Türkiye Ekonomisinde Yeni Dönem!

-A A +A

16 Nisan referandumunda Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin milli iradenin mutlak çoğunluğu tarafından onaylanması ile birlikte yepyeni bir evreye girildi. Artık bundan sonraki yeni süreçte ekonomi alanında yeni ve üretim odaklı bir kalkınma hikayesi yazmak gerekmektedir.

Ak Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında ekonomide gerçekleştirilen yapısal reformlar ile birlikte 2002 - 2007 yılları arasında kişi başına gelir 3 katı arttırılmıştı. Kısacası o dönemde ekonomide genel bağlamda başarılı bir hikaye yazılmıştı. 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik kriz sürecinde geçici bir daralma yaşanmış olsa da güçlü finansal yönetişim mimarisi ve koordineli kurumsal tepkiler sayesinde ilk şok atlatılmıştı. Sonrasında 27 çeyrek devam eden sürdürülebilir pozitif büyüme ivmesi yakalandı. Fakat büyüme modelinde iç tasarrufları artıran, cari açık problemini kontrol altına alan, enerji maliyetlerini düşüren, üretim ve istihdam üzerindeki vergi yükünü azaltan, AR-GE, bilgi ve teknoloji politikaları, tarımda modernizasyon ve ihracatı özendiren yapısal değişim bir türlü hayata geçirilemedi. Finansal yönetişim ve içeriye sermaye akışlarını özendiren yapı içinde hizmet ve inşaat sektörleri ile kamunun altyapı yatırımlarıyla korunmaya çalışan büyüme ivmesi korunamadı. 2013 yılından bu yana Gezi Parkı Şiddet Eylemleri, FETÖ'nün 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri gibi siyasi-sosyal gelişmeler ve PKK, DEAŞ terörü ve Suriye'de yaşanan iç savaşın güvenlik yansımaları yeni yapısal riskleri ortaya çıkardı. Dünya ekonomisinde küresel krizden sonra bir türlü toparlanamayan büyüme ivmesi ile birlikte küresel talebin düşmesi doğal olarak Türkiye'nin ekonomik büyüme hızının yüzde 5-6'lardan yüzde 3'lere doğru düşmesine sebep oldu.

Buraya kadar Türkiye ekonomisinin yaklaşık 15 yıllık serüvenin özetlemiş olduk.

Şimdi de yazımızın asıl konusu olan yeni süreçte neler yapılması gerekmektedir? sorusuna cevap arayalım.

YENİ DÖNEMDE YAPILMASI GEREKENLER

1.) Temel yapısal sorunlarımızdan birisi olan cari açığın kalıcı olarak düşürülmesi

2.) Yüksek katma değerli ürün üretiminin ve ihracatının arttırılması.

3.) İç tasarrufların arttırılması

4.) Ekonomi ile ilgili hukuki alt yapının güçlendirilmesi

5.) Büyümenin potansiyel büyüme oranında sürdürülebilir hale getirilmesi

6.) Vergi yapısındaki bozukluğun giderilmesi

7.) Ekonominin faiz-kur-enflasyon üçlü çıkmazından kurtarılması

8.) Enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve çeşitliliğinin arttırılması

9.) Bölgesel gelir dağılımında eşitsizliklerin azaltılması

Yukarıda sıralamış olduklarım yeni dönemde yeni bir başlangıç yapmış olan Türkiye'nin yapısal sorunlarıdır. Bu yeni dönemde yapısal sorunlarımızı iyi tespit edip, gerekli yapısal reformların hayata geçirilmesi ve bunların 2019'a kadar ki geçiş sürecinde iyi planlanması gerekmektedir.

Türkiye'nin yükselen bir güç olarak küresel ekonomi ve politik sisteminde konumunu iyileştirebilmesi için siyasi ve ekonomik alanlarda ciddi yapısal reformları hayata geçirmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Son söz: Yeni bir başarılı hikaye yazmanın yolu yapısal reformlardan geçmektedir.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 05.05.2017 - 07:08 -294-
Bu sayfayı paylaşın :