Problem Üreten Bataklıklar Gibi

-A A +A

                Söze şuradan devam edelim. Geçtiğimiz hafta içinde çoğu hukukçu bir grup gence şehirleşmenin problemlerini sordum. Hiçbiri kalabalık şehirlerden memnun değildi. Henüz hayat yolunun başında olmalarına rağmen hepsi eski mahallelerini ve küçük kasabalarını özlüyordu. Bu gençlere göre, çok katlı apartmanlarda insanlar birbirlerini tanımıyor ve hatta asansörde bile birbirlerine merhaba demiyordu. Genç hukukçular, eski mahallelerinin sıcaklığını ve küçük yerleşim yerlerinin yaşam kolaylığını dile getiriyorlardı. Demek ki büyük şehir problem demekti. Trafikti, ulaşımdı, sosyal kontroldü, asayişti, terördü, hizmetti, altyapıydı, kaliteydi v.s. Her yönden problem.

                Bu açıdan bakıldığında da su meselesi Türkiye’nin öncelikli olarak ele alacağı hayati bir meseledir.

                Türkiye su meselesini hallederken yanlış şehirleşme politikalarına da derhal son vermelidir. Yapılaşmanın en berbat olduğu şehir İstanbul. Onu Ankara, İzmir gibi büyük şehirler izliyor. Şehirleşme, Türkiye’nin güdülür bir ülke haline getirilmesi, ekonomik bağımsızlığını yitirmesi için modernleşme adıyla kurulan bir tuzaktı. Birilerinin ucuz iş gücü temin etmek için teşvik ettiği bir oyundu. Bu maksatla Anadolu insanının doğduğu yerde karnını doyurma ve yaşama imkânları kısıtlandı; ürününe para verilmedi, buna mukabil satın aldıklarının fiyatı ateş pahasına çıkarıldı. Böylece tuzağa düşürülen vatandaş, “taşı toprağı altın” yaygarasıyla İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere göçe zorlandı, yerinden, yurdundan ve toprağından edildi. Sonuçta asgari ücrete mahkûm edildi.

                İstanbul 70’li yıllarda üniversite tahsili için bulunduğum şehirdir. İstanbul’un nüfusu o tarihlerde 2,5-3 milyon civarındaydı. O tarihlerde de İstanbul’un bugünkü gibi trafik, ulaşım ve asayiş problemleri vardı. Boğaza yapılacak bir köprü şehrin trafik problemini halleder deniliyordu. Köprü yapıldı ama trafik problemi halledilemedi. İkinci köprü yapıldı gene halledilemedi. Bugün yapılan üçüncü köprü de hatta dördüncüsü, yetmedi beşincisi de yapılsa;  Avrasya tüneli gibi iki-üç tünel daha açılsa İstanbul’un trafik, ulaşım ve asayiş gibi problemleri bu gidişle gene halledilemeyecektir. Çünkü şehir acayip ve anormal şekilde büyümektedir. Büyüme kasıtlı olarak özendirmelerle daha da teşvik edilmektedir. Kim için ne için? Birilerinin işine geldiği için mi, birilerine rant sağladığı için mi? 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 21.02.2017 - 13:15 -384-
Bu sayfayı paylaşın :