Referandum Ateşi

-A A +A

 

Cumhur Başkanlığısistemini getiren Anayasa değişikliği CHP’nin “cansiperane”(!) çabalarına rağmen TBMM de kazaya uğramadan geçti. Fakat daha geçer geçmez daha iki ay zaman varken bütün dikkatler referanduma yöneldi. Daha siyasetin baş aktörleri (Kılıçdaroğlu hariç, fakat onu da baş aktörlerden saymalı mıyız?) referandum kampanyasına kolları sıvamadan ısınma hareketlerine başlamadan siyasi ortamın hem harareti hemde tansiyonu yükseldi. Bu ateş bu tansiyon iki ay boyunca artarak devam edebilir mi? Ederse toplumsal kutuplaşmalar patlamalara dönüşür mü? Bunların iyi hesaplanması gerek. Öncelikle bu hesabı yapacak olanlar; bu gerilimin, tercihlerinin seçmene benimsetilmesine zarar vereceğine inanan kesim olmalıdır. Yoksa Türkiyede kaos kargaşa ve terörün yükselmesini isteyen odaklar açısından zaten istenen şey budur.

Bu arada Tayyip Erdoğan’ın 3 günlük Afrika gezisinde olmasının siyaset erbabının kampanyaya başlamamasında etkisi var. Hiç Şüphesiz  Türkiyede her alanda olduğu gibi bu referandum sürecinde baş aktör, siyaset yapıcı, gündem belirleyici Cumhurbaşkanı Erdoğan olacaktır. Dolayısı ile referandum kampanyasının açılış vuruşunu da o yapacaktır. Fakat ondan da önce sosyal medyada şimdiden yüksek hararette “evetçiler” ve “hayırcılar” savaşları başladı bile. Diğer taraftan basılı ve görüntülü medya da ondan geri kalmıyor. Manipülatif haberler  gerçeklerden ziyade hayalleri yansitan anketler havada uçuşmaya başladı bile. Anlaşılıyor ki bu güne kadar icat edilmiş ne kadar algı operasyonu propaganda komplo yöntemi varsa hepsi bu kampanyada sahne alacak.

Bu kampanya sadece “Evet”çi  AK parti MHP cephesi ile, “Hayır”cı CHP ve HDP arasında geçmeyecek. Aynı zamanda Türkiyedeki kurulu sistemin değişmesinden çıkarlarının zarar göreceğine inanan dış güçlerin istihbaratları ve kontrol ettikleri terör örgütleriyle uluslar arası ekonomi lobileriyle de mücadele edilecek. İlk girişim PKK nın Avrupa sorumlusu Rıza Altundan geldi ve Türkiye seçmenini referandıma hayır demeye davet etti ve ardından ekledi “Bunun için gerekli çalışmaların yapılması gerek” dedi. Herhalde PKK nın “gerekli” dediği çalışmaların ne olduğunu bilmek için alim olmaya gerek yok.

Elbette bu tür girişimlerin seçmenlerin oy verme davranışına nasıl etki edeceğini hepimiz biliyoruz. Türkiyede önemli kesimler tutumlarını, karşıt oldukları veya Türkiyenin hayrına hiçbir konuda var olmayacaklarına inandıkları  parti ve örgütlerin pozisyonlarının karşısında durmak şeklinde belirliyorlar.  Numan Kurtulmuş bir beyanatında, referandum sonuçlarını etkileyecek iki ana unsurun ekonomik durum ve terör olduğunu ifade etti.  Referandumdan “evet” oyunun çoğunlukla çıkması halinde terör örgütlerinin ve ardındaki güç odaklarının morallerinin bozularak terörü azdırma kapasitelerinin düşeceğini ileri sürdü. Tabii öte yandan Hükümetin de özgüven tazalemesi moralinin yükselmesi ile terörün kökünün kazınması için yeni bir enerji kaynağı olacaktır.

Fakat bu yaklaşım bile Kılıçdaroğlu tarafından her zamanki gibi mantığa takla attırma yöntemi ile yorumlandı. Hükümete yönelik olarak “ Demek ki sen terörün  kontrol düğmesini elinde tutuyorsun. Halkı evet demeye zorlamak için terörü azdıracaksin” mealinde konuşmuş. Kılıçdaroğlu’nun bu yorumu belki biraz ciddiye alınabilirdi. Eğer Mecliste Kürsü işgali Kürsü tahribi kargaşa kalça bacak isırma gibi eylemlerin müsebbibi olmasaydı. Eğer “bu Anayasa geçemez yoksa kan dökülür” demeseydi. Kılıçdaroğlu’nun mantığıyla onun tutum ve söylemlerini değerlendirirsek, asıl terörü siyasi olarak “Hayır” yönünde kullananın kendisi olduğu söylenebilir. Tabii ki ben söylemiyorum.

Türkiyenin şu andaki yumuşak karnı Suriyedeki durum.  Askerlerimiz el Bab önlerinde şehitler vermeye devam ediyor. Astana görüşmelerinde Türkiye, Rusya ve İran’ın Ateşkesin kurumlaşması yönüde uzlaşmaya varmaları önemli ve olumlu bir adım. Fakat kırılgan bir ateşkes. Bu kırılganlığı kullanabilecek güç ise ABD dir. Bunu sabote etmek için, ordu gücüne getirdiği PYD yi kullanabilir. Biz bütün dikkatlerimizi içerideki referandum sürecine yöneltmişken Bütün dünya pür dikkat kesilmiş Yeni seçilen ABD Başkanı Trump’un şapkadan hangi tavşanı çıkaracağına bakıyor. Seçim vaadi olarak söylediklerini uygulayabileceğine kimse ihtimal vermezken daha oturduğu koltuğu ısıtmadan ardı ardına “başkanlık kararnameleri” çıkarmaya ve verdiği sözleri tek tek uygulamaya başladı. Bunlardan  en tehlikelisi “İsraildeki Büyükelçiliğimizi Kudüs’e taşıyacağız” sözü oldu. Bu zaten kaynamakta olan Ortadoğuya yeni alt üst oluşlar getirir. Türkiye açısından da “ Kürtlere silah vermeye devam edeceğiz” sözüdür. Bunu gerçekleştirmeye başlarsa zaten çok kötü olan ABD ilişkilerimiz tamiri mümkün olmayacak şekilde tahrip olur.

“Evet”, “hayır” kutuplaşmasına çok fazla yoğunlaşır dikkatimizi Suriyeden ayırırsak ABD nin bir oldu bittisi ile yüz yüze gelebiliriz. Bunun için toplumsal birliğe ihtiyaç var. Ne evetçiler ne de hayır cılar birbirini vatan haini olmakla suçlayacak derecede ileri gitmemeli. Demokratik terbiye içinde her kesim akılcı ve saygılı bir kampanya yürütürse sonuç ne olursa olsun bundan Türkiye kazanır.

 

Kategori: 

2 Comments

Sayın yazar'a teşekkür

Sayın yazar'a teşekkür ediyoruz. Gerçekten referandum değerlendirmesindeki son paragrafı yazılı medyada manşetlerle, görsel medyada da etkili programlarla bol bol işlenmelidır. Bu noktaya çok dikkat. Bu bir vukufiyettir. Gönlünüze, kaleminize, öngörünüze güç kuvvet dileklerimizle. “Evet”, “hayır” kutuplaşmasına çok fazla yoğunlaşır dikkatimizi Suriyeden ayırırsak ABD nin bir oldu bittisi ile yüz yüze gelebiliriz. Bunun için toplumsal birliğe ihtiyaç var. Ne evetçiler ne de hayır cılar birbirini vatan haini olmakla suçlayacak derecede ileri gitmemeli. Demokratik terbiye içinde her kesim akılcı ve saygılı bir kampanya yürütürse sonuç ne olursa olsun bundan Türkiye kazanır.

Sitayişkar yorumunuz için

Sitayişkar yorumunuz için teşekkür ederim Yorumlarınız bizim için işık tutucu ve bu yolda gayretlerimizi yoğunlaştırmamızda teşvik unsuru olmaktadır.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 27.01.2017 - 08:36 -423-
Bu sayfayı paylaşın :