+A A -A

Seçimdeki İstikamet

-A A +A

Büyüklerimiz hep söyler; ‘’Nerde o eski dostluklar? Nerde o eski çay sohbetleri? Nerde o eski yolculuklar? Nerde o eski bayramlar? Nerde o eski… diye devam eder durur. Yıllar geçtikçe, yaşımıza her yıl bir fazlası eklendikçe, bugünün yenileri için bizlerde dünün eskileri olmaya başladıkça, büyüklerimizin hemen her konuda kurdukları bu cümleye daha çok hak vermeye başladım.

Seçimler yaklaşıyor, manifestolar açıklanıyor, vaatler veriliyor ülkenin problemleri konuşuluyor. İşte size en büyük problem! İnsanın insana saygısı kalmadı artık. Saygı kalmayınca sevgi de bununla beraber eriyip gidiyor. Ne bir farklı düşünceye, ne bir farklı yaşam tarzına ne de bizden başkasına doğru gelmeyen yanlışlara en ufak tahammül kalmadı. İnsanlar görüşlerini, fikirlerini paylaşacağı insan bulamıyor, muhabbet edemiyor. Etmeye çalıştığında da sonu ayrılığa, küslüğe ve düşmanlığa varıyor. Sonuç böyle olunca aynı sınırlar içerisinde yaşayan gizli düşmanlara dönüştük. Aynı dili konuştuk belki amma aynı duyguları, aynı insani hisleri, aynı vicdanının sızılarını paylaşmayı başaramadı birçoğumuz. Aynı sofraya bile oturduk belki, ama afiyetle kalkılmadı o sofradan. Tatminsizlik azami derecede arttı, nice çoklar azlara dönüştü. Ne istediğini bile bilmeyen insanlar çoğaldı. 

İnsanlarla sohbet etmeye kaçınır duruma geldiğimiz son yıllarda otobüs ile yolculuk yapacağım zaman bilet alırken daima can kenarındaki koltukları tercih ediyorum. Çünkü insanlarla kurulamayan diyalogları, edilemeyen muhabbetleri, ‘’koltuğunu biraz daha öne yaslar mısın?’’ dan öteye gitmeyen iletişimi, camdan bakarken gördüklerimle gerçekleştirmenin keyfini her defasında yaşıyorum. Uzayan yollar, ağaçlar, çiçekler, böcekler, levhalar aslına bizlere bir şeyler söylüyor duymasını bilirsek. Hem de yalansız, riyasız ve tamamen samimi bir şekilde.

Bir gün yolculuk yaptığım esnada yollara bakarken aklıma şu geldi: Her ileriye varış, geriye dönüştür! Sen istikametin doğrultusunda giderken, karşı şeritten giden vasıta da senin tersin istikametinde ilerliyor ve sana göre geriye dönüyor. Aynı şekilde karşı şeritten giden için de biz ileriye gitmiyor, geriye dönüyoruz. O halde göreceli bir duruma düşen ileri-geri kavramından kim söz edebilir? Neye göre, kime göre ileri veya geri? Asıl önemli olan sana göre gerinin ve ilerinin ne yöne doğru olduğudur. Bu kavramı sadece yolculuk ya da A şehrinden B şehrine mantığıyla değerlendirmek elbette eksik kalacaktır.

Düşüncenin, duyguların, tavırların, halet-i ruhiyemizin hatta ve hatta vicdanımızın da istikameti vardır. Lakin burada da ileri-geri kavramını göreceli düşündüğümüz vakit birtakım problemler de beraberinde geliyor. Nasıl mı?

Şöyle ki, bize göre ileri, doğru, haklı yönde düşündüğümüz bir mesele başkası için, tıpkı zıt yönde giden otobüslerin durumu gibi tam tersi şekilde olabilir. Hâl böyle olunca kargaşa, zıtlık, münakaşa ve beraberinde tartışmalar vasıl olacaktır. Elbette ki her insan farklıdır ve farklı birer dünyadır. Birinin diğerinden farklı düşünmesi normal karşılanacak bir durumdur fakat problem olan bu zıtlığın düşmanlığa, ayrımcılığa dönüşmesidir.

Bizler Müslüman bireyler olarak, farklılığımızı düşmanlığa, ayrımcılığa, ötekileştiriciliğe dönüştürmeyen açıkça görmemiz gereken ileri bir yol ve apaçık bir istikamet var. Sırat-i Müstakim yolu. Yüce kitabımız Kuran’da Fatiha suresinde mealen, ‘’Bizi dosdoğru yola, kendilerinin nimet verdiklerinin yoluna ilet’’ diye geçen yol hepimiz için en doğru istikamettir.

Bu yol öyle bir yoldur ki kişiden kişiye değişmez ve herkese doğru tek bir ileri yönü vardır. Bu yolda geriye dönmeyi kimse istemez. İşte bütün düşüncelerimizi, fikirlerimizi, beyanlarımızı bu istikamete göre sabitler isek hangi koşulda olursak olalım kavgadan ve gürültüden eser kalmayacaktır. Yönümüz hep ileriye, iyiye ve güzele doğru olacaktır. En azından verdiğimiz karalar ilerde bize vicdan azabı çektirmeyecektir.

Gelelim güzel ülkemizin durumuna.. Tüm adaylar seçim manifestosunu açıklıyorken ben de bir seçmen olarak bir seçmen manifestosu açıklamayı uygun gördüm. Seçmen manifestosu olarak ben de diyorum ki, benim adayım sırat-i müstakim yolundan giden, hakkı gözeten, mazlumların yanında olan, adaletle hükmeden, ülkesi uğruna kefen giymeyi göze almış, küffar karşısında elif misali dimdik durabilen, millete boş vaatlerle değil projelerle gelen, ülkeyi hep bir adım daha ileriye taşımanın yollarını arayan, eskiden yani Osmanlı’dan aşina olduğumuz o büyük medeniyet tasavvurumuzu yeniden inşa etmeyi başarabilecek, o diriltici ruhu genç nesillere nüfuz ettirebilecek bir lider olmalıdır. Bütün bunlarla beraber tüm kalbi duygularımla inandığım bir gerçek var. Türkiye İslâm’ın çekilmiş kılıcıdır!Evet, bu kılıç çekildi. Kimlere mi çekildi?

Ülkemizi içten ve dıştan bölmek isteyen gizli senaristlere!

Vatandaş görünümlü ve bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içen hainlere!

Zulüm 1453’te başladı naraları atanlara!

Balkondan tank alkışlayanlara!

Geçmişini kabullenmeyip, geleceğe ışık tutamayanlara!

Devlete sızmak isteyen ve bu milletin tankını tüfeğini yine bu milletin evlatlarına doğrultan Fetöcü zihniyetlere!

Akademisyen, profesör görünümlü ve her durumda ülkesini aşağılamaktan şikâyet etmekten geri kalmayan cahillere!

Sırtını PKK’ya YPG’ye dayayanlara!

Türlü oyunlarla, darbelerle bu ülkeye diz çöktüremeyip ekonomik darbe yaparak algı operasyonlarına girişenlere ve bundan dolayı el ovuşturanlara!

Afrin’de yazdığımız destanı görmezden gelenlere!

Dün Öcalan’ın hapisten çıkmasından endişe duyup bugün Demirtaş’a özgürlük isteyenlere!

Mazlumlara zulüm edenlere!

Kudüs üzerinde kirli hayalleri olanlara!

Ve daha nicelerine çekildi bu kılıç.

1 yorum var.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.05.2018 - 17:43 -694-
Bu sayfayı paylaşın :