Risk Alma Sanatı

-A A +A

Risk almanın da sanatı mı olurmuş demeyin. Risk almak, zaten o anda ölçülemeyen nasıl gelişeceği kestirilemeyen olgularda ani bir kararla ön almak müdahale etmektir. Her ne kadar istatistik bilimi ihtimaller hesabı ile risk düzeyini azaltıcı yaklaşımlar ortaya koysa da sonuçta öngörülemeyen olgulara gelişmelere risk adını verir. Burada sezgi ve cesaret devreye girer. Risk olgusunu anlamaya çalışırken bir bakıma da Siyasetten bahsediyoruz. Çünkü aynı nitelikler siyasetin özünde de var. Siyaset sanatı ile risk alma sanatı hep kol kola dır.

Türkiyede risk alma sanatını en iyi kullanan siyasetçi hiç şüphesiz Tayyip Erdoğandır. Bu özelliğiyle Türk siyasetinin hatta bölge siyasetinin başat aktörü olma özelliğini korumuştur. Çok risk alanın hata yapma oranı da yüksek olur. Nitekim  yapmıştır da. Bunun sayısız örnklerini burada hemen sıralayabiliriz. Bu ayrı bir yazı konusu. Ama bunu iki yolla örtmüştür birincisi yeni riskler alarak ikincisi de özeleştiri yaparak.

Siyasette özeleştiri yapmak bizde daha önce hiç görülmemiş bir durum. Bu bakımdan da ilgi çekiyor. Öz eleştiri içinde halktan müsamaha ve hoşgörü talebini de zımnen barındırır. Nitekim Tayyip Erdoğan 15 Temmuz hain darbe girişimininin bastırılmasının hemen ardından öz eleştiri yapmış ve milletten özür dilemişti. Siyasetçinin hata yapma lüksü var mıdır yok mudur? o ayrı bir tartışma konusu. Siyasetçinin yaptığı hatanın başka ülkelerde istifa, siyasetten çekilme hatta japonya gibi ülkelerde harakiriye varan bedeli oluyor. Ama burası Türkiye, mevzuumuza devam edelim.

Yeni riskler almak Türkiyenin siyasi gündemini tek başına belirleme imkanını veriyor. Her alınan yeni risk yeni bir ilgi ve heyecan dalgası  yeni bir gündem demektir. Muhalefetin  hataları etkili bir şekilde ve fikri takip ile avantaja çevirme ve siyasi gol atma kapasitesinin olmaması. Medyamızın ve Kamuoyumuzun  aşırı adrenalin bağımlılığı da bu ortamı besleyen unsurlar.

Tayyip Erdoğan Anayasa referandumundan sonra yeni Anayasanın sağladığı hak ve imkanları hayata geçirmekte hiç vakit kaybetmedi ve ilk yaptığı iş partisinin başına geçip dizginleri ele almak oldu. Hemen değişim ve dönüşümden tazelenmeden bahsetmeye başladı. Hedef 2019 Kasım ayında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda kazanmaktı. Tabii bunun ön şartı da 2019 Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlerdi. Bu seçimlerde kazanılacak net ve tartışmasız bir zafer başkan seçilme yoluna asfalt döşeyecektir. “Metal Yorgunluğu” kavramını ortaya atarak Parti adına bir öz eleştiri yaptı. Bunu kamuoyunda benimsetip içselleştirdi, Bu yaklaşımdan cesaret alan halk ve medya teşkilat ve belediyelerden duyulan rahatsızlık ve şikayetleri daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. Bu sayede Erdoğan Partide yapacağı yenilenme ataklarını gerekçelendirecek hayli zengin bir repertuara sahip oldu.

Bu son gelişmeler Tayyip Erdoğanın hem öz eleştiri ve hem de Risk alma sanatını ne kadar ustaca kullanabildiğini gösteren son örnekler. Şimdi de risk alıyor. Bir taraftan tempolu bir şekilde Ak Partinin İl ve İlçe teşkilatlarını yenilerken Türkiyenin en önemli metropolerinin Ak Partili Belediye Başkanlarının teker teker istifasını almak her babayiğidin harcı değildir. Bu büyük bir risktir. Ters tepebilir parti bölünebilir veya kan kaybedebilir. Kan kaybetse de ben bunun bir hacamat etkisi olacağına inanıyorum. Yani toksinli kanların vücuttan atılıp bünyenin taze kan üretmesini ve böylece vücudun yeni bir enerji ve dinamizm kazanmasını sağlayacaktır.

Tabii bu riskleri alırken en büyük dayanağı seçmen tabanındanki hiç eksilmeyen destektir. Üstelik bu tasarrufların desteği daha da artırması söz konusudur. ”Hadi Teşkilatları anladık ta, halkın oylarıyla seçilip gelmiş Belediye Başkanlarının bu şekilde görevden uzaklaştırılması ona oy verenlere saygısızlık değil mi? Nerde kaldı demokrasi? Nerde kaldı halkın iradesine saygı?” tezini ileri sürenler hayli önemli bir konuya parmak basıyor. Fakat doğru bir beyan yalnış ağızlardan çıkıyor. Çünkü bu ağızların sahipleri için “Demokrasi” misafirden misafire camekandan indirilen kristal bardak gibi. Lazım oldukça kullanılan.

Öte taraftan baktığınızda Tayyip Erdoğan a verilen destek te halkın iradesi değil mi? Yani şimdi burada çarpışan halk iradeleri başka halklara mı ait? Bir de şu gerçeği akıldan çıkarmamak lazım. Mahalli seçim de olsa, oy verme tercihinde adayların kişiliğinin etkisi olsa da bu etki toplam oyun %5 ini geçmez.  Sonuçta seçmen, oyunu büyük ölçüde Partiye göre belirliyor.

Bir de Seçim öncesi aday belirleme süreçlerinde Parti genel merkezleri önünde çadır kuran kalabalıklar seçmenin oyuna güvendikleri için mi oradalar?. Hele temayül yoklamaları sırasında belde belde ilçe ilçe teşkilatları dolaşıp milyon liralık bağışları halkın oyunu kazanmak için mi yapıyorlar?

Şimdi siyaset kazanlarının kaynadığı bu günlerede hafta sonunda Afyondaki AK Pari kampında ne var ne yok ortaya dökülecek iyi de olacak. Bu kamptan sonra hem teşkilatlar hem de Milletvekilleri bilenmiş odaklanmış olarak “hedef 2019” sloganıyla görev yerlerine dağılacaklar. Şimdiden vatana millete hayırlı olsun.

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.10.2017 - 10:32 -395-
Bu sayfayı paylaşın :