Türkiye, ABD’nin “Kan Sınırları!” oyununu nasıl bozdu?

-A A +A

2006 yılının Temmuz ayının başlarında, Bill Clinton’un askeri strateji danışmanlığını yapan ve ABD stratejilerinde etkin bir rol oynayan “American Enterprise Institute” adlı düşünce kulübünün beyin takımında yer alan Ralph Peters, Ortadoğu’da odaklanan yeni Dünya Savaşında İslam ülkeleri üzerinde gerçekleştirilecek siyasi değişiklikleri bir harita ile göstermiş ve bu harita Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi’nin (Armed Forces Journal) Haziran 2006 sayısında "Kan Sınırları" (Blood Borders) adıyla yayınlanmıştır.

Türkiye’yi bölmeğe çalışan
bu adamın ardındaki
asıl güç!

Bugün Türkiye’nin savaşmak zorunda olduğu düşman devletler az değildir. Bunları ülke olarak yakından tanımamız ve tedbirli olmamız gerekir. Yoksa ülke olarak olanlar karşısında büyük yanılgıların içine düşeriz. Şimdi bugünlerde büyük önem arz eden bu düşmanlardan birisi üzerinde duracağız.

Bu düşman Mesut Barzanidir.

Bu adam kendini Müslüman kürt kardeşlerimizin lideri olarak tanıtan, ama aslında azılı düşman mihrakların adamı olan ve Haham (yani Yahudi din adamı olan) Molla Mustafa Barzani’nin oğlu Mesut Barzani’dir.

Mesut Barzani’nin Yahudi asıllı olduğu ve babasının da bir Yahudi din adamı Haham olduğu konusunda tarihi belgeler vardır. İşte bu belgelerden birisi:

BUGÜNKÜ MESUT
BARZANİ KİMDİR?

İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. (…) Tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri'nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. (…) Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs'e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.” i

Şimdi bu adamı yakından tanıyalım:

BARZANİ MERSİN’DEKİ 4 BÜYÜK ŞİRKETİN
SAHİBİ OLAN BİR TÜRKİYE DÜŞMANIDIR

"Kısa adı AIE olan American Institution Enterprise"ın ünlü danışmanlarından Michael Rubin, Daily Star gazetesindeki bir yazısında; Barzani"nin şahsi servetinin iki milyar dolara ulaştığını söyledi... Özel kaynaklara göre, bu servetin bir bölümü de Türkiye"deki yakınlarına ait gözüken PARAVAN oldukları iddia edilen şirketlerin geliriyle oluşturulmakta.

Mesela... Bir zamanlar İstanbul çocuklarının "hayal dünyası" olan İstanbul"daki Tatilya"yı Barzani aşiretinden Malaşin Barzani (DARİN ŞİRKETLER GRUBU) 1.1 milyon dolara satın aldı. Türkiye"nin ilk "Mini Disneyland"i Barzani ailesinin oldu. Bitmedi... Dış Ticaret Müsteşarlığı"ndan alınan bilgilere göre, Kuzey Irak"taki ithal içki ve sigara pazarı Kürt Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ve ailesine ait şirketlerin elinde... Barzani"nin yakın halkasında bulunanların Mersin Serbest Bölgesi"nde de şirketleri var...

(…) bir üniversitede araştırma görevlisi olan uzman kaynağım diyor ki, "Güler Hanım takdir edersiniz ki Mesud Barzani"nin kendi adıyla Türkiye"de şirket kurması veya hisse sahibi olması beklenemez. Araştırmalarımıza göre Mersin Serbest Bölgesi"nde faaliyet gösteren 4 büyük şirket Barzani aşiretine-aile çevresine çok yakın isimlere aittir.

İşte Barzani"nin yakınlarına ait olduğu iddia edilen Mersin Serbest Bölgesi"ndeki şirketler ve şirketlere ait Mersin Ticaret Odası kayıtlarındaki bilgiler;

Şirket ismi; AL-BARZANJİ.... Şirketin Ticaret Odası kaydında gözüken sahipleri; Yusuf Baba Muhittin ve Yaseen Huseyin Omar...

Şirket ismi: HÜDA Dış Ticaret Ltd... Şirketin Ticaret Odası kaydında gözüken sahipleri; Mehmet Masum Bilen...

Şirket ismi: HARDİ Ltd... Şirketin Ticaret Odası kaydında gözüken sahipleri; Salih Mustafa Kader Sultan...

Şirket ismi: DİLSHAT Dış Ticaret... Şirketin Ticaret Odası kaydında gözüken sahipleri; Farzende ALTAN...

Şimdi de bir başka özel nota bakalım; Mesud Barzani"nin oğlu Neçirvan Barzani"nin resmen ortaklığının bulunduğu bir de şirket var; Gaziantep merkezli EMİN DIŞ TİCARET PETROL VE TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET LTD...

Neçirvan Barzani"nin şirketleri Irak"taki içki sigara, çay, şeker ve pirinç ihtiyacının neredeyse tümünü tek başına karşılıyor. iddialara göre sigaralar Kıbrıs Rum kesimi ya da Mersin"deki serbest bölgeden alınıyor. Türkiye"nin kasasına bir kuruş bile girmeden özel koruma eşliğinde doğrudan Irak"a gidiyor.

Neçirvan Barzani ve SAİT Barzani"nin ortak olduğu; taşımacılık, bankacılık, inşaat, taahhüt, otelcilik, kağıt ve plastik sanayi, çeşitli tanınmış içki ve sigaranın yanı sıra ünlü markalarının lisanslı üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren "NASRİ Şirketler Grubu" ise ERBİL merkezli...

Ve... İstanbul merkezli Barzani ailesi-yakınlarına ait bir firma daha; ZAGROS İnşaat ve Dış Ticaret Şirketi. (…)

Barzani"ye yakın halkanın şirketlerinin tamamının 150 civarında olduğu öne sürülüyor.” ii

BUGÜNKÜ TÜRKİYE YÖNETİMİ DÜŞMANIN
KAN SINIRLARI OYUNU”NU NASIL BOZDU?

2006 yılının Temmuz ayının başlarında, Bill Clinton’un askeri strateji danışmanlığını yapan ve ABD stratejilerinde etkin bir rol oynayan “American Enterprise Institute” adlı düşünce kulübünün beyin takımında yer alan Ralph Peters, Ortadoğu’da odaklanan yeni Dünya Savaşında İslam ülkeleri üzerinde gerçekleştirilecek siyasi değişiklikleri bir harita ile göstermiş ve bu harita Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi’nin (Armed Forces Journal) Haziran 2006 sayısında "Kan Sınırları" (Blood Borders) adıyla yayınlanmıştır.

Peters, İslam coğrafyasında yapılacak operasyonları şöyle sıralamıştır:

Irak, Şii, Sünni ve Kürt bölgeleri olarak üç devlete ayrılmalı. Kürtler’e, Türkiye, Suriye ve İran’dan da toprak verilmeli. Suriye’nin kalan bölümü, Sünniler ve Aleviler arasında bölüştürülmeli.” iii

Bugün Türkiye yıllar öncesine göre çok değişik olan yeni olan politikası ile düşmanın bu bölücü stratejik oyununu uygulanamaz hale getirmiş, boşa çıkarmıştır.

İSRAİL TARAFINDAN ÖLDÜRÜLENLERDEN
UĞUR MUMCU’NUN ÖLÜM NEDENİ!

Türkiye’de araştırmaları ve yazıları dolayısıyle düşman tarafından cinayetlere kurban giden araştırmacılar ve yazarlar sayılmayacak kadar çoktur. Uğur Mumcu bunlardan birisidir. O’nun öldürülmesin neden olan yazı hangisi biliyor musunuz? Arzedelim:

Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişkiMOSSAD-Barzani ilişkisidir. MOSSAD, İsrail 'in gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?

Barzani 'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, "Hayır olmadı" diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.

MOSSAD' ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney'de yayınlanan "Israel 's Secret Wars-A History of Israel's Intelligence Services" adlı kitapta sergileniyor. Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington'daki Brooking Enstitüsü'nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış. Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri,

İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.

Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.

Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı 'ndan sonra, MOSSAD 'ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sayfa.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel'in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak 'tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.

1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması 'ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından "Kürdistan Demokratik Partisi"ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.

Barzani 'nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dış işleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor. MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail 'in Tahran 'daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.

Nimrodi 'nin üstlendiği görev ilginç: Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani 'nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sayfa. 328-329) Kitapta, MOSSAD'dan Kürtler 'e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sayfa.328)

70 'li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?
Kitaba göre sürüyor. "Körfez Savaşı sırasında Irak 'ın attığı Scud füzelerinin Tel-Aviv'e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sayfa.521) Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, simdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.

MOSSAD, Barzani'ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor. Kitapta, Mesud Barzani'nin İsrail 'e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor. Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek... Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek... (…)

Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD 'ın Kürtler arasında? “ iv

SONUÇ

Sonuç olarak, eğer düşman oyunlarını bozabiliyorsanız, bilin ki doğru yoldasınız demektir. Düşman oyununa geliyorsanız, şüphesiz yanlış yoldasınız demektir.

Türkiye bugün düşmanını görüyor ve oyunlarını boşa çıkarmağa çalışıyor. Yalnız bilelim ki, bu başarıların bir garantisi yoktur. Çünkü düşman oyunları devam etmektedir.

Türkiye olarak her zaman şaşırtıcı bir durumla, düşmanın sağ gösterip sol vuran ters bir hareketiyle karşı karşıya kalabiliriz ve oyun içinde bir oyunuyla yüzyüze gelebiliriz. Çünkü karşı karşıya bulunduğumuz soğuk savaşın karekterinde böyle kahpelikler hep vardır ve olacaktır. Unutmayalım ki bu Haçlı savaşı böyle aldatıcı bir savaştır.

Nitekim bugün İslam dünyası ve Türkiye, Dünya Haçlı savaşında düşmanın böyle anlaşılmaz, kahpe oyunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Örneğin Ankara’nın, haklı olarak çok uzaklardaki Müslüman kardeşlerimizin dertleriyle ve sorunlarıyla yakından ilgilenmesinin ve üzerine düşeni yapmağa çalışmasının her türlü takdirin üzerinde çok güzel bir şey olduğu muhakkaktır! Ama Türkiye’nin, öncelikle kendi topraklarında düşmanlarının gizli ve sinsi bölücü oyunlarına karşı dikkatli olması ve gereken acil tedbirleri alması daha önemli değil midir?

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

ii03 Temmuz 2007, Güler Kömürcü

iiiErdal Şafak, Sabah Gazetesi, 08.07.2006

ivUğur MUMCU, Cumhuriyet, 7 Ocak 1993

 

Kategori: 

1 Comment

Müthiş bir yazı. Teşekkürler

Müthiş bir yazı. Teşekkürler Hasan Ağabey. Allah'tan sağlık ve afiyet diliyorum

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.10.2017 - 15:24 -549-
Bu sayfayı paylaşın :