+A A -A

SİYONİZM VE İSRAİL DEVLETİ’NİN KURULUŞ ANATOMİSİ

-A A +A

   İsrail bayrağı iki mavi şerit arasında Davut Yıldızı’nı simgeleyen bir altıgenden oluşur. Bayraktaki iki mavi şerit Nil Nehri’ni ve Fırat Nehri’ni simgelemektedir. Verilmek istenen mesaj Nil ile Fırat’ın arasının tüm etnik ve dini unsurlardan temizlenerek İsrailoğullarının toprağı olacağı olacağıdır. Onlar bunu Arz-ı Mevud yani Vadedilmiş Topraklar olarak nitelendirmektedir. İddialarını ise Tevrat’a dayandırmaktadırlar. Lakin biz Müslümanların inandığı İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’de, Nil ile Fırat’ın Yahudilere vaat edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Mukaddes kitabımızda İsrailoğulları ile ilgili defalarca ve uzun uzun açıklamalar mevcuttur. Böyle önemli bir mevzu gerçeği yansıtsa idi ilahi kelimeler bundan muhakkak bahsederdi. Bahsedilmiyor çünkü bu mevzu tahrip edilen Tevrat’a sonradan eklenmiştir. Siyonizmin sömürgeci varlığının ilahi bir kelimeymiş gibi Tevrat’ta vücut bulmasıdır. Evet, bu iddia net olarak Siyonizmin iddiasıdır.

   Bahsimize konu olan Siyonizm 19. yüzyılda, 1860-1904 yılları arasında yaşamış olan Theodor Herzl tarafından kurulmuştur. Herzl, 1948’de kurulan İsrail Devleti’nin babası kabul edilir. Yahudi bir gazeteci olan bu şahıs, ‘’Vadedilmiş Topraklar’’ kisvesi altında Kudüs’te bir İsrail Devleti kurulması için yoğun çaba harcamıştır. Dönemin Osmanlı padişahı Sultan II.Abdülhamid’e şahsi dostu Kont Nevlinski aracılığı ile ulaşmış ve Filistin topraklarında Musevi ikametgahı talep etmiştir. Karşılığında vaadi; Osmanlı’nın 33 milyon İngiliz altını borcunu ödemek, 120 milyon Frank’a mal olacak deniz filosu yaptırıp hediye etmek ve 35 milyon lira altını faizsiz borç olarak Osmanlı’ya vermektir. Lakin Herzl, Sultan Abdülhamid’den sert bir cevap almıştır: ‘’Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu vatanı kanları ile mahsuldar kılmıştır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz.’’

   Sultan’ın bu vakarlı duruşu Herzl zamanında İsrail Devleti kurulmasını önlemiştir. Fakat 1914 yılı itibari ile başlayan I.Dünya Savaşı’nın Osmanlı’ya çıkardığı ağır fatura ile Siyonistlere gün doğdu. Sykes-Picot Antlaşması ile Osmanlı’yı paylaşan İngilizler, Siyonistlerin desteğini arkasına almak amacıyla Ortadoğu’da Yahudilere yurt sağlama çabasına girişti. Bu konuda dönemin Büyük Britanya Dışişleri Bakanı Lord Arthur Balfour’un girişimleri mühimdir. Balfour 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hareketin liderlerinden olan Lord Rotschild’e mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Musevi devleti kurulması hususunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirmiştir. Balfour mektubunda :

   ‘’Saygıdeğer Lord Rotschild,

   Majestelerinin hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım. Hükümetimiz Filistin’de bir Musevi yurdu kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleşmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır.

 Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu’nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.

                                                                                                  Lord Arthur Balfour       ‘’

şeklinde yazmıştır. Bu mektupla İngilizler, Yahudi devletinin kurulması yolunda en büyük adımlardan birini atmıştır. Bu adımın hemen ardından Filistin bölgesi Yahudi göçmenlerin yerleşimine açılmıştır. Yahudi nüfusun artmaya başlaması ile de Filistinliler ile Yahudiler arasında saldırgan davranışlar başlamıştır.

.HOLOKOST İLE SİYONİST AMAÇLARA

   I.Dünya Savaşı’nın ağır neticeleri Osmanlı’dan sonra Versay Antlaşması ile Almanya’da yaşanmıştı. Yenilen Almanlar işgale uğradı ve ekonomisi sıfır noktasına indi. Yenilginin hazımsızlığının üzerine 1929 Ekonomik Buhranı da eklenince Almanya’da Adolf Hitler’e iktidarın kapıları açıldı. 1933’ten 1945’e kadar Nazi Diktatoryası’nı kuran bu ilginç adam; ülkesinde, Holokost ismiyle anılan Yahudi Soykırımı’nı başlattı. Aşkenaz Yahudilerine uygulanan bu hareket İsrailoğulları’na ciddi bir mağduriyet yarattı. (Tartışılan bir konu olarak, İsrail Devleti’ne giden yolda bu mağduriyetlerinde bilinçli imal edildiği iddiaları da mevcuttur.) Holokost, Siyonist proje ile Yahudiler arasında köprü görevi gördü. Holokost’tan kurtulan Aşkenaz Yahudileri botlarla Filistin topraklarına göç etmeye başladılar. Bölgede kısa süre içinde suni bir şekilde belli bir Musevi nüfusa ulaşıldı. Amaçlanan İsrail Devleti’nin kurulma safhasına geçiliyordu. Nitekim 1947 yılının Kasım ayında BM’de Filistin’in Yahudi ve Arap devletleri ile BM tarafından kontrol edilen Kudüs olarak bölünmesi önerisi 33 kabul, 13 ret ve 10 nötr oyla kabul edildi. Karar Yahudiler tarafından kutlamalar ile karşılandı. Siyonizm ilk amacını gerçekleştirdi. 14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail Devleti kuruldu. Devletin kurulma ilanından sadece 11 dakika sonra Siyonistlerin güdümünde bulunan ABD, yeni devleti tanıdığını ilan etti. O günden bugüne değin Siyonizmin bu şer devleti bölgeye kan kusturmakta. 1948 Arap-İsrail Savaşı’nın emperyalistlerin desteği ile kazanan İsrail topraklarını genişletti. Aynı netice 1967’deki Altı Gün Savaşları’nda ve 1973 Yom Kippur Savaşı’nda da meydana geldi. İsrail, Mısır toprağı olan Sina Yarımadası’nı bir süre işgal etti. Suriye’nin güneybatısında bulunan Golan Tepeleri halen İsrail işgali altındadır. Bugün halen bölgede İsrail toprakları genişlerken Filistin toprakları küçülmektedir.

   Yazımıza İsrail bayrağı ile başlamıştık, yazımızın sonunda da İsrail bayrağına yanıt niteliği taşıyan KKTC bayrağı ile son verelim. Dikkat ediniz; KKTC bayrağı ile İsrail bayrağı çok benzerdir. Orada da Nil ve Fırat anlamını taşıyan iki şerit bulunur ve ancak ortada ay ve yıldız vardır. Şeritler mavi değil kırmızıdır. Yani anlamı ‘’Nil’i de Fırat’ı da al kanımızla boyarız yinede size bırakmayız, bu topraklar bizimdir!’’ demektir.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.02.2018 - 09:33 -1,702-
Bu sayfayı paylaşın :