Siyasette İnat

-A A +A

Coğrafyamızda korkunç savaş ve katliam senaryoları uygulamaya konulmuş durumda.

İDLİB katliamı, bugünlerde Rusya’daki metro patlamasının rövanşı gibi görünüyor.  

Kimyasal gaz saldırısı da, çoğu çocuk olmak üzere 100’den fazla canın vahşetle can vermesinin rövanşı gibi görünüyor.

 7 Nisan 2017 gecesi ABD’nin, Akdeniz’deki savaş gemilerinden 59 adet tomahawk füzesi fırlatarak Suriye’nin kimyasal silah üretiminin yapıldığı Şayrat hava üssünü imha etmesi, bu rövanşın açık ifadesi.

Olaylar rövanş savaşları şeklinde görünse de Vatikan kilisesinin kendileri için tanrısal bir görev olarak addettiği;

 -Birinci bin yıl Avrupa'nın,

-İkinci bin yıl Afrika'nın,

-Üçüncü bin yılda Asya'nın Hıristiyanlaştırılması

 projesi ve hayalinin çılgınlığı olduğu görünüyor.

 “Asya’nın Hıristiyanlaştırılması”  stratejisinin uygulanabilmesi için coğrafyamızın sersemletilerek paydaşlar arasında paylaşılması gerekiyor. Bu projenin içine ön Asya olan Türkiye de dâhildir.

Bu demektir ki bir dünya savaşının fitili ateşlenmek üzeredir.

Hem coğrafyamızdaki felaketleri önlemek, hem de varlığımızı sürdürmek için güçlü bir direniş göstermemizden başka çare kalmıyor.

Bizim de bu savaş cehenneminden bir çıkış projemiz olmalı değil mi?

Her vatandaş ve siyasetçi, bu kıyamet senaryolarının dışında kalabilmemiz için ülkemiz içindeki birlik ve beraberliği inşa etmek için zaman kalmadığını hesaplamak zorundadır.

Ancak iç politikadaki tutarsızlık ve inat yüzünden hâlâ bu direnç gücünü elde etmiş değiliz.

Başımıza tebelleş edilen iç ve dış terör örgütlerinin işine gelecek bir inat siyaseti, Allah korusun felaketimize sebep olur.

Vakit kalmadı. Yangın bacayı sarmak üzeredir. İnatla bir yere varılmaz. Bütün uyarılar, gülünç bir inat yüzünden kabul edilmiyor.

“UÇSA DA KEÇİDİR!”

Siyasilerimizin inatları şu meşhur hikâyeye benziyor:

İki Arap çölde yolculuk yapıyorlar. Uzakta bir kum tepesi üzerinde bir karaltı görüyorlar. Biri kuştur diyor, diğeri keçidir diyor. Tartışmak yerine gidip yakından bakalım, diyorlar. Yaklaştıklarında uçup giden bir kuş olduğunu görüyorlar. Kuştur diyen arkadaşına

- Bak gördün mü keçi değilmiş kuşmuş; keçi olsaydı uçar mıydı?

 Berikisi:

 İnadında direnmiş:

 “Anza! Velev târet” “Uçsa da keçidir!” demiş.

Yapmayın, etmeyin ülke felaketlerle karşı karşıya! Kamu vicdanı,

"Aklınızı başınıza alın"! diyor. İnatla bir yere varamayız!

Buna rağmen kulaklar duymuyor, gözler görmüyor ve vicdanlar inadın tasallutundan kurtulamıyor.

Allah bu ülkeye, bu masum ümmete merhametiyle, inayetiyle muamele etsin. Düşmanlarını da şaşkına çevirerek kahruperişan eylesin.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 07.04.2017 - 11:22 -529-
Bu sayfayı paylaşın :