+A A -A

Suudi Arabistan Vehhabilikten vaz mı geçiyor?

-A A +A

Suudi Arabistan veliahdı Muhammed bin Selman (MBS) Avrupa ve ABD turuna çıktı. ABD’de Trump, eski ABD yöneticileri, iş dünyası; MIT ve Harvard gibi üniversitelerde akademik çevreler ile yaptığı temaslar dikkatleri çekti. Bizde fazla ilgi görmese de her söylediği medyada geniş yankı buldu.

Gezinin amacı belli. Veliaht kendisini tahta hazırlıyor. Belki babasının ölümünü bile beklemeyecek, en azından aile içi bir ittifak veya başka bir yöntem ile Suudi Arabistan’a kral olacak. Bütün bu hikâyenin arkasında kuşkusuz büyük bir PR (Piar) var. Bunun ustası da Suudi Arabistan 2030 vizyonunun mimarı ABD’li danışmanlık şirketi McKinsey’dir. Şu anda MBS’yi ABD’de pazarlayan bu danışmanlık firmasıdır.

SUUDİLEŞTİRME PROJESİ

Ancak işin başka bir boyutu daha olmalı. Bütün meselenin, “sadece muhteris bir veliahdın tahta taşınması için yapılan propagandadan ibaret mi olduğu” sorgulanmaya değer. Uzun zamandır, kadın hakları, kadınların görünürlüğünün artması, iç turizmi ve eğlence sektörünü geliştirecek programlar; 2030’a kadar gayri safı milli hasılada özel sektör payının %60’lara çıkarılması gibi daha çok ekonomik perspektifi olan söylemler, zaten Suudi Arabistan’ın gündeminde yer almaktaydı.

Kral Abdullah zamanında, şimdiki Kral Selman’ın desteklediği hatta gizli mimarı olduğu iki önemli proje hayata geçirilmişti. Bunlardan birincisi 11 Eylül’den sonra ABD bankalarında bloke edilen Suudi paralarının -ve bir söylentiye göre Haremeyn Vakıfları gelirlerinin- ABD’ye öğrenci göndererek onlara harcanması şartıyla serbest bırakılmasıydı. Bu proje tuttu. Son on yılda, on binlerce öğrenci (kadın-erkek) ABD’ye gitti. Önemli bir bölümü Suudi Arabistan’a geri döndü. Bu eğitimli gurubun çoğuna uygun iş pozisyonları yaratılamadı ama, kendilerine iş ve prestij imkanı sağlayacak 2030 vizyonunu pazarlayan MBS’nin en büyük destekçisi de onlar oldu. Bu genç potansiyelin hatta “yeni elit” diyebileceğimiz bu kesimin, eski Suudi anlayışı ile geleceklerini sürdürmeyecekleri meydandadır. Değişimi talep eden MBS’yi hararetle desteklemeleri de bunun apaçık göstergesidir.

İkinci proje, iş dünyasında “Suudileştirme” projesiydi. Aslında bir bakıma yeni yetişen ve özellikle yurt dışından gelen bu yeni kadrolara iş piyasasında alan açmayı hedefleyen proje ile çeşitli hizmet alanlarında istihdam edilen yabancıların azaltılması isteniyordu. Böylece toplum kendini Vehhabilikten ziyade Suudi olarak da tanımlayabilecekti. Büyüyen Suudi hizmet sektörüne cevap vermekten uzak olan bu proje başarısız oldu ve kamu ile özel sektörü karşı karşıya getirdi. Savaş ekonomisinin getirdiği yük ve ayrıca bu süreçte yabancı düşmanlığının oluşması gibi sonuçları da cabasıdır. Öngörülen istihdam politikalarının iyi organize edilememesi özel sektörü sıkıntıya soktu. Diğer taraftan iş gücü arz eden bazı ülkeler de eleman gönderme konusunda tereddütler yaşamaya başladı. Özel sektörün büyümesi istenirken, sadece bu politika yüzünden birçok firma kapandı veya kapanmanın eşiğine geldi. Bugün Suudi Arabistan’ın iç gündemi istihdam veya başka bir ifade ile Suudileştirme meselesidir.

VEHHABİLİKTEN VAZ MI GEÇİLİYOR?

Peki, Vehhabilik bu projelerin neresindedir?

Ülkenin gerçek problemleri ve çözüm için oluşturulan siyaset, geçmişte sadece hanedan üyeleri, ulema sınıfı (Âl-i Şeyh) ve yönetici aile ile irtibatı olan büyük guruplar arasında konuşulmaktaydı. Elbette buna yabancı danışmanları da dahil etmek gerekiyor. Kral dahil, hanedan üyelerinden hiçbiri veya onlara meşruiyet sağlayan ulema sınıfı halkın önünde gerçek problemleri konuşmuyordu. Çeşitli vesilelerle yapılan ve Kral’ın kabul günü sayılan halk toplantıları (Meclis) sadece bazı özel taleplerin çözümünden öteye gitmiyordu.

Makalenin devamı için tıklayınız...

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.04.2018 - 10:27 -198-
Bu sayfayı paylaşın :