Sahnedeki silah veya ters köşe

-A A +A

Tiyatroda bir kural vardır. Eğer sahnede asılı bir silah varsa o silah eninde sonunda ateşlenir. Afrin konusunda da Türkiye’nin pozisyonu farklı değil. ABD nin PKK-YPG yi “sınır koruma güçleri” adı altında düzenli bir orduya dönüştürme girişimi sahnede asılı o silahı ateşleme noktasına getirmiştir. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Hükümet doğal olarak bunu Türkiye’nin güvenliğine ve bekasına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmiş ve diplomaside sıcak bir savaş çıkmadan önce söylenecek her şey söylenmiştir. Artık bundan sonra yapılabilecek tek şey Afrin’e girmektir.

Bu arada geçen haftaki yazımda 2018 in bir rehabilitasyon yılı olacağını öngörmüş ve Hükümetin dış gerilimleri azaltıp içeriye çeki düzen vermeye, ekonomik ve sosyal problemleri çözmeye, toplumsal kutuplaşmaları gidermeye odaklanacağını ifade etmiştim. Bunun için de yerli yersiz “Afrin’e girilecek” beyanlarının ekonomideki öngörülebilirliği yatırım ve üretimi olumsuz etkileyeceğini ifade etmiştim. Bu Hükümetin yönelişine ait bir tahmin olduğu kadar benim de özlemimi yansıtmaktaydı. Bir hafta gibi kısa süre içinde yanıldığım ortaya çıktı. Fakat bu gelişme Hükümetin kontrol ve iradesiyle ortaya çıkmış değil. Devletin bekası söz konusu olduğunda tercih yapma hakkı yoktur.

Savaştan önceki son sözler söylenmiş olsa da. gene bu sözlerde Dış İşleri Bakanımızın, Genel Kurmay Başkanımızın temaslarında diplomatik bir refleks var. Bu beyanlar bir taraftan ABD ye “Girişiminizin yol açacağı vahim gelişmelerin idrakine varın ve vazgeçin” ihtarıdır. Bir taraftan da Suriye’deki diğer aktörlere ve Dünya kamuoyuna böyle bir Askeri Harekatın gerekçelerini anlatma faaliyetidir. Bu son diplomatik girişimlerin ABD üzerinde beklenen etkileri olacak mıdır? Hiç sanmıyorum. Washington dan gelen son beyanlar  klasik Türkiye’yi yağlama yıkama ifadeleri ile birlikte ABD Savunma Bakanlığı yayınladığı basın açıklamasıyla ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu DSG güçlerinden yeni bir "ordu" ya da konvansiyonel anlamda bir "sınır muhafız gücü" oluşturulmayacağını açıklamaktadır..

Bu ifadeler, bu güne kadar verilen sözlerle uygulamaların ters düştüğü göz önüne alınacak olursa ne kadar güvenilebilir? Oyaladıklarını düşündükleri Türkiye’yi gene oyalayabiliriz yanılgısından başka bir şey değil. Artısı, bu gelişmelerin ardında son birkaç yıldaki planlamalar yok. Bunlar çok uzun vadeli stratejik projelerin kademe kademe uygulamaya konmasıdır. Gene de Hükümetin bu açıklamayı yeterli görüp Afrin harekatını askıya alması ve herkesin beklentisini ters köşe yapması söz konusu olabilir.

Düz bir muhakeme ile baktığınızda “epi topu Afrin dediğiniz ne ki bir kaç saatlik iş” diye düşünülebilir. Konuyu bu derece basite indirgemek hayal kırıklığına yol açabilir. ‘Hendek isyanı’ diye isimlendirilen çatışmalar kendi sınırlarımız içinde olmasına rağmen, Güvenlik güçlerimizle çatışan teröristlerin sahip oldukları silah ve donanımları lojistik imkanları Afrin’deki lere nazaran çok az olmasına rağmen çatışmalar 4 Ay sürmüş 1267 terörist etkisizleştirilmiş, 113 asker ve polisimiz şehit edilmiş, arada kalan 310 sivil de hayatını kaybetmiştir. Şu anda bile Afrin deki teröristlerin hendek ve tüneller açarak benzer bir savaşa hazırlandıkları haberleri gelmektedir.

Afrin’de girişilecek harekat sadece orada konuşlanmış PYD teröristlerine karşı yapılmıyor. Çıkar hesapları her an değişen girift şekilde birbirine karışmış başta ABD Rusya Esad rejimi İran olmak üzere onlarca yerel silahlı gruplar arasında bir denge kurmadan harekat başlamayacaktır. Öncelikle Rusya’nın açık veya zımni onayı şarttır. ABD Suriye de tutunabilmenin yegane imkanı olarak YPG yi görmektedir. Rusya ise YPG yi ABD ye kaptırmanın pişmanlığı içindedir ve YPG yi yanına çekmek için ABD ile arasının açılmasını kollamaktadır. Rusya bu arada Türkiye ile ABD nin de Düşman taraflar konumuna düşmesinden de ziyadesi ile mutluluk ve sevinç duyacaktır. Bu durum şimdiye kadar Uluslar arası ilişkilerimizde oluşturduğumuz yapılanmada ve dengelerde radikal bir yıkım ve türbülans oluşturacaktır. NATO da büyük sarsıntı ve belki de ayrılmamıza kadar giden bir süreç yaşanabilecektir. Oluşacak vakumu kısa zamanda kimlerle ve nasıl doldurabileceğimiz cevaplanmayı bekleyen bir dev soru olarak karşımıza çıkacaktır.

Günümüzde savaşlar sadece tarafların silahlı kuvvetler gücüne dayalı olarak kazanılmıyor. Evet önemli bir faktördür ama onun kadar önemli olan diğer bir unsur sıcak ve aktif bir diplomasının at başı sıcak savaşı başarıya götürmesi gerekiyor.

Bu zor günleri ancak Milletimizin kaya gibi sarsılmaz iradesi milli şuuru birlik ve beraberliği ile aşarız..

Kategori: 

1 Comment

Eyvallah Hocam

Eyvallah Hocam

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 18.01.2018 - 13:22 -1,427-
Bu sayfayı paylaşın :