Terör Örgütü: 15 Temmuz'dan Sonra

-A A +A

         15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında açılan davaların ilk duruşmaları arefesindeyiz.Çok yakında iddianameler bitmiş olacak.Ağır Ceza Mahkemeleri 15 gün içerisinde iade etmedikleri takdirde tensip zabtı tanzim ederek duruşma günü vermiş olacaklar.

         Bu aşamada yakın geçmişte yaşadığımız büyük yargı hataları ile hesaplaşmamız, yada yargıda yaptığımız büyük yanlışlarla yüzleştiğimiz söylenebilir mi ? Henüz erken.Çünkü yakın gelecekte yapacağımız, yada yapmayacağımız tekrarlarla ilgili bu durum.Aksi halde ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz babında söylenenler realize olmayacak.

         Hata yapılabilir fakat bu zincirleme devam etmemeli.

         Ezberden kaçınmalı ve rasyonel hareket edilmeli.Balyoz, Ergenekon , Şike vs … dosyalarında yaşananlardan ders çıkarılmalı.Aksi halde sulandırılan ve ceza verilmesi gerekirken ortada kalan boşluklar toplumsal hayatı zehirleyebiliyor. Özellikle refahımızdan, ekonomimizden, geleceğimizden çalmakla meşgul “Yavuz hırsız” ların ellerini kollarını sallayarak dolaştığı cemiyet atmosferi ,istikbalimiz  için sıkıntılı kulvarlar üretiyor.

         Dolayısıyla 15 Temmuz sonrası FETÖ/PDY örgütü ile alakalı davalarda ,örgütlü suçlar ile alakalı Ceza Kanunumuzun ilgili hükümleri esas olacak.Özellikle 15 Temmuza kadar foyası kitlelerce tam olarak anlaşılmayan bu örgütün öncelikle 15 Temmuzdan sonra  terör örgütü olarak vasıflandırılması anlamında şu zamana kadar önemli sayılabilecek bir görüş var.Savcı Serdar Coşkun, 15 Temmuz darbe girişiminden birkaç gün önce, iddianamesini Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne teslim etti. Bu iddianame, savcılığın Fethullaçı Terör Örgütü / Paralel Devlet yapılanması” olarak tanımladığı örgütle ilgiliydi. İddianame, 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, darbeden birkaç gün sonra, 22 Temmuz 2016’da kabul edildi. Savcı Serdar Coşkun “FETÖ Çatı Davası” olarak adlandırılan soruşturmanın mahiyetini açıklarken, “Örgütün evinde kalan, yurtlarında barınan, okul ve dershanelerinde öğrenim gören, bu örgütün elindeki işyerlerinde ücretli çalışan, emeği ile geçinen kimseler, açıkça suça karışmadıkları sürece SIRF BU İRTİBATLARI CEZA SORUMLULUĞU DOĞURMADIĞINDAN, özellikle soruşturma dışında tutulmuştur” diyordu. Nitekim, eski Adalet Bakanı, eski Meclis Başkanı, AK Partili Cemil Çiçek, çok yakın bir zamanda bunu açıkça ifade etmiştir: “Bizde, bir örgütün terörist olup olmadığına ancak yargı karar verir. Önüne gelen somut davaya göre, Yargıtay, terör örgütü olup olmadığını belirler.” (28 Ekim 2016 Habertürk / Muharrem Sarıkaya ile söyleşi)

         Başbakan Binali Yıldırım da, AK Parti milletvekilleriyle Afyon kampında yaptığı toplantıda, “2004 MGKsından sonra, niçin Fethullah Gülen hakkında tedbir alınmadığı” sorusuna şu karşılığı vermiştir: “Sizin defterinizi mi dürelim deseydik. İnsanları öldürmedikçe, eline silâh almadıkça, terör örgütü muamelesi görmez” demiştir.Bu yapının teröre bulaştığı 15 Temmuz kalkışması sonrasında açıkça ortaya çıkmıştır.

         Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos (2016) münasebetiyle yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’un terör örgütü için belirleyici olduğunu ifade etmiştir: “17-25te ilk emareleri görünen, 15 Temmuzda artık gizli saklısı kalmayan gerçeklere rağmen, bu ihanet çetesiyle birlikte hareket etmeye devam eden herkes vatan hainidir.” Erdoğan milâdı, silâhlı kalkışmanın tarihi olarak ilân etmiştir. Her şeyin 15 Temmuzda açıkça ortaya çıktığını belirtmiştir. 15 Temmuz’dan önce, “terör örgütü” tanımı hukuken kabul görmüyordu. Devlet içinde paralel yapılanmadan söz ediliyordu.

         Nitekim, HSYK Başkan vekili Mehmet Yılmaz, neden FETÖ cü hâkim ve savcıların daha önce görevden alınmadığı sorusu üzerine şu cevabı vermiştir: “Biz örgütle ilgili olanları saptadık. Ama bu örgütün terör örgütü olduğu yönünde ayan beyan, kimsenin karşı çıkamayacağı deliller darbe gecesi ortaya çıktı.” (Cumhuriyet / 23 Eylül 2016)

         Gazeteci Fehmi Koru, Darbe Komisyonu’na yaptığı açıklamalarda, Cemaati yakından takip etmesine rağmen, darbeye ilişkin en ufak bir işaretin olmadığını şu sözlerle belirtiyor: “Bu grubu yıllardır takip eden bir gazeteciyim. Böyle bir hazırlık içinde olduklarının emaresi yoktu.” (21 Ekim 2016)

         Ahmet Taşgetiren’e kulak verelim: “Sayın Cumhurbaşkanı, 17-25 Aralık’ı milât görmekte. Burada sorun, bir, 17-25 Aralık’ın tanımlanmasında. İki, bundan sonraki iltisakların FETÖ’ye dahil olma anlamına gelip gelmediğini tayinde yatmaktadır. Şunu biliyoruz: 17-25 Aralık’ın yolsuzluk operasyonu değil de, darbe girişimi olduğu kanaati, çok uzun süre, AK Parti bünyesinde bile netleşmiş bir kanaat değildir. Özellikle 4 bakanla ilgili kanaatler netleşmemiştir. İkinci olarak iltisaklardan hangisi terör örgütü FETÖ ile bağlantıyı ortaya koymaktadır? Bu yapının silâha başvurabileceği konusunda bir çoğunun gözünün 15 Temmuzda açıldığını düşünüyorum.” (Star / 13 Eylül 2016)

                   Mamafih, MİT tırlarını durduranlar,MİT müstaşarını tutuklamak için ifadeye çağırmak suretiyle  darbe iştahlarını açığa vuranlar, 17/25 bahanesiyle ,15 temmuzun öncü darbesini projelendirenler, Marmaris’te otel basanlar silahlı terör örgütü üyesi olarak sanık sandalyesinde yerini aldıkça bu milletin adalete özlemi dinecek ve 15 Temmuz şehitlerinin kemikleri de sızlamayacaktır. Cezaların şahsiliği ilkesi ,adil yargılanma ve masumiyet karinesi doğrultusunda Ankara 4.Ağır Ceza mahkemesinin görüşü ,yargının da önünü aydınlatan olgunlaşmış bir kanaat olmalıdır.Aksi durumda önceki yargılamalarda olduğu  gibi acı dersler çıkarmak yazık olacaktır ve  bu coğrafyanın insan israfına da mecali yoktur.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 29.11.2016 - 11:48 -283-
Bu sayfayı paylaşın :