşimizin O’na olan hasbi sevgi, saygı ve iltifatını görünce, Baba şefkatiyle kucakladığı gençlerin Osman abisinin sadece 5 evladı değil, binlerce evladı varmış, her insana nasip olmayan ne büyük mutluluk!..

Cemal AKKUŞ’un kaleminden:

Bir Varmış bir yokmuş… Kar beyaz bir Osman Necmi Amca varmış... Mücadelenin aksakallı amcası, giderken Nisan ortasında mezarına da ak düşürdü. Onu karlarla uğurladık.

Güler yüzlüydü; ona biri Osman amca dedi mi karşılığında sıcak bir gülümseme alırdı.

Müşfikti; etrafında herkesi iyiliğe ve en iyiye teşvik ederdi.

Mücadeleciydi; Allah'ın davası söz konusu olduğunda yenilmez bir savaşçıydı. Cömertti; tüm imkânlarını dostlarına seferber ederdi.

Yardımseverdi; bayramda memleketine gidemeyen öğrencilere harçlık gönderirdi. Zanaatkârdı; çekyatı literatürümüze soktu ve Seray Sofa markasını ülkemize kazandırdı.

Girişimciydi; Sitelerdeki döşemeci atölyesinden 120 bayilik uluslararası bir firma çıkardı.

Tüketici dostuydu; ARGE’de üretilen her modele defalarca oturur, rahat edemediği kanepeyi tüketiciye sunmazdı.

Babaydı; pırıl pırıl evlatlar yetiştirdi.

Birleştiriciydi; cenazesinde bile Türkiye’nin hazinelerini bir araya topladı.

Aydındı; her yaşta okurdu, Kur'an rehberliğinde incelerdi.

Mütevazıydı; sıkıldığında gökyüzüne, övüldüğünde toprağa bakardı.

Milliyetçiydi; ülkesi için kendi ile beraber ailesini adamıştı.

Mümindi; Allah için sever, O'nun için yaşardı.

Muhacirdi; Artvin yaylalarının havasını Ankara'ya taşımıştı.

Ensar’dı; Ankara'ya her gelene evini açardı.

Zengindi; geride binlerce duazen bıraktı.

Mekânın Cennet olsun. Dostlarına selam söyle bulut Amca.

Daha binlerce mesaj ve paylaşım. Herkese nasip olmayan bir dua seli. 

Vakfımızın Kurucu Mütevelli Heyet üyesi olan Osman Necmi Özkan abi çalışmalarımıza ömrünün sonuna kadar vargücü ile maddi ve manevi desteğini esirgemedi. İnşaallah bu iyilik ve yardımları ebedi hayatında sadaka-ı cariye olarak ameline yansır. Aramızdan ayrılışıyla bizi de öksüz bıraktı. Tüm camiamızın, sevenlerinin, başta Muazzez abla olmak üzere ailesinin başı sağ olsun, Ruhu şâd olsun. Mekânı Cennet olsun.

Ali AY
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Genel Müdürü

Etiketler: 

1 Comment

Osman Amca ruhun şâd olsun.

Osman Amca ruhun şâd olsun. Seni tanıdığım kadarıyla samimi bir mü'min, bir dava adamı, bir yürek adamı olduğuna şahidim. Ne mutlu sana ki ardından duâcıların var. Hayırla yâd edilmen ne güzel.Ümidim ve duam şudur ki; Rabbim günahlarını da sevap hanesine yazarak tüm sevdiklerinle birlikte sorgusuz sualsiz Firdevs cennetlerinde buluştursun. Amin.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.04.2017 - 15:59 -1,164-
Bu sayfayı paylaşın :