Suriye'de Barış Yakın Mı?

-A A +A

29 Aralık’ı 30 Aralık 2016 ya bağlayan gece yarısından itibaren Suriyede Esad Rejimi ile BM güvenlik konseyinde “Terör örgütü” olarak tanımlanmamış Suriyedeki direniz grupları arasında Genel bir ateşkes yürürlüğe girdi. Sadece bu ateşkesin imzalanması bile başlı başına bir başarıdır. Fakat imza ile işler bitmiş olmuyor tam tersi Barışa ulaşma yolunda daha alınacak çok mesafe var. Bununla beraber bu yolda çok tuzaklar komplolar hendekler var. Son zamanlarda Türkiye içinde yoğunlaşan terör saldırıları, Rusya Büyükelçisinin sırtından vurularak öldürülmesi, Hatta Karadeniz üzerinde düşen Rus uçağı bu sonucu engellemeye yönelik “Biz olmadan Hiçbir ateşkes te olmaz, barış ta olmaz” mesajıdır. Bundan sonra bu anlaşmanın işlerlik kazanmaması için sabotajlar saldırılar devam edecektir. İç ve dış medyada Bu anlaşmanın değersizleştirilmesi için hemen algı operasyonlarına başlanması şaşırtıcı olmayacaktır.

Bu ateşkes üç ana mutabakata dayanıyor. İlkinde Şam yönetimiyle silahlı muhalefet ateşkes ilanı konusunda anlaşma. İkinci mutabakat militanların silahsızlanması ve ateşkes denetiminin sağlanması mekanizmasını tarif ediyor. Nihai üçüncü mutabakat ise tarafların barış görüşmeleri için masaya oturmaya hazır olduklarını deklare ediyor. Böylece Barış görüşmelerinin de yolu açılmış oluyor.

Bu anlaşmadan mutsuz olanların başında ABD geliyor. Çünkü Cenevre görüşmelerine ABD dahilken onun baypas edilmesiyle Astana’da sürdürülen görüşmeler Rusya Türkiye ve Iran arasında gerçekleşmiştir. Özellikle Rusya ile Türkiyenin vardığı bu anlaşmadan sonrar gerek cumhurbaşkanı düzeyinde, gerekse de Dışişleri Bakanlığı düzeyinde açık açık ABD nin Suriye ve Irak Politikaları yüksek sesle eleştirmiş ve Türkiye ABD yi terör örgütlerini desteklemekle suçlamıştır. Suriye iç savaşı patlak verdiğinde, normalde Türkiye Batılı müttefikleriyle (NATO ve ABD) bir çözüm oluşturmaya çalışmış ve fakat Batının gündeminde Suriye ve Irakta barışın tesisi gibi bir madde olmadığı tersine gizli bir gündem peşinde oldukları açığa çıkmıştır.

 Bu gizli gündemin adı; Ortadoğuda İslami nitelikte yönetim oluşmasını engelleme. Bunun için savaşın daha da derinleşmesi işin içine daha çok terör örgütü katılması gerekiyordu. Türkiyeye biçilen rol de bu gizli gündemin tesisi için kolaylaştırıcı ve taşıyıcı bir rol üstlenerek Ortadoğu haritasının yeniden oluşturulmasına (BOP) katkıda bulunmaktı. Hatta gerekirse yeni ve dehşetengiz terör örgütleri de üretilmeli idi. İşte IŞİD böyle bir stratejinin ürünüdür. Böylece Türkiyenin de önü kesilecek ortadoğuda belirleyici güç olması engellenecekti  Bu stratejinin maliyeti de yüksek değildi. Vakeleten onlar adına savaşacak taşaronlar bulmak hiç zor değildi. Ne de olsa ölen de öldüren de Müslümandı. Bu savaşın yan ürünü olan Mülteci sorunu da Zaten Türkiyenin sırtına yıkılmış, o konuda da yüksek bedel ödemekten kurtulmuşlardı.

 Bu ateşkes Nusra örgütü, IŞİD ve PKK yı kapsamamaktadır. Bu örgüylerle yapılan mücadeleler devam edecektir. Türkiyenin PYD ve İŞİD ile sürdürdüğü mücadele aynen devam edecektir. Bence bu anlaşmanın yumuşak karnı İran dır. İranın Suriye üzerinde talepleri vardır. Onlar da Akdenize kadar uzanacak bir Şii kuşağı oluşturmak, Lübnan Hizbullahı ile irtibat sağlamaktır. Bunun için İranlı Gönüllülerden oluşturulmuş Haşdi Şa’bi Milisleri Suriyede savaşmaktadırlar. Halepten Sivillerin ve Direniş güçlerinin tahliyesinde ateşkesi birkaç kere ihlal edenler de onlar olmuştur. Eğer istediklerini alamazlarsa ateşkesi önce onların ihlal edeceğinden ve hemen ABD tarafına geçeceğinden de emin olunuz.

Rusya ile Türkiyenin bu anlaşmaya varması kolay olmamıştır. Türkiye bedel ödemiştir. Bu Bedel de maalesef Halep olmuştur.  Bunu bu aciz birkaç kere Halep bombalar altında yıkılırken, masum siviller çocuklar ölürken hastaneler yıkılırken Türk Hükümetinişn sessiz kalmasına dikkar çekmiştim. Halepten ÖSO mensupları ile birlike 50 bine yakın sivilin selametle tahliye edilmesi bu kaybın teselli ikramiyesi olmuş, Türk kamuoyu nezdinde Hükümetin itibar kaybetmesini önleyen perde olmuştur.

Rusya-Türkiye arasındaki Mutabakatın içyüzünü hiçbirimiz bilmiyoruz. Fakat gelişmeleri takip ettiğim kadarıyla Batının İhaneti karşısında bu işten zararlı çıkacak tek tarafın Türkiye olacağı anlaşılınca, ister istemez Rusya ile anlaşmak zorunda kalmıştır. Sıkı al- ver pazarlıkları yapılmış olduğunu tahmin etmek zor değildir. İleride barış görüşmeleri başaladığında belki mutabakatın gizli maddelerini de öğrenme şansımız olacaktır.

Son gelişmelerin zorunlu bir real politik uygulaması olduğunu düşünüyorum. Yani Mecellenin şu çok bilinen ilkesi ile hareket edilmiştir “Def-i mazarrat, Celb-i menafiden evladır”

Mehmet Emin Aydınbaş

Kategori: 

1 Comment

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.12.2016 - 15:36 -399-
Bu sayfayı paylaşın :