Reklam kokan hareketler

-A A +A

                Türk Milletinin en önemi özelliklerinden biri Anadolu insanı vasıflarını üzerinde taşımasıdır. Nedir bu Anadolu insanı özellikleri? Acıyı göğüsler, sırtlanır fakat yaygara koparmaz Anadolu insanı. Aç kalmak pahasına da olsa ihtiyaç sahibine elinde avucunda ne varsa verir, bunun reklamını yapmaz. Bizi biz yapan özelliktir bu. Biz Anadolu Benliğinden vazgeçmiş gibi görünsek de mayamız bozuk olmadığı için hamurumuz da bozuk değil. Biz laf değil, icraat ehliyiz. Sessizce, yaygara koparmadan, reklam yapmadan yaparız yapacağımızı.

                2 Milyonu aşkın Suriyeli muhacir var Türkiye’de… Gayrı resmi kaynaklar bu sayının 3 milyona yakın olduğunu belirtiyorlar. Bu misafirler bizlerin belki birçok noktada zor imtihanlardan geçmemize yol açıyorlar. Neticede onlar da insanlar. Aralarında iyisi var kötüsü var inançlısı var inançsızı var iyi huylusu var huysuzu var. Gel gelelim muhacirlerin Türkiye’ye maddi anlamda külfeti açıklanan rakamlara göre ciddi anlamda çok yüksek.

                Bütün Avrupa’nın 2014 yılında resmi rakamlara göre insani yardım için harcadığı para 6 milyar dolar. Amerika’nın övüne övüne bitiremediği ve dünyaya reklam ettiği insani yardım miktarı ise 4 milyar dolar. Peki Türkiye? Türkiye; tarihine, insanına ve inançlarına yakışır bir miktarda yardım harcaması yaptı. Tek başına 6 milyar dolar… Reklamını Amerikalılar kadar yapıyor muyuz? Hayır. Avrupalılar kadar yaygara koparıyor muyuz? Hayır…

                Geçenlerde Aylan Kurdi hadisesi ile Avrupa (sözde) insafa geldi de Suriyeli göçmen krizine “artık” duyarsız kalmayacağı yönünde açıklamalar yaptı. Tamamıyla samimiyetsiz açıklamalardı bunlar fakat bizim koynumuzdaki yılan (medya) bu açıklamaları süsledi püsledi ve halka servis etti. Böylelikle ne oldu? Dünya; Avrupa’nın dört yıldır insanları ölüme terk edişini, onları umursamayışını, ateşe atışını unuttu ve birden bire insanlık ve medeniyet abidesi haline getirildi. Biz işin farkında olanlar bu zokayı yutmadık, yutanlara geçmiş olsun.

                İşin üzücü bir yönü var. Bu medya zokasını ilk yutanlar Suriyeliler oldu… Tamamını kastetmiyorum tabii ama bir bölümü geçmişi unutup, dostu düşmanı unutup Avrupa’ya doğru yollara döküldüler. Biz Müslümanların en büyük hastalığıdır bu. Dostu düşmanı ayırt edemiyoruz, dünümüzü unutuyoruz, tuzaklara düşüyoruz…

                Avrupa Suriyelilere insan gözüyle bile bakmıyor. Avrupa’ya giden Suriyelilerin maruz kaldığı hakaretleri, dayakları, işkenceleri ve ikinci sınıf insan muamelesini hepimiz televizyonlardan takip ediyoruz. Buna rağmen “umuda yolculuk” adı altında Avrupa’ya doğru göç dalgası sürüyor. Gitsinler bakalım… Umduklarını bulamayacaklarının esefle bilincindeyiz… Anlatmaya çalışıyoruz ama dinleyen ve ikna olanların sayısı çok az.

                Batı, yapmış olduğu küçücük bir iyiliği bile türlü yollarla reklam edip kendini Dünyaya pazarlasa da, biz işin farkındayız. Kendi evlatlarını yiyen bir canavardan farksız olan Batı, önce kendi pisliklerini temizlemelidir. Bu samimiyetsiz reklamlara da biz Müslümanların kanmaması gerekiyor. Bilmeliyiz dost kim düşman kim….

 Selam ile…

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.09.2015 - 14:46 -501-
Bu sayfayı paylaşın :