Referandum ve Beklentiler

-A A +A

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini getiren, Yasama, Yürütme, Yargı erklerinin görev ve yetkilerini yeniden düzenleyen ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ Metni Millet Oylamasından (REFERANDUM) geçti. Az bir farkla da olsa, Milletimiz Değişiklik Metnini onayladı. “TÜRKİYE’NİN REFERANDUMLA İMTAHANI” Analiz Yorum yazımızda da belirttiğimiz gibi, siyasi istikrarı sağlayacak, yürütmenin rahat karar alma ve icraat yapmasına imkân verecektir. Ancak Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri arasındaki dengede, hiç de adil olmayan bir metin onaydan geçmiş oldu.

  • Ülkemiz, Devletimiz ve Milletimiz için hayırlı olmasını diliyoruz.
  • Referandum sürecince HAYIR ‘cılar, Anayasa değişiklik teklifinin TEK ADAM sistemi, R.Tayyip ERDOĞAN yönetiminin oluşturacağı tehlike ve rekabeti üzerinden, EVET ‘çiler ise geçmişte ülkeye yaptıkları hizmetler, şayet bu referandumun hayır’la sonuçlanması durumunda siyasi, sosyal, ekonomik, uluslar arası gelişmelerde doğabilecek KAOS ve KRİZ ortamının tehlikesi üzerinden propaganda yaptılar.
  • Özetle, getirilen yeni sistemin toplum tarafından anlaşılması için müspet-menfi görüşlerle tanıtmak yerine, her iki taraf da KORKU üreterek toplumu etkileme gayretinde oldular.

REFERANDUMUN bir başka özelliği, oluşan Evet ve Hayır cephelerinin renkliliğidir.

Evet kampanyasında siyasi olarak AK PARTİ ve MHP aktif olarak yer alırken, BBP ve HÜDAPAR la birlikte, bir çok manevi – kültürel kurumun desteğini aldılar. Evet ’çiler tüm propaganda imkanlarıyla yüklendiler.          

Hayır cephesi ise daha renkli bir yapı arz ediyordu. Normalde fikri ve fiili ortamda birlikte bir arada olamayacak çok farklı kesimler, Hayır kampanyasında birleştiler. CHP, hayır kampanyasını derinden, farklı zeminlerde, sessiz bir propaganda ile öncülük ederken, Vatan Partisi ve diğer sol parti grupları, HDP ve PKK taraftarları, FETO ve Uluslar arası tüm güçler, Ayrıca Saadet Partisi, Millet Partisi gibi çok farklı gruplar Hayır kampanyasına destek verdiler.

Referandum birilerini seçmek olmadığı, Anayasa değişikliği ile ilgili evet-hayır yönünde bir tercihin seçimi, bir yasa metinin onayı olduğu halde; AK PARTİ ve MHP ‘nin muhalif ve küskünleri, Recep Tayyip Erdoğan ’nın kökten muhalifleri, yanlış yapılan işlerden (hukuksuzluk ve yolsuzluklardan) rahatsız olan kesimler Hayır oyunun %48.6 lara çıkmasında etkili oldular.

Ayrıca, bizim sıkça yazıp söylediğimiz gibi, REFERANDUMUN yumuşak karnı, zayıf halkası, DARBE TEŞEBBÜSÜ sonrası, mağduriyetlerin (haklı olup olmaması önemli olmadan) sosyal ve manevi baskısı Referanduma gerektiğinden fazla olumsuz yansımıştır. İktidar tüm uyarılara rağmen bu hususu gündemine dahi almamıştır. ( Türkiye’nin Referandumla İmtihanı yazımızda genişçe anlattık.)

Sonuçta; Hayır, tüm bu olumlu ortama rağmen %48,6 ‘da kaldı.   Evet Anayasa metnine başlangıçta %30 civarında olan desteği, %51,4’e taşıyarak REFERANDUM tamamlandı.

Ancak referandumun kırılma noktaları, TEK ADAM iddiası (Gerçekte Türkiye’de siyasi, manevi, kültürel, sivil kuruluşlardaki tek adam uygulaması vardır.) Hayır’a çok etki etiği gibi, Başbakan Binali Yıldırım’ın bozkurt işareti, Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Şükrü Karatepe’nin eyalet söylemi, CHP Konya milletvekili Hüsnü BOZKURT ve Deniz BAYKAL’ın Evet’çileri denize dökme sözleri, Avrupa’dan gelen beyanatlar neticeye etki eden hususlardı.

Diğer taraftan, oy oranlarına bakarak siyasi, ideolojik, ahkâm kesenler, hızını alamayıp siyasi-sosyal ideolojik farklılıklar üzerinden birlikte yaşamaya tahammülsüzlük gösterenler, toplumun geleceği açısından, -üzerinde durulması gereken bir konu olup-, bu kafada olanlar, ülkenin kamplaşma ve ötekileştirmeye tahammülü olmadığını bilmeleri gerektiğidir. Etnik, dini, mezhep, siyasi, vb. farklılıklarla birlikte yaşayacağız. Herkes bunu böyle bilmeli ve aklını başına almalıdır. Ucuz kahramanlıklara Milletin karnı tok!

Ayrıca, referandum gibi siyasi bir olayı, dini hatta itikadi bir anlayışla yorumlamak en azından yanlış olduğunu ve tehlikeli bir yaklaşım olduğunu belirtmek isteriz.

Bugüne geldiğimizde, CHP’nin itirazına, Avrupa’nın hukuki, siyasi çıkışlarına ve birilerinin referanduma gölge düşürme çabasına rağmen, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ, demokrasi ve hukuki manada herkesin kabullenmesi, toplumu bu kadar KAMPLAŞTIRARAK da olsa, neticelendirdiğimiz REFERANDUM ’dan  sonra yapılması gerekenlere odaklanmalıyız.

BEKLENTİLER

Referandum bitti. Şu andan itibaren önümüzde normal şartlarda 2,5 senelik, seçimsiz bir dönem bulunuyor. İstenirse bu dönemi yöneticilerimiz büyük fırsata dönüştürebilir. Sonuçlar üzerinden kimse kendine aslan payı çıkarmaya çalışmamalı,  herkes toplumun beklentilerine cevap olabilecek çözümler üretmeye çalışmalıdır. Bu pencereden baktığımızda şu hususlar üzerinde düşünmemizde fayda görüyoruz.

Siyasetten beklentiler:

  • Siyasetçiler, toplumu geren, kamplaştıran siyasi, ideolojik tavırdan ve dilden vazgeçmelidirler. Bu tavrın kendilerine de topluma da bir faydası olmayacaktır.
  • Referandumun Hayır ve Evet tarafını oluşturan grupların, bir dahaki seçimlerde birlikte hareket etmeleri imkânsızlaştırılmamalı ve her an yeni kompozisyonların oluşacağı bilinmelidir.
  • Bu uzun dönemde, siyaseten ülkemiz için ne proje üretilebilir, programlar yapılabilir, bu konuda tüm siyasi kurumlarımız çalışma yapmalıdırlar.
  • Yıllardır eskimiş, bayatlamış propaganda vasıta ve üslubu yerine, yeni propaganda yolları ve üslubu aranmalıdır.
  • Ülkemizin Anayasal yapısının, demokratik ve hukuki zemininin iyileştirilmesi için muhalefet ve iktidar; siyasi partiler ve seçim kanunu ile diğer uyum yasalarını birlikte düzenleme gayretinde olmalıdırlar.       

FETÖ mağdurlarıyla ilgili çözüm bulunmalı. Bu konuda öncelikle şu hususları herkes kabullenmelidir.

  • Darbe Teşebbüsünün oluşumu, yansımaları ve mağduriyetinin temel sorumlusu öncelikle FETÖ dür.
  • Her türlü takiyye, bir şahsa itaat ve kutsamayla binlerce millet evladının kandırıldığı, ülke ve toplum için hizmet edecek konumda insan yetiştirecekken, bu insanların ihanet içine itilerek kaybedildiğidir.
  • Hatta toplumun birçok kesiminin imkânları ve samimi desteğiyle bu güne geldikleri ve örgütle ilgili aldatıldığının kabulüdür.
  • Bugün gelinen noktada; ihanet edenle, ticaret yapan, ibadet niyetiyle samimi olarak bu işin içinde olan insanların tam ayrıştırılmasının sağlanmasıdır. Bir an önce gerçek faillerle, masumlar tespit edilmeli, suçlular cezalandırılmalıdır.
  • İşte burada, sorgu ve yargılamada tecrübesizliklerin, ihbarların, hataların meydana getirdiği ve belirsizliklerin ortaya çıktığı ama neticede insanların tutuklanmasından meslekten ihraca kadar varan mağduriyet doğurduğudur.  
  • Yapılan sorgu ve yargılamalardan örgüt suçunun, unsurları, suçun oluşumu, suçun tarihi, deliller konusunda teknolojinin (bilirkişilik müessesesi) kullanımı suretiyle müşterek bir noktanın yakalanması şarttır. 
  • Tedbir olarak denetimli serbestlik kurumunun varlığına rağmen, uzun tutukluluk süreleri toplumda menfi yansımalara sebep olmaktadır.  

Bunlardan sonra, Ülkemiz, gönül coğrafyamız ve insanlığın sulh, sükûn, barış, adalet ve kardeşçe birlikte yaşaması ve aydınlık bir geleceği için; özellikle, iktidar ve muhalefetiyle siyasiler başta olmak üzere, toplumun tüm kesim ve kurumlarına düşen ve vazgeçilmez olan görev şudur.

  • Dini hayatın, vahiy ve risaletin getirdiği inanç, ibadet ve ahlaki ilkelerin hayat kılındığı, ehli kıblenin tekfir edilmediği, hiçbir şahsın kutsanmadığı, rüya ve sezgilere göre amel edilmeden, Allah ve Peygamber dışında kimseye itaat ve biat edilmediği, takiyyenin yapılmadığı bir eğitim anlayışının inşa edildiği,
  • Milli hayatın, siyasi- ekonomik- sosyal- güvenlik- kültür- eğitim- sanat- vb. alanlarında milli hedefler ve ideallere uygun, bilim ve teknolojik gelişmeye açık bir yapılanmanın olduğu,
  • İlmi çalışmaların, aklın öncülüğünde, bilimsel ölçüler ve verilere göre planlanan, olayları ve gelişmeleri sebep - sonuç ilişkisine göre düzenlenen dinamik ve bütüncül tahlil kabiliyetleri geliştiren bir anlayışın hâkim kılındığı,
  • Genel olarak hayatımızda, araştırma- soruşturma- eleştiri- müzakere- hoşgörü kültürünün geliştirildiği, kamplaşma, ötekileştirmenin hayatımızdan çıkarıldığı, herkesi kucaklayan, nezaket ve nezahet dünyasını oluşturan ve böylece MEDENİYETİMİZİN yeniden ihya ve inşasının gerçekleştirildiği çaba ve gayreti,  hepimiz asli görevimiz kabul etmeliyiz.

İşte o zaman, gerçekten REFERANDUM’la meydana gelen neticeleri doğru değerlendirip, yeterli dersleri çıkararak, geleceği birlikte planlama ve projelendirme imkânına sahip oluruz.  Milletin beklentilerine cevap vermiş oluruz.         

 

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 26.04.2017 - 14:22 -462-
Bu sayfayı paylaşın :