+A A -A

Tohum ekmedikçe

-A A +A

Hayatın her alanında başarı ve başarısızlık, mutluluk ve mutsuzluk ilahi irade tarafından insan iradesine bağlı olarak yaratılır.

İş hayatında, savaşta, barışta, her yerde ve her zaman.

İnsanını iradi fiillerinin (istitaat, ef’âl-i ibad) konusunu uzmanlarına bırakarak Kuran’ın mesajları ışında bir fikir yürütelim.

Bir başarı elde edildiği zaman mutluluğumuza diyecek yoktur. Lakin bir başarısızlık mutsuzluğu beraberinde getirir. Beşeri ölçüler içinde bu, böyledir.

Mümince düşünüldüğü zaman (ettevfiyku minellah) ayeti mucibince başarın kaynağı, Allah’tır. Eğer o, bizim canımızı alarak enerjimizi kesse başarı elde edemeyiz.

Başarısızlıkla karşılaşınca da bunu, yeni bir başarı iradesini kamçılamak olarak değerlendirmeliyiz.

Allah (c.c.)  dilediğini hidayete erdirebileceği gibi dileyeni de erdirir. Bu mealdeki ayetler her iki manayı da ihtiva eder.

Amacımız, dünya ve ahret mutluluğu için başarı ise Kuran’da sık sık zihinlerimize nakşedilen

*Allah zalim bir kavmi (topluluğu) hidayete (doğru yoldaki başarıya) erdirmez.

*Allah fasıkları hidayete erdirmez.

*Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez

Malindeki ayetleri göz önüne alarak ef’âlimizi (eylem ve söylemlerimizi) değerlendirmeliyiz.

Sondan alırsak, Allah kâfirlikte ısrar edenleri (yani kendisini ve koyduğu nizâmâtı inkâr ederek isyan edenleri elbette hidayete erdirmez. Bu sebepten onlar geçici başarılar verse de, bu geçici başarılar onları çok aldatmaya yarar. Sonları ise cehennemdir.

Mümin insanlar elbette kâfirler gibi olmadıklarından sözünü ettiğimiz şu iki hususa dikkat etmeleri gerekir. Zalimlik ve fasıklık.

Zalim, zulüm icra edendir. Zulüm ise adaletin zıddı olup her şeyi layık olduğu yere koymayıp layık olmadığı yere koyarak hak sahiplerine  zarar vermektir.

Eğer Ali’nin hakkı Veliy’e veriliyorsa, sen yeme ben yiyeyim deniyorsa, sen yaşama ben yaşayım deniyorsa işte bu zulümdür ve zalimliktir.

Yeryüzünün kan dökücüleri en büyük zalimlerdir. Onlar Allah’tan başka ilahlar (amaçlar) peşinde koştukları için şirktedirler. Şirk ise Kuran’ın ifadesine göre çok büyük bir zulümdür. Zira en büyük zulüm, kişinin kendisini en şiddetli cezaya sürükleme nedeni olan kendine zulmetmesidir.

Fasıklık, doğru işleri bırakıp alenen yanlış işleri çekinmeden Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan yapmaktır. Helal haram seçmeden, iyi kötü demeden, yalan yanlış demeden canavarlaşan nefsine esir olarak türlü günahları ve suçları irtikâp etmektir.

Bütün bular gösteriyor ki küfürden, zulümden ve fısktan arınmayan bir toplum, dünyada ve ahirette nihai başarı ve mutluluğa eremez.

Herkesin kolayca anlayabileceği ve bileceği bu değerlendirmeleri anlatmakla sorunu çözdüğümü zannetmeyin. Bu o kadar kolay bir iş değil. İslam Peygamberinin yetiştirdiği örnek sahabe nesli, İlahî ve Peygamberî bir eğitinin sonucunda oluşmuştur. O model toplum, ancak güzel ahlak eğitimi ile oluşmuştur.

Okullarımız, ailelerimiz, iyiliği emreden ve kötülükten men eden insanlarımız bu işi yapmadıkça medeniyetimizin ihyasını ve inşasını yapacak baniler yetiştirmedikçe fasıklık ve zalimlik ile hakiki mutluluk başarısına ulaşmak hayaldir. Bu takdirde bataklık içinde debelenerek meşakkatli bir hayat sürmeyi, hayat zannederiz.

Çok mu kolay?

Zoru seçmek er kişinin işi, kolayı seçmek her kişinin işi.
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaparak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ileri varış dediğin,
Geride ne varsa bırak, utansın!
Ey bin bir tanede solmayan tek renk,
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!
Necip Fazıl Kısakürek

Hele sen bir çekirdeği toprağa at, belki ondan ormanlar meydana gelir.

Tohum ekmedikçe mahsul elde edilemez. Vesselâm!

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.03.2018 - 16:41 -1,218-
Bu sayfayı paylaşın :