Sosyal Medya

-A A +A

   Hayatımız, popüler kültürün ve değişen hayat şartlarının neticesinde Twitter, Facebook, Instagram, Youtube ve WhatsApp gibi uygulamaların arasında geçiyor artık. Bu sayede mesafeler kısalıyor, iletişim kolay ve kolay olması hasebi ile de eskiye nazaran daha basit bir hale bürünüyor. İletişimi basitleştiren bu araçlar aslında ülkeler arasında fiziki sınırları da bir anlamda ortadan kaldırıyor. Bunu en basit örnekle şuradan anlatalım, bugün facebook’un yaklaşık 1.5 milyar, twitter’ın 350 milyon civarında kullanıcısı mevcut. İnanılmaz bir enformasyon gücü olduğu aşikar. Dünyada 1.5 milyar nüfusa ulaşan bir ülke henüz yok ve 350 milyona ulaşabilen birkaç ülke mevcut. Dolayısıyla enformasyon ilişkilerinden kaynaklı bu kitlesel potansiyel ülkeler ve ülkelerin rejimleri için bir anlamda tehlikeyi de içeriyor. Nasıl bir tehlike derseniz, bu sorunun cevabını Arap Baharı sürecinde net olarak görebiliriz. Mısır’da 30 yıl boyunca devam eden Hüsnü Mübarek rejiminin sonunu ‘’Facebook Devrimi’’ getirmiştir. Halkın rejime duyduğu öfke facebooktan organize edilmiş, kitleler bir araya gelerek eylemler düzenlemiştir. Veyahut 2011 yılında linç edilerek öldürülen Libya’nın devrik lideri Kaddafi’nin, o meşhur linç edilme anları facebook’tan, youtube’tan paylaşılarak tüm dünyaya servis edilmiştir. Ayrıca 2011 yılında twitter’da en çok kullanılan kelimeler Mısır ve Libya olmuştur.

   Dünyanın her köşesinden insanları birbiri ile yakınlaştıran bu kitle iletişim araçlarının karşısında durmak neredeyse imkansız. İmkansız olması; Kaddafi’nin sosyal medyayı yasaklamış olmasına rağmen, linç edilme videosunun sosyal medyada elden ele yayılması ile belli oldu.

   Hem faydayı hem tehlikeyi bir arada barındıran bu kitle iletişim araçlarının ülkemizde de pek çok yansıması bulunuyor. Mesela 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’da kitleleri Apple tarafından üretilen sesli ve videolu görüşme uygulaması ‘’FaceTime’’ ile harekete geçirdi. O güne dair fotoğraf ve videolar çeşitli sosyal medya araçlarında yayıldı ve kitleler bu şekilde organize oldu. Bu o gün için güzel bir karşılık buldu ancak bunun birde potansiyel tehlike içeren kısmı bulunuyor. Bu tip sosyal medya araçlarında birçok haber kaynağı belirsiz ve yalan haberler. Bu ciddi bir problem. İnsanları yalan haberlerle ve gerçeklerin çarpıtılması ile etkilemeye çalışanlar mevcut. Toplumumuzun çeşitli kesimlerinden insanlar araştırmadan, bilinçsiz bir şekilde bu yalanlara inanarak olmaması gereken tepkiler gösteriyor. Mesela; nasıl ki 28 Şubat sürecinde ülkede ‘’Aczimendi Tarikatı’’ ismi ile ne olduğu belirsiz kuklalar ortaya çıkmış, ülkeyi postmodern darbeye götüren süreçte basamak olarak kullanılmışsa şimdide bunun 2017 versiyonu çıkıyor Şanlıurfa’da ne idüğü belirsiz bir şahıs (özellikle cübbeli-sarıklı kıyafetler giyerek) Atatürk heykeline saldırıyor. Bu durum anında sosyal medyada kendine müşteri buluyor, videolar ve fotoğraflar yayılıyor ardından insanlar bunun üzerinden ayrıştırılıp kutuplaştırılıyor. Son zamanlarda özellikle Atatürk üzerinden bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Israrla bu konu üzerinden saldırma, insanları tahrik etme ve sokağa dökme amaçlanıyor. Oyuna gelmemek lazım. Hassasiyetlerimiz kaşınmaya çalışılıyor. Her gün ya Atatürk heykeline saldırma ya şortlu kıza tekme atma gibi haberlerle insanların kafası karıştırılıyor. Bizim ülkemizde üç beş kendini bilmez dışında milletin şortuna karışacak, Atatürk heykeline saldıracak kimse yok. Yapmamız gereken bunun idrakinde olup bu gibi hassas konular üzerinden kutuplaştırılmaya çalışıldığımızı anlamak. Emin olun bu şortlu kıza tokat attı veya Atatürk büstüne saldırdı haberlerinin bir çoğu tiyatro. Bu tiyatro oynanıyor ve sosyal medyanın tetikçileri sahneye çıkıp toplumu velveleye veriyor. Zaten belli bir kesimde bu ülkenin, Anadolu’nun insanına ‘’çomar, koyun, bidon’’ gibi terbiyesizce ve hadsizce kelimeler kullanmaya alıştığı için toplum geriliyor.

   Evet, hem faydayı hem tehlikeyi bir arada barındıran bu enformasyon kaynağı sosyal medya araçlarına karşı durmak mümkün değil. Ki zaten bunun için çabalamaya da gerek yok. Ancak, devlet bir düzenleyici ve denetleyici güç olarak, bu gibi mecralarda yalan haberleri bilinçli olarak yayanları ve bu sayede toplumu germeyi amaçlayanları ceza-i müeyyide uygulayarak durdurmalıdır. Aksi halde toplumun Atatürk-şortlu kız-başörtülü kız üçgeninde tansiyonu yükseltiliyor. Bu böyle devam ederse, yüksek tansiyondan gideceğiz Allah muhafaza.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 11.08.2017 - 12:48 -117-
Bu sayfayı paylaşın :