"Şehadete Sevdalı"

-A A +A

KÜFRÜN ÖNDERLERİNİ ÖLDÜRÜN!(ÂYET)

Hz. Peygamberin bu ve buna benzer ayetlerin gereği olarak Müslümanlar için ölüm tuzakları kuran iflah olmaz bazı küfür önderlerini öldürterek onlara umut bağlayanların bu düşmanlıklardan vazgeçmelerini sağlamak amacıyla eylem emri verdiği siyer kitaplarının verdiği bilgiler arasındadır.

Dünya tarihinin yaşanmış en büyük tecrübesi olan Hz. Peygamberin hayatı, bütün sorunları çözmek için en önemli örnektir.  

40 yılı aşkın bir süreden beri Ülkemizin iflah olmasını engelleyen,

Çoğu yetişmiş insan gücü olan on binlerce insanımızı katlettiren,  

On binlerce genci bizden koparıp her birini ölüm makinesi haline getirerek bize düşman eden,

Onlara en öldürücü silahları vererek ülkemizi bir savaş cehennemine çevirmek isteyen devletler ve terör odakları bilinmeyen şeyler değil.

On binlerin ölümünü, ülkemizin parçalanarak hazin bir sona yaklaşmasını önlemenin en pratik yollarında biri, Hz. Peygamberin uyguladığı metottur. Bu, düşmana düşmanın silahıyla karşı koymak demektir.

Dini için, vatanı ve milleti için, şeref ve namusu için 80 milyon içinde canını feda etmeye hazır binlerce fedai bulunabilir. Bunların birkaç yıllık mahrem eğitimleri sonucu çeşitli meslek ve görev adı altında terörü üreten ülkelerin merkezlerine gönderip terör önderlerini öldürtmek suretiyle 5 yıl içinde dünyayı şaşkına çevirmeden terör ve savaş belasını önleyemeyiz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

Bu bir süreç gerektirir. Vahyin önderliğindeki inkılâp bile 23 yılda oldu. Tabii ki güçlenmek de düşmanı durduracak bir gerçektir.

 Kanuni Sultan Süleyman’ın “Hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salah” sözü bir gerçektir.

Osmanlı ordusunda azap askerlerinin ifa ettiği görevler vardı. Küçük yaşlarda eğitilip tam bir iman, cesaret ve yetenekle donatılan bu askerler

düşmana nasıl korku salıyordu?

Kendilerine her türlü akrobatik hareketler öğretilmiş olan bu askerler aynı zamanda altı ay boyunca yağlı mermere tokat atarak pençelerini taştan birer silah haline getiriyorlardı.

Başları kabak, ayakları yalın, kollarında kılıç darbelerine karşı kalkan görevi yapacak olan keçe parçası sarılmış olan bu heybetli adamlar, ordunun en önünde yürürlerdi. Düşmanın pür silah ve atlı olanları bunlara saldırdığı zaman düşman atının kuyruğundan tutarak atı ve düşman askerini yere düşürdükten sonra çevik bir hareketle taşlaşmış eliyle ensesine koyduğu bir tokatla canını cehenneme yollardı. Düşmanlar şöyle düşünürdü:

Bunların silahsızları böyle ise arkadan gelen silahlıları nasıldır acaba?”  Diyerek moralleri bozulur ve bozguna uğrarlardı.

Sultan II. Murad’ın ordusunda 300 tane deve kös taşırmış. Her devenin üzerinde kuyu gibi derin 2 adet kös olduğundan bunların sayısı 600 olurdu. Mehterbaşının bir işaretiyle köslere inen 600 tokmağın çıkardığı ses, yeri göğü sallarken düşman ordusundaki atların korkup kaçması ile düşman bozgun yerdi.

Hz. Peygamberin hayatında psikolojik harp teknikleri çok olduğu gibi tarihte pek çok örneklerine de rastlanabilir..

Bunları yazmamdaki amaç, düşmanı korkutacak teknikleri bulup uygulamak ve yatağında rahat uyumasına fırsat vermeyerek devamlı bir korku içinde bırakmaktır.  Onu saldırıdan vazgeçirip savunmaya mecbur etmektir. En güçlü olduğumuz zamanlarda “Türkler geliyor!” korkusuyla pusan memleketlerin halini unutmayalım. Düşmana korku, dosta umut salan bir slogandı bu.

Bunun için, başta söylediğim gibi binlerce kişiden oluşacak meçhul kahramanlar yetiştirmektir.

15 Temmuz kahramanı Ömer Halisdemir, komutanının “Haini öldür, bu işin sonunda şehitlik de var. Bana hakkını helal et!” dediğinde o, gözünü kırpmadan görevini yapmıştır.

Bu kutsal görevi alacak olan yiğitler, ya şehitlik şerefiyle ilahi huzura ulaşacaklar, ya da sağ kalırlarsa bu dünyadaki şerefli yerlerini alacaklardır. Bunlar öyle bir ruhla yetişmelidirler ki Halid bin Velid’in İran komutanına “Sizin hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar ölümü seven bir orduyla size geldim.”  Dediği gibi şahadete sevdalı kişiler olmalıdırlar.

Nasıl olsa dünya hayatında bir kere ölünür. Ve herkese ölüm muhakkak. Sürünerek öleceğine uçarak cennete gitmeyi yeğleyen yiğitler yetiştirmek zorundayız.

Hz. Peygamberin (s.a.s.) ve Sultan Abdulhamit’n ince ayar siyasetlerine ihtiyaç var.

Asıl olan mubin( apaçık ) ve meşru olmaktır. Lakin sana karşı meşru olmayan canilere karşı bu gizli silahı kullanmadıkça başarılı olma ihtimali görünmüyor. Zira bıçak kemiğe dayanmıştır. Karşı hareketlerle varlık ve bekamızı ayakta tutmak zorundayız.

Şüphesiz devletimiz bunu düşünüyordur. Lakin belki istenen dozda uygulamaya geçmediği kanaatindeyim.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.06.2017 - 12:02 -408-
Bu sayfayı paylaşın :