Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem!

-A A +A

Ankara, ABD ve Avrupa ile ilişkilerinde bundan önceki dönemden çok farklı ve ezberleri bozacak yeni bir sürece giriyor. 16 Nisan halkoylaması ile sadece Türkiye’deki “HAYIR”cephesi değil onların arkasındaki topyekun Batı cephesi de kaybetti.

16 Nisan’da, Batı'nın istediği sonuç çıkmadığı için ABD'nin New York Times Gazetesi, "Türkiye'de demokrasi kaybetti"başlıklı başyazı yayımlamıştı. “HAYIR” çıksaydı demokrasi kazanmış olacaktı.. Gazete, NATO'yu Türkiye'ye müdahale etmeye çağırmış, Trump'ın referandum sonrası Erdoğan'ı aramasını da "şok edici derecede yanlış bir karşılık" olarak nitelendirmişti.

Çünkü Batı dünyası için demokrasi, “Halkın, kendi istediği yönetimi seçmesi” değil; “Batı'nın arzu ettiği bir yönetimin halk tarafından seçilmesi” oluyor.

Aynı gazetenin şu cümleleri ayrıca dikkat çekiciydi. “NATO ülkeleri, Erdoğan'ın otokratik eğilimlerini kontrol altına almak için ellerinden gelen her şeyi yaparken, Türkiye'deki demokrasi savunucularına da cesaret vermelidir.” Yani CHP’deki karışıklığın bu tür açıklamalar ve telkinlerden sonra başlamasına dikkatinizi çekmek isteriz. CHP sözcüsü Selin Sayek Böke’nin aniden görevlerini bırakması ve Cumhuriyet Gazetesi üzerinden “sokak çağrısı” yapmasını da hatırlatalım.

ABD ve Avrupa, içerdeki taşeronları üzerinden ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışırlarken, etrafımızdaki askeri tahkimatı da arttırıyorlar.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın heyet halinde ABD temasları sürerken, Başkan Trump, o sırada YPG’ye daha etkili silahların da verilmesi kararını imzalıyor. ABD Savunma Bakanı ise “Türkiye’nin endişelerini anladıklarını ve Türkiye’nin sınırlarını koruyacaklarını” söylüyor. Türkiye düşmanı terör örgütlerine bize karşı savaşsınlar diye silah veren ABD, Ankara’ya ise güya “teselli” veriyor.

Şimdi bir an için şöyle düşünün.. Türkiye IŞİD’i “terör örgütü” olarak kabul ediyor. Fakat aynı Türkiye, IŞİD’in, ana yapıyı oluşturduğu, içine biraz Arap, biraz Kürt biraz da Türkmen ve başka etnik unsurlardan karıştırarak silahlı bir örgüt kuruyor. Sonra da bu örgütü, hava savunma sistemleri, etkili füzeler, tanklar, zırhlı araçlar, obüsler, toplar, tüfeklerle donatıyor. Örgüte de hiç duyulmamış sempatik bir isim veriyor. Bu örgütü resmen ve açıktan destekliyor, eğitim ve istihbarat veriyor.. Hatta Türk komutanlar, o örgüt militanlarıyla ortak eğitim ve tatbikat icra ediyorlar. Örgüt, kendi merkezlerine Türk bayrakları asıyor. Türk komutanlar, örgütün komutanlarına plaket veriyor..

Türkiye bunları yapsaydı neler olmazdı sizce..? Haçlı-Siyonist ittifakı kıyametleri koparmaz mıydı? Peki ABD’nin yaptıklarının bundan ne farkı var? Daha ilerisini yapmıyorlar mı?

ABD öncülüğündeki Haçlı koalisyonu, IŞİD’le mücadele adı altında PKK’nın adını değiştirip silahlarla donatıyor. Hava savunma ve saldırı sistemleri bile verdiler. IŞİD’in uçakları ve helikopterleri yok. Öyleyse PKK bu silahları kime karşı kullanacak? Türkiye, Özgür Suriye Ordusu ve Irak Kürdistanı’na karşı kullanacak. Bunları bilmiyor muyuz?

Yazının Devamı için tıklayınız...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.05.2017 - 11:51 -73-
Bu sayfayı paylaşın :