Top oynayan çocuklar…

-A A +A

 

Avukat Rasim beyin  o gün işi çok yoğun değildi. Evden çıktı, mahalle meydanının  arkasındaki ara sokakta bulunan boş arsada top oynayan çocukları biraz seyretti. l0-12 yaş grubundaki çocukların heyecanını, takımlarının başarısı için nasıl da canhıraş çalıştıklarını gördü. Baktı, top fazla sekmiyor  ve vurunca da fazla ileri gitmiyordu. Çamurdan olamazdı. Çünkü yer ala-tavdı.

Topun havasının inik, biraz patlak, çuvaldızla kalın ve sağlam iple dikilmiş olduğunu gördü. Kimseye bir şey demeden, hemen ilerideki  markete  gitti. Yeni ve sağlam bir top aldı. Geri döndü. ”Hey çocuklar! O topu bırakın. Bununla oynayın” dedi. Topu bir şutla havaya dikti. Bütün çocuklar gökyüzüne dikilen topun başlarını havaya kaldırarak yere  inmesini bekledi. Top yere inince bir kaç kere zıpladı. Bütün çocuklar topun arkasından koştular. Topu en sonunda yakaladılar. ”Sağ ol, Rasim abi” dediler topluca..

Rasim bey oradan ayrıldı. Çocuklar da heyecanla, yeniden eşleştiler. Yeni top, yeni heyecan.. Kaleler tekrar kontrol edildi. Kaleleri iki büyük taş idi. Taşlar arası da yaşları gibi küçüktü.

Oyunun en heyecanlı yerinde, beyaz takımın kaptanı Ersin, çok sert bir şut çekti. Top havalandı. Kale direğinin, yani taştan kalenin arkasında bulunan dar yolun ucundaki  Ayşe Teyze’nin camına çarptı.

Cam, ”şangır” diye bir ses  çıkardı. Hemen Ayşe Teyze kırılan camın önüne geldi. Bütün çocuklar yürekleri ağızlarında bekledi. Ayşe Teyze, kaşlarını çattı. ”Bula bula benim camımı mı buldunuz. Başka top oynayacak yer yok muydu?” dedi. Hemen geri doğru gitti. Mutfaktan ekmek bıçağını getirdi. Yarım saat önce alınan çocukların topunu, karpuz keser gibi kesti. Yırtık ve kesik topu çocuklardan tarafa attı. Biraz sonra kırık camlı pencereye bir battaniye örttü homurdana homurdana.. Hava buz gibi soğuktu. Sanki hava biraz daha soğumuş gibi oldu...

Çocuklar ne yapacaklarını bilemediler. Eski yırtık topları duruyordu ama, üzgün ve kızgın bir insan  varken oyuna devam edemediler artık…

Çocuklar ertesi gün aynı yerde; havası inik ve yırtık topla tekrar oyuna başladılar. Dün aynı saatlerde oradan geçmekte olan Rasim bey, bugün de gene oradan geçiyordu. Çocukların yeni topla değil eski topla oyun oynadıklarını gördü. Sordu, bu ne iştir diye. Çocuklar; “öyleyken böyle oldu” dediler. Rasim Bey tekrar aynı markete gitti. Bir top daha aldı. Gelirken camcının çırağını da yanında getirmişti. Yeni topu çocuklara verdi. "Biraz dikkatli olun, uzun şut çekmeyin” dedi. Kendisi de camcının çırağı ile Ayşe Teyze’nin evine gitti. Zili çaldı. Ayşe Teyze, sırtında bir battaniye ile kapıyı açtı. Rasim bey, selam verdi: "Bu  ne hal Ayşe Teyze" dedi. Ayşe Teyze; "çocuklar camımı kırdı. Sabaha kadar üşüdüm. Sabah eczaneye gittim. Bana 40 tl’lik ilaç verdi. Hastayım" dedi.

Rasim bey, "Ayşe Teyzem, o camın kırılmasında benim de rolüm var. Zararını karşılarım. Bak, ben camcının çırağını da getirdim. Müsaade  et!. Bir ölçü alsın. Camını taksın. Ayrıca şu 40 tl’yi  de al !. Geçmiş osun"  dedi ve gitti.

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 04.02.2017 - 10:22 -176-
Bu sayfayı paylaşın :