Ruhumu Geriye Ver!

-A A +A

                Kitabını bir yerde unutmuş gibi ruhunu kaybedip arayan milletler vardır. Biri de biz. Bundan kırk yedi yıl önce, Türk Yurdu dergisinin ilk sayılarında, bir yabancı yazarın “Türkler Bir Ruh-ı Millî Arıyorlar” başlıklı uzun bir makale serisini okumuştum. O zamandan beri millî ruhumuzu arıyor, bulur gibi oluyor, yine kaybediyoruz.

                Bir milletin ruhu, tam bir şahsiyet halinde gelişecek kadar kuvvet kazanmışsa, yabancı milletlerin ruhlarıyla temasa gelmesi onu zenginleştirir. Fakat bu şahsiyet olgunluğunu kaybetmeye başlamış milletlerin yabancı kültürlerle teması onlara millî ruhlarını kaybettirir. Türkiye Türkleri için böyle olmuştur. Türk ruhuna, diline, sanat ve edebiyatına, hassasiyet ve muaşeretine evvela Arap ve Fars, daha sonraları da Fransız, Alman, İngiliz, İtalyan tesirleri, aslî cevheri bozacak ve kaybettirecek derecede karıştı. Bugün de Amerikan tesiri.

                Bu bana Marlowe’un Faust’undan bir sahneyi hatırlatıyor. Bilinir ki, Faust adındaki ilk eser, Goethe’den evvel On altıncı yüzyılın İngiliz şairi Christopher Marlowe’undur: “Dr. Faust’un hayatı ve ölümü.”

                Marlowe’un bu eserinde bir sahne vardır. Dr. Faust, Helen adındaki güzele yalvarır:

                -Beni bir kere öp ve ebedileştir.

                Helen onu öper ve kaçar.

                Dr. Faust bağırır:

                -Dudakları ruhumu emdi. Bakınız nasıl kaçıyor! Gel, Helen gel, ruhumu geriye ver!

                Bizi de yabancı medeniyetler öptü. Bağırıyoruz:

                -Busen çok tatlı. Fakat ruhumu emdin. Geriye ver! Ruhumu geriye ver!

                Bir millet, yabancı ve üstün bir medeniyetten her şey alabilir ve almalıdır. İlim, teknik, metod, rejim, kelime, terim, hatta muaşeret, sanat ve hassasiyet. Birbirinden tesir almayan millet yoktur. Beşerî ruh böyle teessüs eder. Fakat bu alınan tesirler, bizde olduğu gibi, Millî ruhun özünü bozacak bir dereceye vardı mı, milliyetçilik şaha kalkmalıdır ve her Türk, Garpçı ve medeniyetçi olduğu kadar, hatta daha önce ve daha fazla milliyetçi, ruhçu ve maneviyatçı olmalıdır.

                Yoksa Marlowe’un Faust’u gibi, bir tatlı öpücükle içimizi emen ruh vampirlerine boş yere haykırıp duracağız:

                -Ruhumu geriye ver, ruhumu geriye ver!

                                               ***

                Değerli okurlarım! Yukarıda Peyami Safa’ya ait sunduğum metin, Yağmur Yayınları arasında çıkan Peyami Safa’dan Seçmeler isimli kitaptan alınmıştır.

                Merhum Peyami Safa’nın yazı içerisinde geçen bazı kavram ve görüşlerine katılmamakla beraber, söz konusu yazıyı bir grup gençle beraber sohbet konusu yapacaktım. Yirmi kadar çağrılı gençten biri hariç, aralarında burslu olanı da dâhil diğerleri katılmadı. Acaba dedim, tam da Peyami Safa’nın dediği gibi mi olmuştu? Ruhumuz mu çalınmıştı? Gençlerdeki bu ilgisizlik ne ile izah edilebilir?

                Biz iki kişiydik, gençle birlikte üçümüz konuyu aramızda müzakere ettik. Şöyle bir sonuç çıktı:

                “Hazır gençlik haz ve menfaat peşinde koşuyor. En az zahmetle en yüksek ücreti alıp, yaşadığı her anı ne pahasına olursa olsun zevk cümbüşü halinde yaşamak istiyor. Millî ve manevî meseleler umurunda değil. Sosyal medya dedikleri felâket pek azı hariç hepsini sarmış vaziyette. Toplumda 15 Temmuz 2016 sonrası bir güven bunalımı yaşanıyor.”

                Değerli okurlarım, eğer sonuç yukarıdaki gibiyse durum gerçekten vahimdir.

                Peki, bu serseri ve kör gidişe karşı nemelazımcı olabilir miyiz? Olamayız! Geride bırakmakta olduğumuz mübarek Ramazan ayı, millî ve manevî ruh buna izin vermiyor.

                Peki, bu durumda, kadim medeniyetimizin yeniden inşası ve ayağa kaldırılması çalışmalarına hep birlikte omuz vermeli değil miyiz? Ne dersiniz?

                Not: Değerli okurlarımın Ramazan bayramlarını tebrik eder, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Kategori: 

1 Comment

Eyvallah Üstad! Ben de o ruhu

Eyvallah Üstad! Ben de o ruhu sizin gibi arıyorum. Bulabilir miyim bilmem

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.06.2017 - 11:43 -418-
Bu sayfayı paylaşın :