“Türkiye tehdit olmadan vurulmalı!” diyen düşman!

-A A +A

Unutmamak gerekir ki, bugün düşman savaşını yer altında çok gizli, maskeli ve kamuflajlı bir şekilde sürdürüyor. Bu yüzden bugün İslam dünyasına karşı, olanlara ve yapılanlara değil, daha çok gizli yapılmak istenenlere, özellikle Türkiye’ye karşı gizli yapılmak istenenlere bakmamız lazım ve onları görmemiz gerekir.

ABD, “pes etmemizi ve teslim
olmaya zorlanmamızı” istiyor

ABD’de yapılan araştırmalara göre, Amerika’nın 2001 yılında İslam dünyasına karşı başlattığı Haçlı savaşında kendi askerlerinden 2004'ten 2009'a kadar olan sürede aktif görevde bulunan 9 bin 512 asker, yani toplam yaklaşık 10 bin kişi intihar girişiminde bulunmuş. [1]

Bu tespit, ABD yönetimini büyük endişelere sevk etmiş ve yeni arayışlara itmiş.

Sonunda Amerikan derin devletinin yöneticileri, İslam dünyasına karşı son Haçlı savaşında, önceki Haçlı savaşlarından farklı olarak ilginç bir değişiklik yapmak zorunda kalmışlar. Amerikan ordusunun askerlerini bu bunalımdan korumak ve kurtarmak için, yeni bir yöntem bulmuşlar.

İslam dünyasına karşı Amerikan askerlerini savaştırmak yerine, Müslüman dünyasında İslam ülkelerinin askerlerini sinsi ve aldatıcı yöntemler ve oyunlar kullanarak birbirleriyle vuruşturma ve savaştırma yolunu ve çaresini bulmuşlar.

ÖRNEĞİN PKK TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE
NASIL YEM OLARAK TUTULUYOR?

Bugün memleketimizde PKK gibi sözde emniyet ve güvenlik konuları soğuk savaşın bir gereği olarak düşman tarafından yem olarak önümüze atılıyor ve ülkemiz için asıl tehlike arz eden güvenlik konularına meydanlar ve fırsatlar alabildiğine açılıyor.

“CFR (ABD derin devleti), ‘Tek Dünya Hükümet’in tüm kötülükleri ortadan kaldıracağını söyler. Bu onun sosyal hedefidir. Bunu yapabilmek için de önce ‘Milli Bağımsızlık ve Egemenliklerin’ CFR’ye devredilmesini ister. Bu da CFR’nin gizli hedefidir.(…) CFR’nin kuruluşunun 50. yılı münasebetiyle 1971’de yayınladığı derginin özel sayısında örgütün en saygın üyelerinden Kingman Brewster Jr, baş makalesinde CFR’nin ‘Gizli’ amacını şöyle açıklamıştı:’ Başkalarını da egemenlik haklarını bizimle birleştirmeye (bize devretmeğe)  ikna için bazı riskler almamız gerektiğini biliyoruz…’

Daha ilginç bir belge ise ABD’de ‘State Department Document 7277’ adıyla kayıtlıdır. Buna göre CFR, tüm ülkelerin silahsızlandırılmasından yanadır. Ve belgenin sonunda şu ilginç saptama vardır: ‘O zaman BM’nin Global Hükümeti o denli güçlenecektir ki, hiçbir ulus ona karşı çıkmaya cesaret edemeyecektir.’ Bu belge 1970’te Nixon yönetimindeki U.S. Arms Control and Disarmament Agency tarafından benimsenerek ABD politikası olarak kabul edilmişti. Bu belge CFR’nin tezi doğrultusunda ulusları ‘Egemenliklerinden’ vazgeçirme ve ‘Ulus Devletlere’ son verme çağrısıydı.” [2]

George Bush yönetiminin ilk zamanlarında New York Times’in yayınladığı, bu dönemde hazırlanan “Üçüncü Dünya Tehditleri” konulu Ulusal Güvenlik Raporu’nda, ABD sömürgeciliğinin dünyadaki ulusal ve bağımsızlık hareketlerine karşı hedefi şöyle yansıtılmıştır:

“ABD için ‘Daha Zayıf Düşmanlar’ sadece bir tek tehdit oluşturur: Bu, bağımsızlık tehdididir ve asla hoş görülemez. (…) hasım, yenilgiye uğramakla kalmamalı, un ufak edilmeli ki, dünya düzeninin esas dersi iyice öğrenilsin...” [3]

ABD TÜRKİYE‘Yİ HEDEF DEVLETLER
ARASINDA NASIL SAYIYOR?

ABD’nin etkin gazetelerinden Pittsburg Post Gazette’de yayınlanan bir belgeye göre, Amerikan istihbarat ve güvenlik yetkilileri tarafından yapılan bir çalışmada Türkiye “potansiyel terörist” ülkeler arasında kabul edilmiştir. Bu belgede, 2006 yılında hazırlanmasına başlanan listede 35 ülkenin ismi zikredilmiştir. Bu listeye alınan ülkeler arasında, ABD’nin teröre destek veren ülkeler olarak nitelendirdiği İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerin yanı sıra ABD’nin Müslüman dünyasındaki en yakın müttefikleri (o zaman olan) Türkiye, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler de yer alıyor. Buna göre, ABD’ye göçmenlik başvurusu yapan bir kişi Türkiye’de doğduysa, ya da yakın akrabaları Türkiye’de yaşıyorsa potansiyel terörist damgası yiyecek.  [4]

ABD’de daha önce de böyle, Türkiye’ye dokunan ve ülkemizi tehdit konumunda değerlendiren çalışmalar yapılmıştır. ABD stratejilerinde düşman kabul edilen devletlerin tanımında kullanılmağa başlanılan yeni bir kavram vardır: “Haydut /Serseri devletler.”

Türkiye’de Harp Akademileri Öğretim Başkanlığı tarafından tercüme edilen, ABD Hampshire Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Michael Klare’nin, Pentagon’un askeri danışmanlarına yardımcı olmak üzere hazırladığı “Haydut (Serseri) Devletler ve Yasadışı Nükleer Güçler” adlı kitabında, Amerika’da yeni bir düşman tanımı yapmak gerektiği ifade edilmiş, bunun için, “Haydut (ya da serseri) Devletler” anlamında “Rogue State” kavramı kullanılmıştır.

Kitapta, “Kitle imha silahlarını üretme yolunda yoğun çaba harcayan ve dünya düzenini sabote etmeyi amaçladıkları” iddiasıyla, bazı üçüncü dünya ülkeleri, “Haydut Devletler” olarak tanımlanmıştır. İran, Irak, Suriye, Libya, Kuzey Kore “Haydut (Serseri) Devletler” olarak nitelendirilmiştir. Michael Klare, çalışmasında, ayrıca “Müstakbel Haydut/Serseri Devletler” olarak nitelendirdiği ülkeleri sıralamış, Çin, Hindistan, Pakistan, Güney Kore, Mısır, Tayvan ve Türkiye’yi bu sınıfa giren devletlerden göstermiştir.

Buna göre, Türkiye her an “Haydut devlet” olarak görülebilecek bir devlet demektir.

ABD DERİN DEVLETİ: “TÜRKİYE
TEHDİT OLMADAN VURULMALIDIR!”

Yine 2002 yılının Eylül ayında, Amerikan yönetimi, tehdit olacağını düşündüğü hedeflere önceden önleyici saldırılarda bulunma “hakkı”nı kullanacağını, yayınladığı 35 sayfalık bir metinle ilan etmiştir. The National Security Strategy of the United States başlığıyla yayınlanan Amerikan Milli Güvenlik Stratejisi belgesinde, şöyle denmiştir:

“ABD, haydut devletleri ve onların terörist dostlarını, bizi ve müttefiklerimizi kitle imha silahlarıyla tehdit eder hale gelmeden önce durdurulmaya hazır olmalıdır.”  [5]

Buna göre; Türkiye de müstakbel “Haydut devlet” olarak tanımlandığı için, “tam tehdit haline gelmeden” vurulabilecektir.

“SAVAŞMADAN, BARIŞTA VURULACAK
ÜLKELERİN EN BAŞINDA TÜRKİYE GELİYOR”

2006 Nisan ayında, Amerikan The Washington Post Gazetesi’ne göre ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Amerika’nın “terörizme karşı küresel savaşı”nda “savaş halinde olmadığı ülkelerde de askeri operasyon düzenleyebilme yetkisini” onayladığını bildirmiştir. [6] Buna göre Türkiye’nin de, ABD’nin savaş halinde olmadan vurabileceği ve operasyon gerçekleştirebileceği ülkeler arasında görülmediğini kim söyleyebilir?

Şimdi de Pentagon’un bir raporuna göz atalım:

“Pentagon Siyasi İşlerden Sorumlu Paul Wolfowitz ve ekibi Savunma Bakanı Richard Cheney’e bir rapor sundular. Pentagon’da gizli bir toplantıda sunulan rapordaki ana görüş, tek başına süper güç olarak kalan ABD’nin askeri ve siyasi hedeflerinin karşısına çıkacak ülke ya da ülkelere karşı ‘preemptive action’, yani ‘önceden müdahale’ siyaseti gütmesini istiyordu. Bir başka deyişle, bundan böyle Amerika, dünyanın neresinde olursa olsun, çıkarlarına tehdit oluşturabilecek unsurları, bu tehdidi gerçekleştirmeden önce vurabilecekti.” [7]

Bu rapora göre, Türkiye de sömürgeci tarafından, “önceden vurulması gereken” ülkelerden sayılabilecektir. Zira başta arzettiğimiz diğer belgelerde görüldüğü üzere Türkiye “tehdit edici” konumda ülkelerden kabul edilmiştir.

Ve Türkiye kendisinin de yok olacağı bu oyunda ABD’nin taşeronu olarak kullanılmak isteniyor. Diğer bir deyişle Türkiye, intihar edeceği ve kendi ipini çekeceği bir oyunda baş aktör olarak ileri sürülmeğe çalışılıyor.

Türkiye, bu dayatma karşısında evet diyerek yok mu olacaktır, hayır diyerek var olmağa devam mı edecektir?

ABD: “MÜSLÜMANLAR VE TÜRKLER YOK
EDİLMESİ GEREKEN ASIL TERÖRİSTLERDİR!”

ABD’nin küçük ama etkin gazetelerinden Pittsburg Post Gazette’nin ele geçirdiği bir belgeye göre istihbarat ve güvenlik yetkilileri tarafından hazırlanan bir liste Amerikan yönetimi tarafından kabul ediliyor. Listenin en büyük özelliği ise şüpheli isimleri yerine ülke isimleri içeriyor olmasıdır.

2006 yılında hazırlanmasına başlanan listede yer alması konusunda görüş birliğine varılan ülkeler arasında ABD’nin teröre destek veren ülkeler arasında gösterdiği İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerin yanı sıra Amerika’nın Müslüman dünyasındaki en yakın müttefikleri de bulunuyor. Pittsburg Post’a göre listede Türkiye, Mısır, Ürdün gibi ülkeler de var.  [8]

SONUÇ

Baştan beri verdiğimiz belgelerden anlaşıldığı gibi, bugün Türkiye ve İslam dünyası böyle bir yok oluşla karşı karşıya bulunuyor. 2001’de dünya savaşını çıkaran ABD’nin ana hedefi ve planı böyledir.

Bu Haçlı kuşatmasına karşı Türkiye’nin Rusya bloku ile, Çin ile, Hindistan, İran ve İslam ülkeleri ile ittifak kurmaya çalışmasını takdirle karşılıyoruz ve destekliyoruz.

Unutmamak gerekir ki, gerekir ki, bugün düşman savaşını yer altında çok gizli, maskeli ve kamuflajlı bir şekilde sürdürüyor.

Bu yüzden İslam dünyasına karşı, bugün olanlara ve yapılanlara değil, daha çok gizli yapılmak istenenlere, özellikle Türkiye’ye karşı gizli yapılmak istenenlere bakmamız lazım ve onları görmemiz gerekir.

Allah düşmanlarımıza karşı bizlere feraset ve basiret versin, doğrularda isabet etmeyi nasip eylesin!

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

 



[1] Akşam Gazetesi, AA, ABD askerleri arasında intihar oranları arttı, Dünya, 27 Temmuz 2017.

[2] Aytunç Altındal, Gül ve Haç Kardeşliği, Avrupa Birliği’nin Gizli Masonik Kimliği, s: 137

[3] Noam Chomsky,Yeni Dünya Düzeni,, Ağaç Yayınları, İst. 1995, s: 25-26

[4] Vatan gazetesi, 10.03.2008

[5] Hakan Yılmaz Çebi, İsrail’in Şifresi, s: 204.

[6] Milliyet, 24.04.2006

[7] Turan Yavuz, Çuvallayan İttifak, s: 206

[8] Vatan gazetesi, 10.03.2008

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 22.08.2017 - 09:17 -334-
Bu sayfayı paylaşın :