Sosyolojinin siyaseti

-A A +A

                “sosyoloji nin siyaseti” kavramı akademik dünyada bu güne kadar kullanılan ve de okullarda ders kitabı olarak okutulan “siyasetin sosyolojisi” kavramı nın ters yüz edilmesi anlamına elbette ki gelmemektedir.

                Genellikle “SİYASETİN sosyolojisi” kavramını özetle ifade etmek gerekir ise

 HAKİM elit zümrelerin ( kralların şahların dini zümrelerin askerlerin ve de zenginlerin) toplumun ekseriyetini yönetmesi ve devletin kurumsal yapıları dahil olmak üzere yönetimin kurallarını ve de kadrolarını da oluşturması anlamına gelmekte idi.

Böylesine oluşturulan tepeden inme yönetim tarzlarına kelimenin tam anlamı ile bir “toplum MÜHENDİSLİĞİ” denilmektedir.

                Benim burada bahse konu olan “SOSYOLOJİ NİN siyaseti” kavramı ile toplumların temel DİNAMİKLERİNE dikkat çekmek ve de yerli ve milli halkların ırk dil din ve kültür ayırımı yapmadan KADER birliktelikleri yaptıklarında büyük bir UYANIŞ ile nasıl tam BAGIMSIZ ve müstakil ülkeler haline gelebildiklerini göstermek istediğimizden bir küçük analiz yapma ihtiyacı hissetmiş oluyoruz.

                Konunun tam anlaşılabilmesi için HİNDİSTAN daki siyasetin sosyolojik laboratuvarına bir göz atmak icap edecektir.

                Bilindiği üzere HİNDİSTAN yarım ada kıtası 1200 yıllar itibariyle başlayan BABÜR ŞAH imparatorluğu ırk dil din ve kültür serbestliğinde 1848 lere kadar çok uzunca bir dönem BARIŞ içinde yaşamış ve kalıcı bir yönetim tarzı oluşturmuştu.

Ancak İNGİLİZLERİN 18 asrın başlarında BABÜR ŞAHLIĞININ izni ile kıtanın sahil kasabalarında küçük küçük yerleşkeler olmak şartı ile “TİCARET kolonileri” oluşturmuşlardı. Bu ticaret kolonileri daha çeyrek asır geçmeden çok güçlü ŞİRKETLERE dönüşmüşler ve de kıtanın tüm ticaret ve sanayi alanlarında bir hakimiyet kurmuşlardı. Ancak o devasa şirketlerin güvenlikleri söz konusu olduğu içinde İNG. Kraliçesi tarafından “askeri garnizonların” kurulması aşaması sürecin ikinci adımı olmakta idi. Tıpkı kara Afrika kıtasında FR sömürgelerindeki şirketleri korumak maksadı ile oluşturulan “lejyoner askeri” birliklerinde olduğu gibi.

Sürecin üçüncü aşamasında askeri garnizonların masraflarının İNG hükümetine fazla geldiğinden dolayı bir bahane ile tüm İNG şirketleri tüm MAL varlıkları ve arazileri ile birlikte devletleştirilmiş ve de İNG. nin Hindistan’ı sömürgeleştirilmesi fiilen ve de hukuken gerçekleştirilmiş olup İNG valileri tarafından koca HİNT yarım ada kıtası sömürge yönetimi haline getirilerek tüm ZENGİNLİKLERİ kara Avrupa’ya transfer ediliyordu.

                İşte bu sömürge HALİ Hint yarım ada kıtasındaki tüm yerleşik halkları Müslümanları ve de Hintlileri ırk dil din ve kültür ayırımı yapmadan bir ARAYA getirmiş ve o ünlü sessiz yürüyüşünü yapan GANDİYİ ortaya çıkartmış oluyordu.

                YÜRÜYÜŞ anacıma ulaşmış gözüküyordu

                Ancak İng.ler sömürgeleştirmenin en son sürecinde en MODERN sömürge yöntemini uygulamaya başlıyorlardı. Hindistan ın en gözde en kaliteli KOLEJLERİNİ açarak soyluların çocukları bu okullarda okutuluyor ve İNG düşünceli BATI kafalı yönetici elitler aracılığı ile ülke yeni bir tarzda yönetilmeye başlanıyordu. Tıpkı ABD nin FETO aracılığı ile dünyanın yüz seksen ülkesinde açtırdıkları ve soyluların çocuklarının elit tabaka olarak yetiştiren en gözde okulları gibi.

                İşte bizim “SOSYOLOJİNİN siyaseti” kavramı ile böylesine toplumsal DİNAMİKLERİN kader birlikteliğinden ve de UYANIŞINDAN bahsetmiş oluyoruz.

Yerel halkların ırk dil din ve kültür ayırımı yapmadan “KADER birliktelikleri” yaptıklarında İNG sömürgelerini nasıl yerle bir etmişler ise aynı şekillerde dünyamızın başta kara Afrika kıtası olmak şartı ile tüm üçüncü dünya ülkelerinde oluşturulan BATI NIN sömürgeci koloni yal düzenlerinden kurtulmak ve gerçekten bağımsız olmak yerli ve milli düzenlerini de kurmak mümkün olabilmektedir.

Keşke “ARAP baharı” da böylesine bir bağımsızlık sistemlerine dönüşebilselerdi de Ortadoğu’ya BARIŞ İSLAM coğrafyalarına da KARDEŞLİK hakim olabilse idi.

ANCAK çok geçmeden İNG siyasetçileri bir MÜSLÜMAN HİNDU çatışmaları tertip ederek yarım ada olan Hint kıtasındaki BARIŞI bozdurdular ve BABÜR şahlığından ne kaldı ise tüm kadrolarını itibarsızlaştırdılar. Ardından da silah ve lojistik desteklemeleri ile de adadaki dini ve etnisite temelinde siyasi çatışma iki asırdır süregelmektedir.

Netice de HİNDİSTAN BANLADEŞ ve PAKİSTAN olmak üzere üç bağımsız devlet ve de KEŞMİR özerk bölgesi olarak bilinen sorunlu ve çatışmalı bir bölge geriye bırakılmış oldu.

İNG nin Hint yarım adasındaki FR nin kara Afrika’daki RUSYA nın Asya’daki sömürge politikaları incelendiğinde görülecektir ki SÜRGÜN ÇATIŞMA iç boğuşma sınır ihtilafları ile DİN ve ETNİSİTE savaşları devamlı olarak lojistik silah ve istihbarı destek verilerek devam ettirilmektedir.

Şimdilerde TÜRKİYE ile ALM. Arasında yaşanan “incirlik üssü” krizi de mahiyeti itibariyle aynı değil midir? Başta ABD olmak üzere İNG FR ve RUSYA nın kara hava ve deniz “ÜS” lerini küresel ve bölgesel çapta kurarak emperyalist hakimiyetlerini devam ettirmek istemekte ÇİN ise ekonomik bir entegrasyon peşinde hızla küresel bir aktör olma yolunda ilerlemektedir.

Demek istemekteyiz ki

Belli coğrafyalarda birlikte yaşamaya KADER çizgisi olarak bakabilen topluluklar kendi yerel DİNAMİKLERİNİ hiç ayırım yapmadan ortaya koyabildiklerinde ve kendi yerli ve milli DÜZENLERİNİ kurabildiklerinde tüm SÖMÜRGE bağlarından kurtulmaları mümkün olabilecekler ve kendilerine ait bir MEDENİYET inşa edebilecekler demektir.

Son olarak da yerel bir ÜLKEDE bağımsızlığın ilk şartı nın toplumun yerli ve milli olan tüm unsurlarının kendi tarih kültür inanç ve medeniyet değerlerine göre yönetimlerini kurabilmeleri devletlerinin kurumlarını kurallarını ve kadrolarını oluşturabilmeleri kendi liderliklerini kendi içlerinden çıkartabilmeleri ve de tepeden inme tüm toplum mühendisliklerine de bir son verebilmeleridir.

 İşte biz tüm bu uyanış bağımsızlık ve MEDENİYET kurma süreçlerini “sosyolojinin siyaseti” başlığı altında masaya yatırılmasını ve de canlı tutulmasını istemekteyiz.

Vesselam

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 23.07.2017 - 17:23 -354-
Bu sayfayı paylaşın :