Referandum Yolunda Üslup

-A A +A

Ülke olarak referanduma doğru hızla ilerliyoruz. Değişiklikler, gazi meclis tarafından kabul edilmiş olunup son sözü egemenliğin sahibi olan millet söylecektir. 1982 anayasası hazırlanış şekli ve dönemine bakıldığında bir darbe anayasasıdır. Her ne kadar %92’lik referandum sonucu ile sözde halkın rızasıyla yürürlüğe konulmuş olunsa da mevcut anayasa hem darbe anayasasıdır hem de o zaman ki referandum usulüne bakılacak olunursa halka baskı ile sunulmuş plebisit bir anayasadır. Hal böyle iken anayasanın kurucu aklı olan darbe zihniyeti olması nedeniylegünümüze gelinen süreçte anayasada birçok defa revizyonkaçınılmaz olmuştur. Bu yazıda anayasa değişikliğinin muhtevası tartışılmayacak olunup sadece referanduma giden süreçte belki de en önem arz eden hususa değinilecektir.

Referandumların asıl gayesi yapılacak değişiklik ile ilgili bu hususta halkın tercihini bizzat halka sormaktır.  Bu yönüyle sandıkta vatandaştan istenen görüş “EVET” ve “HAYIR” olmak üzere iki alternatiften biridir. Ülkemiz, 15 Temmuz gibi elim bir facia atlatmıştır. Bufacia tüm halkın yekpare olmasıyla bertaraf edilmiş bir süreçtir. Bu süreçte Türk halkı olarak maddi ve manevi birçok kayıp vermemize rağmen tarihten gelen “MİLLET” olma bilincini aziz millet tekrardan hatırlamıştır.

Referandum sürecinin en temel düsturu bu bilincin kaybolmamasıdır. Sandıktan evet de çıksa hayır da çıksa milletimizin kararı olacağından herkes tarafından kabul edilmelidir, edilecektir. Ama bu süreçte bizim için önem arz eden husus kutuplaşmamaktır. Saygı, hoşgörü kültürü ile Anadolu topraklarında yoğrulmuş kadim milletin bu süreci de aynı aklıselim ile sürdürmesi gerekmektedir. Anayasamızın 25. maddesi der ki:

“Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”

Görüldüğü üzere görüşün anayasal olarak da dayağı mevcuttur. Sürecin sertliğini belirleyecek olan hiç şüphe yok ki siyasilerin takındığı üslup ve icraatlar olacaktır. 15 Temmuz gecesi bombalar altında birlik ve beraberlik ile ilgili dünyaya ders veren gazi meclis, anayasadeğişikliği için maddelerin görüşülmesi sırasında mecliste yaşanan olaylar neticesinde bu defa sınıfta kalmıştır.Süreçte vatandaşlara örnek teşkil etmesi gereken parlamenterler, hoş olmayan üslup ve tavır takınmışlardır.

“EVET” demek de “HAYIR” demek de sizin en tabii hakkınız ve özgürlüğünüzdür. Bu hususta hiçbir zorunluluk altında değilsiniz, birbirimize saygı göstermek dışında. Ötekileştirmeden, mahalle baskısı altına almadan, hakaret etmeden, hakir görmeden; sevgi, saygı ve hoşgörü dili ile bu sürecigeçirmeyiaziz Türk milletinin her bir ferdinin şiar edinmesi gerekmektedir. Sonuç ne çıkarsa çıksın yine aynı gemide olacağız yine aynı yolun yolcusu olacağız. Unutmayalım ki sevgi özgürlüktür, saygı mecburiyettir. Bu sürecin kazananı sonuç ne olursa olsun TÜRKİYE olacaktır. Sözlerime bu topraklarda yetişmiş hoşgörü timsali olan  Hz. Mevlana Celâleddin Rumi’nin sözleri ile son veriyorum:

Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,

Ya da göründüğün gibi ol.

Kategori: 

Etiketler: 

1 Comment

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.02.2017 - 14:53 -1,356-
Bu sayfayı paylaşın :