Türkiye önce nasıl kullanılmak, sonra yok edilmek isteniyor?

-A A +A

Türkiye bugün haçlı dünyasına
karşı savaşta nasıl kazanabilir?

Hiç unutmamamız lazım gelir ki, bugün İslam’a ve İslam dünyasına karşı savaş başlatan ABD, kendi düşmanlığını gizleyebilmek için karşımıza PKK gibi kendi kontrolünde ve yönetiminde uydu düşmanlar ortaya çıkarmıştır. Bu uydu düşmanlar, ABD’nin istediği yerlerde ve yönlerde bizim hareket edebilmemiz için uzaktan kumandayla hareket ediyorlar. Dolayısıyla İslam’ın ve Türkiye’nin asıl düşmanı olan ABD, kendini kamufle ederek ve gizleyerek, hiç zarar görmeden hedefinde yol alabiliyor.

ABD, Saddam’a oynadığı oyunu
şimdi Türkiye’ye nasıl oynuyor?

Son zamanlarda Türkiye’nin çevresindeki uluslararası oluşumlara bakarsak bugün son derece dikkatli olmamız lazım geldiğini anlarız.

Bugün dünyada olaylar siyasi ve askeri yönden çok hızlı bir şekilde oluşuyor. Dışardan baktığınızda bu olayların içinde Türkiye niçin yer almasın ve ağırlığını neden koymasın diyorsunuz. Bu konuda kendimize pek çok haklı gerekler ve gerekçeler bulabiliyorsunuz.

Mesela, en azından Türkiye’nin İslam dünyasına yönelik başarılarını görünce çok seviniyorsunuz. Gözleriniz yaşarıyor. Yüreğinizin derinliklerinden gelen dualarla Allah’a yalvarıyorsunuz, sonu gelmez niyazlarda bulunuyorsunuz.

Tarihte, Selçuklular ile birlikte bir asrı aşan bir zamandır, Osmanlı mirasının sahibi olan Türkiye’nin, bugün yeniden bu mirasın başına geçmesi gerekir, diyorsunuz.

ŞİMDİ TÜKİYE’NİN İSLAM DÜNYASINDAKİ
GİRİŞİMLERİNE BİR BAŞKA AÇIDAN BAKALIM!

Bugün İslam dünyasını ve Türkiye’yi kuşatan dünya olaylarını bir de başka bir açıdan, başka bir cepheden ele alalım ve değerlendirelim:

İslam ülkelerinde dikkatlerden kaçmayan bir husus karşımıza çıkıyor. ABD’nin İslam dünyasında gerçekleştirmeyi düşündüğü bir takım hesapları, yerine getirmeyi planladığı hedeflerinin olduğunu görüyorsunuz.

Amerika’nın İslam dünyasında planladığı ve yapmayı düşündüğü bu operasyon alanlarında Türkiye merkezli yapmak istedikleri şimdi dikkatlerimizi çekmiyor, ama bu hedefler düşmanımız için çok öncelikli ve önemli adımlar oluyor.

ABD, bu gizli operasyonlarda Türkiye’ye şöyle yap, ya da böyle hareket et, demiyor. Ama nasıl davranmamızı istiyorsa, öyle hareket etmemiz için şartları oluşturuyor, yol veriyor ve adeta bizi davet edercesine önümüzü açıyor.

ABD’NİN DAİMA DİKKATLİ OLMAMIZ
LAZIM GELEN SOĞUK SAVAŞ OYUNLARI

Bugün ABD’nin son zamanlarda uyguladığı soğuk savaş oyunlarında ilk bakışta hiç anlayamadığınız ve fark edemediğiniz bir durum vardır:

Bu oyunlar öylesine anlaşılmaz ve öylesine fark edilmezdir ki, siz yolunuzda kendiniz yürüyorsunuz ve koşturuyorsunuz, zannedersiniz.

Halbuki garipliklerle dolu bu soğuk savaşta düşmanın istediği yoldan gitmeniz için, şartları oluşturan ve yolları açan, düşmanın karanlık ve görünmez bir sürü kolları vardır, dikkat etmezseniz, bunları hiç fark edemezsiniz ve göremezsiniz.

Bu savaşta düşmanın beklenmedik oyunlarıyla karşılaşmamak için, düşmanınızı bütün taktikleri ve oyunları ile çok iyi tanımanız, gerekir.

Ne yapmak istediğini ve nereye varmak istediğini bilmelisiniz!

DÜŞMAN BU DÜNYA SAVAŞINDA TÜRKİYE’Yİ
KULLANARAK NE YAPMAK İSTİYOR?

Bilindiği gibi, bu dünya savaşının teorisyenleri, yıllar önce, tarihe vurgu yaparak bu savaşı “Son Haçlı Savaşı” olarak nitelendirmişlerdi ve vasıflandırmışlardı. [1]

Unutmayalım ki, baş düşmanımız ABD ve arkasındaki Haçlı ekibi, İslam’la ve İslam’ın lideri olan Türkiye ile savaşta kendi yapamadıklarını Müslümanların kendisine, en başta da Türkiye’nin kendisine dolaylı ve dolambaçlı olarak yaptırmak istiyorlar.

Burada ABD’nin geçmiş yıllarda Türkiye yönetimlerini nasıl kullandığını ve Amerikalıların istedikleri gibi hareket etmeleri için nasıl dayatmalarda ve zorlamalarda bulunduklarını hatırlayalım. [2]

ABD’NİN BİZİ İSTEDİĞİ YÖNDE HAREKET
ETTİRMEK İÇİN ALDATICI STRATEJİLERİ

Bugün ABD’nin Türkiye’ye ve İslam dünyasına karşı çok aldatıcı taktikleri ve stratejileri vardır.  Öncelikle örnek olarak bizim Amerikan düşmanlığımızı kullanarak kendi istediği gibi hareket etmemizi, ya da kendi stratejilerine uygun bir şekilde tutum sergilememizi sağlamağa çalıştığını söyleyebiliriz.

Bu konuda bon derece dikkatli olmamız gerektiğini söylemeliyiz.

Hiç unutmamamız lazım geliyor ki, bugün İslam’la ve İslam dünyası ile savaşan ABD, Türkiye’ye karşı kendi düşmanlığını gizleyebilmek için karşımıza PKK gibi kendi kontrolünde ve kendi yönetiminde değişik uydu düşmanlar ortaya çıkarmıştır.

Bu uydu düşmanlar bizim, ABD’nin istediği yerlerde ve yönlerde hareket edebilmemiz için uzaktan kumandayla hareket ediyorlar.

Dolayısıyla İslam dünyasının ve Türkiye’nin asıl düşmanı olan ABD, bugünkü dünya savaşında, kendini mümkün olduğu kadar kamufle ederek ve gizleyerek böyle yol alabiliyor ve hareket edebiliyor?

ABD İSLAM’LA VE TÜRKİYE İLE
SAVAŞINI NASIL YÜRÜTÜYOR?

Bugün ABD eski savaşlardan çok farklı olarak çok değişik bir tarzda savaş uyguluyor, Müslümanlarla savaşmıyor, onları birbiriyle savaştırıyor; onları vurmuyor, onları birbiriyle vuruşturuyor ve çarpıştırıyor… Böylece İslam dünyasında Müslüman toplumlara karşı soğuk savaş tarzında, klasik usullerden tamamen değişik bir tarzda savaş yöntemi uygulanmış oluyor.

Bunun için kendi ülkenizde bile, bu kahpeliklerle dolu savaşa klasik yöntemlerle dur diyemiyorsunuz ve karşı koyamıyorsunuz.

Ayrıca bu tarz savaşa hiç alışık olmadığınız için düşmanınızın hangi taşın altından nasıl bir şekilde ortaya çıkacağını ve kendini nasıl göstereceğini önceden kestiremiyorsunuz ve bilemiyorsunuz.

ABD’NİN SOĞUK SAVAŞTA TÜRKİYE’YE
KARŞI GÖREMEDİĞİMİZ KAHPELİKLERİ

Bugün Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirirken eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor.

İslam dünyasında yapılanları ve Türkiye’nin müdahil ve güçlü fonksiyonlarını geçmişten dersler ve ibretler çıkararak değerlendirmek lazım geliyor.

ABD’nin bir İslam ülkesi olan Türkiye’ye karşı sessiz kalan ve yol veren tavrını geçmiş yıllarda en azından Irak’ta Saddam yönetimine yaptığı gibi değerlendirmek gerekir.

Hatırlarsanız, Irak’ta ABD önce sivil alanda, yer altında çalışmalar yapmış ve kontrolü sağlamıştı. Ortadoğu’ya yerleşebilmek için, önce Saddam rejimine yol ve fırsat vermişti. Sonunda da bu rejimle tüm bölgeye yerleşmişti.

Aynı şekilde bugün de İslam’ın lideri olan Türkiye’nin İslam dünyasında gelişmesine ve güçlenmesine seyirci kalması ve bundan hiçbir rahatsızlık duymaması dikkatleri çekiyor.

Bunun için Türkiye yönetimleri, Saddam gibi bir oyuna gelmemek için, İslam dünyasındaki gelişmesini ve güçlenmesini zafer sarhoşluğu içinde değil de, ayakların yere değdiği bir olgunlukta değerlendirmelidir.

Bunun için, Ankara son derece dikkatli olmalı ve Saddam’ın akıbetine sürüklenmekten daima kaçınmalıdır.

SONUÇ

Sonuç olarak diyebiliriz ki, bugünkü Türkiye yönetiminin, İslam’a ve Türkiye’ye karşı savaş açan ABD’nin oyunlarına karşı Rusya ve Kazakistan ile, Çin ile, tüm Ortadoğu ülkeleri ve İslam ülkeleriyle ittifak çalışmalarını destekliyoruz.

Allah yardımcımız olsun!

Buna ek olarak diyebiliriz ki, ülke olarak çok zor dönemlerden geçiyoruz.

Hiç hissi, heyecanlı ve uçarı hareket edecek ve davranacak bir zamanda değiliz.

Son derece akıllı, hesaplı ve sorgulamalı bir strateji ile hareket etmeliyiz!

Yoksa bedelini çok kötü ve pahalı öderiz -Allah korusun!-

Ve hesabını da Allah katında veremeyiz!

Rabbimiz Allah, düşmanlarımıza fırsat vermesin!

Bize de yardım etsin, yanlışlarımızı ve hatalarımızı affeylesin!

Sevgiler, saygılar!..

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com



[1] ABD’nin derin devletinin değişmez adamı Yahudi H. Kissinger’in, “Bu haçlı savaşı, Hıristiyanlarla Müslümanların değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır”  sözünü hiçbir zaman unutmamalıyız: http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12001086/yeni-strateji-savasma-sava...

   http://www.skyturk.net/yazar/ahmet-hamdi-ozsarac-sunni-sii-savasi-oku-37...

[2] Türkiye Eski Dışişleri ve savunma Bakanı Hasan Esat Işık, o zamanlarda Türkiye’yi kontrol altında tutan ABD ile ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir: “…Bu sızmalar, Pentagon’dan başlar, CIA sızmasına kadar sürer. Bir yabancı ülkenin, Türkiye’deki hareketlenmeleri izlemesini anlarım, ama o ülkedeki hareketleri yöneltmeye, kanalize etmeye başlamasını anlamak mümkün değil.” (Cumhuriyet, 14 Ekim 1985)

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 24.07.2017 - 12:01 -512-
Bu sayfayı paylaşın :