Suçlu sensin ey Türkoğlu! Ayağa kalk...

-A A +A

Birkaç yıldır topraklarının çevresi ateşler içinde. Kapı komşularında yangınlar var. İnsanlar birbirini “Allahuekber” diyerek öldürüyor. Onlarca değil binlerce, yüz binlerce değil; birkaç milyon insan  ateşten, ölümden kaçarak senin ülkende barınıyor, ölüm korkusu, tecavüz endişesi yaşamadan huzuru, güveni teneffüs ediyor.

Göçmen olan bu insanlara harcadığın para devletin imkanlarını zorladığı halde sesin çıkmıyor. Hâlâ  elindeki ekmeği, sofrandaki tuzu, katığı paylaşmaya devam ediyorsun. Niçin böyle yapıyorsun ki?... Bu nasıl bir saçma tavır olmalı ki Batılı dostların ve onların içerideki uzantıları yaşananları şaşkınlıkla seyrediyor. Biraz göçmen akını oldu diye Avrupa’da sınırına tel örgü çekilmedik ülke kalmadı, görmüyor musun?

Sahi sen nasıl bir milletsin? Bu nasıl bir karakterdir ki Türk’ü bir ırkın adı olarak kullanmıyorsun. IRKÇILIK 19. YÜZ YILIN BİR KISMI HARİÇ SENİN SAVUNDUĞUN BİR İDEOLOJİ DE DEĞİL, ANLADIK. Sen İslamla yoğurduğun bir karaktere Türk etiketini vurdun ki cümle âlem de bunu böyle biliyor. Dünyada Müslüman deyince önce senin adın geliyorsa biraz da bundandır.

Savaşta bile senin davranışların Avrupa’nın kalıp ve ölçülerine ve de alışkanlıklarına uymuyor. Dost dediğinin arkasından iş çevirmiyor, sana uzanan ve yardım isteyen eli hiçbir art niyet taşımadan tutuyorsun. Yardıma gittiğin yerlerde kısa veya uzun vadede “çıkar sağlama ya da siyasi tarihin deyimiyle SÖMÜRÜ  niçin senin aklına gelmiyor?

Niçin hep karşılıksız yardımlar yaparak Avrupa ve ABD’nin ülke çıkarlı politikalarına çomak sokuyor, RACONU BOZUYORSUN? Açe’de, Bosna’da, Sudan’da, Kongo’da… Afrika’nın pek çok yerinde insanların sadece KIZILAY ve  Türk Yardım Kuruluşlarını istediğini KIZILHAÇ’ın ve Avrupalı dostlarının unuttuğunu mu sanıyorsun?

Eskiden ne güzel yöneticilerin vardı. Biraderlerinin sözünden çıkmaz, güney tarafındaki komşularında neler olup bittiğine bakmaz, öyle borçları ödemek-güçlü olmak gibi anlamsız (!) çabalar  içine girmezlerdi. Bağımsızlık kelimesi merasimlerde kullanılır, sonra her şey büyük dostlarının mesela Kraliçenin çocuklarının güvenli ellerine bırakılırdı. Ne güzel günlerdi onlar… Yüksek enflasyon, devletin parası üzerinden para kazanılan yıllar…Özellikle CIA’nın, BND’nin  MOSSAD’ın, MI6’nın kontrol süzgecinde bir istihbaratın vardı. AB’nin NATO’nun nasıl da güvenilir bir müttefikiydin. Bu milli ve bağımsız MİT de nereden çıktı, ne yapmak istiyorsun?

2000’den bu tarafa sana bir haller oldu. Laf tutmuyorsun, söz dinlemiyorsun. Yok İMF’ye borcun bitmiş, yok kendi silah sanayini kuracakmışsın yok daha bilmem neler?  Dış politikanı  da değiştirdin bu arada. “Ne Şam’ın şekeri ne Arab’ın yüzü!”  diyordun ne güzel! Barzani’den sana ne, sana ne Kuzey Irak petrollerinin nereden satışa sunulacağı? Sana mı düştü mezhepçilikten birbirini kıran Müslümanları barıştırmak, bütün Arap coğrafyasında barış ve kardeşlik projeleri dillendirmek?

Sen böyle çizmeyi aşarsan, söz dinlemezsen, ÜÇ YÜZ YILLIK GAFLET UYKUNDAN uyanmaya  kalkarsan  başı boş bırakılacağını mı sanmıştın?  İçeride fazlasıyla  Kraliçenin çocukları ya da Fransız  baronlarının dostu yok mu sanmıştın? Para babalarının,  basın ve medya ağalarının yanında olduğunu mu düşünmüştün?

En zayıf yerinin KENDİ İÇİNDEKİ YABANCI HAYRANLARI ve KULLARI OLDUĞUNU   UNUTTUN MU  yoksa? Senin kendi vatandaşlarındaki kadar sana düşman insan, inan başka hiçbir ülkede yok. Buna rağmen şaşılacak bir biçimde direniyor, ayakta kalıyor hatta herkese KAFA  TUTUYORSUN!

Asıl gıcık olan da ne biliyor musun?  Diğer milletler yangın yerinden-savaş bölgesinden ardına bile bakmadan kaçarken SEN KAÇMIYORSUN. Kaç milyon Suriyeli bir gün bile durup mücadele etmeyi düşünmeden yollara düştü de ülkesini terk etti. Kuzey Afrika’dan her gün binlerce insan kendini Akdeniz’e atıyor, ülkesinde ölmek yerine dalgalarda yok  olmak pahasına.

Sahi sen ne biçim bir milletsin EY TÜRK!  Esareti kabul etmiyor, kaçıp kovalanarak her gün ölmektense bir sefer ama şerefinle ölmeyi dillendiriyorsun. BAYIRBUCAK’ta  soydaşların sınırın hemen dibinde çadırlarda sefalet içinde yaşamaya dayanıyor da vatanını terk etmeyi düşünmüyor. Türkiye de bizim vatanımız, demiyor; her gün bombalanan harap edilen topraklarını  bırakıp kaçmıyor.

Bu nasıl bir ruh hali olmalı ki senden başka herkesi eziyor, sinirlendiriyor. Bu nasıl bir “insanlık anlayışıdır” ki bütün  ezilen-sömürülen milletlerin aklına tuhaf şeyler düşürüyor. Sen bütün sefil haline, içindeki ihanetlere rağmen dimdik duruyorsun… Bir de diğer ülke ve milletlere öyle bir ayna tutuyorsun ki onlar orada gördüklerinden hiç de memnun olmuyorlar. Hem de hiç… Çünkü bir boşluk verseler, seni bir on yıl kendi haline bıraksalar zapt edilmez bir hale geleceğini senden iyi biliyorlar…

VE  EYYYY TÜRKOĞLU! Sen bu özelliklerinin farkında olsan da olmasan da RAHAT BIRAKILACAĞINI MI SANIYORDUN?  Dünya başkenti dediğin İstanbul’a, can damarı Boğazlara sahip olup sonra da rahat rahat uyuyacağını mı düşünüyordun?

EVET,  SUÇLU SENSİN EY TÜRK! BU KADAR MEYVELİ BİR AĞAÇ OLMASAYDIN… SUÇLU YİNE SENSİN… MERHAMETSİZ OLMAYI, DÜŞENE BİR TEKME DAHA  VURMAYI SEN DE BECERSEYDİN… EN İYİSİ SUÇUNU İTİRAF ET DE  RAHATLA…YOKSA DAHA ÇOOOOOK  BAŞIN AĞRIYACAK… UNUTMA…

Tevfik Yaşar  Tekeli             

Kategori: 

1 Comment

İnternette baş kısmı açıkta

İnternette baş kısmı açıkta kalmış bir mualifin tamamen diri diri toprağa gömülerek öldürüldüğünü gördüm.Son nefesine kadar şehadet getirdi.3 muhalifin askerler tarafından malüm şahsın yere yapıştırılmış posterlerine secde etirildiğini gördüm.Dehşet içinde kaldım.Bunu yapanların Allahüekber dediklerini hiç duymadım.Yazarın bir bildiği varsa yazsaydı keşke,

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.11.2015 - 18:05 -1,072-
Bu sayfayı paylaşın :