Türkiye ve İslam aleminin ayakta kalabilme savaşı!

-A A +A

Ülkemizde bulunan ABD üslerinde görevli Amerikan er ve subayları bizden gözükerek ve Türkçe konuşarak ülkemizin parçalanması için, iç savaşların çıkarılması planlanıyor. Düşman Türkiye’nin her köşesinde, her yöresinde, bölgesel ve toplumsal lehçelerle ve şivelerle konuşarak bu savaşı yürütmeye çalışıyor.

Düşmanın hiç göründüğü gibi
olmayan gizli savaş oyunları

Türkiye’de ve İslam dünyasında bugün İslam düşmanlarının çok gizli bir savaşı var. Bu savaş, ABD’nin 2001 yılında ilan ettiği ve başlattığı, bugün çok gizli hale gelen son Haçlı savaşıdır. Bu savaşı bugün kesinlikle çıplak gözle ve açıktan göremezsiniz ve gözlemleyemezsiniz.

Ancak çok dikkat ederseniz bu savaşın bazı belirtilerini ve alâmetlerini görebilirsiniz, bazı özelliklerini fark edebilirsiniz.

Çünkü Amerika’nın kendi insanını asker olarak kullanmadan, Türkiye’de ve İslam dünyasında gerçekleştirdiği bu savaş çok gizli, son derece sinsice ve kahpece yapılmaktadır.

İsterseniz, gelin bu savaşın daha fazla detaylarına inelim, olayı daha çok ayrıntılarıyla görmeğe, incelikleriyle tespit etmeye ve gözlemlemeğe çalışalım.

BİLMELİYİZ Kİ, DÜŞMAN HİÇ GÖRÜNMEDEN
BARIŞIN TÜM KADEMELERİNDE SAVAŞIYOR

Önce unutmamalıyız ki, düşmanımız ülkemiz topraklarında barışın tüm kademelerinde kendini gizlemiş ve kamufle etmiş bulunmaktadır.

Çıplak gözle baktığınızda memleketinizde fevkalade hiçbir değişiklik göremezsiniz ve tespit edemezsiniz. Ama ülkemizin tüm bölgelerinde düşmanımız, düşmanlıklarının ve ihanetlerinin bütün türlerini ortaya koymaktadır.

Çünkü düşman memleketimizde toplumumuzu oluşturan çeşitli aldatıcı rollere ve misyonlara bürünerek bizden gözükmektedir.

Her bölgede o bölgenin gerektirdiği özelliklerde ve niteliklerde sosyal yaşantımızın içine gizlenmektedir. Ülkemizin her köşesinde, her bölgesinde soğuk savaşın tüm türlerini ve versiyonlarını ortaya koymaktadır.

DÜŞMAN HANGİ YABANCI ODAKLARDAN
TÜRKİYE’YE NÜFUZ EDİYOR?

Öncelikle belirtmeliyiz ki, asla hayali ve muhtemel bir düşmandan söz etmiyoruz. Son zamanlarda ülkemiz topraklarında, içimizde her zaman gerçekten var olan bir düşmandan bahsediyoruz.

Bugün ülkemize ve İslam dünyasına karşı soğuk savaşı ön planda uygulayan, ülkemizde toplumumuza karşı kahpe yöntemlerle faaliyette ve saldırıda bulunan bir düşmandan söz ediyoruz.

Bilindiği gibi, Türkiye topraklarında ortalama yüz kadar yabancı askeri üs var… Bu üslerin yarısı Amerikan üsleri, yarısı Amerikan askerlerinin hakim olduğu ve kontrol ettiği NATO üsleri… Bunların dışında ayrıca İsrail gibi başka ülkelerin de gizli üsleri var…

Geçmiş yıllarda Türkiye’nin ittifak diye dayandığı bu oluşumlara bağlı olarak bu yabancı üslerde görevli bulunan yabancı düşman askerleri ve subayları, bugün Anadolu topraklarında askeri yöntemlerle değil de, sivil olarak Türk toplumu içerisinde, nöbetleşe bizim insanlarımız gibi, içimizde dolaşmakta, uydurma-geçici çeşitli işlerde ve görevlerde boy göstermektedirler.

Bu Amerikan er ve subaylarının bizden gözükerek ve Türkçe konuşarak ülkemizin parçalanması için, iç savaşların çıkarılması planlanan her bölgede ve her köşede, bölgesel lehçelerle ve şivelerle konuşarak yapılan bu savaş çok sinsice yürütülmeye çalışılmaktadır.

Bu düşman er ve subayları, geçmiş yazılarımızda dikkat çektiğimiz gibi, ABD’ye bağlı olarak zamanı geldiğinde Türkiye’de çeşitli iç savaşlar çıkararak, bir taraftan İstanbul’da Bizans’ı diriltmeğe çalışacaklar, diğer taraftan Karadeniz bölgesinde Pontus Rum Devletini kurmayı hedefleyecekler, doğu Anadolu’da Kürt devletini harekete geçirecekler, Anadolu’nun diğer bölgelerinde de irili-ufaklı küçük devletçikler oluşturmağa gayret edecekler.

Böylece ülkemiz, aramızda bizim gibi gezinen ve görünen sivil düşmanların oyunları ile paramparça edilerek Türkiye’miz yok edilmeğe çalışılıyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu tehlikeli durumun gerçek boyutlarını anlayabilmek için bazı belgeleri gözden geçirmemiz gerekir:

TÜRKİYE DOLAYLI OLARAK ABD İÇİN İSLAM’LA
SAVAŞTIRILAN “HAÇLI SAVAŞÇISI” OLSUN İSTENİYOR

Burada, ABD sömürgeciliğinin 2001 yılında resmen İslam’a karşı başlattığı Haçlı savaşının nasıl bir nitelikte olacağı konusunda Amerikan derin devletinin değişmeyen önemli adamlarından Henry Kissinger’in, meşhur açıklamasını hatırlamak gerekiyor: “Bu savaş, Müslümanlarla Hıristiyanların değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır.”  [1]

Kissinger’in bu ifadesinden anlaşıldığına göre, bu Haçlı savaşında Müslümanlar, ABD ve Hıristiyanlar adına Müslümanlarla savaşmaya mecbur edilecek, demektir. Yani ABD’nin İslam’a karşı Haçlı savaşında Müslümanlar “Haçlı savaşçısı” gibi kullanılacaktır.

Şimdi şu soruyu sormak gerekir: ABD için dolaylı olarak bilmeden ve farkında olmadan İslam ülkelerine karşı savaşmaya mecbur edilecek İslam ülkelerinin en başında Türkiye mi geliyor?

ABD: “MÜSLÜMANLARA KARŞI 
TÜRKİYE’Yİ KULLANALIM”

ABD’de 2001 yılının Kasım ayı başlarında The New York Times Gazetesi’nde William Safire imzasıyla şöyle bir yazı yayınlanmıştı:

“Sovyetlere karşı Çin’i kullandık; Müslümanlara karşı Türkiye’yi kullanalım...”  [2]

ABD stratejilerinin nasıl olacağını yansıtan bir gazete olarak bilinen The New York Times’teki bu yazı, o sıralarda ABD’nin yeni uygulanmaya hazırlanan ve planlanan bir stratejiye işaret ediyor. Nitekim gerçekten de o tarihten sonra ABD’nin İslam dünyasına yönelik politikalarında ve savaşlarında Türkiye’nin sürekli devreye sokulmağa ve “kullanılmağa” çalışıldığı görüldü. 

ABD’nin 2001 yılında İslam dünyasına karşı başlattığı “Haçlı Seferi”, Afganistan ve Irak işgallerinden sonra soğuk savaş yöntemlerine dönüşmesinden itibaren, Haçlı savaşında İslam coğrafyasını değiştirmek üzere ortaya atılan tüm projelerde ve programlarda Türkiye’ye dolaylı olarak aktif roller ve görevler verilmek istenmiştir.

Türkiye, düşmanın bu yönde hazırladığı ve hazırlayacağı tuzaklara düşecek midir?

“BİZİM AMACIMIZ ORTADOĞU’YU 
TÜRKİYE İLE YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK”

Türkiye’de yıllarca Dışişleri Bakanı olarak uzun yıllar görev yapmış bulunan Kamran İnan şöyle demiştir:

“Richard Perle (…) 2002 yılında Washington’a gittiğimde, demişti ki, “Bizim amacımız sizinle el ele vererek Avrasya’yı ve Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek, sizi bölgenin güç merkezi haline getirmek...”  [3]

2005 yılının Haziran ayında, “Ortadoğu’daki statükoyu değiştirme konusunda ciddiyiz ve kararlıyız” diyen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Scott Carpenter, “Türkiye gibi demokratik ortaklarla çalışmamız gerekiyor” demiştir. [4]

“TÜRKİYE BİR OYUNCU, ABD İÇİN
BU OYUNU OYNAMAK ZORUNDA!”

Uluslararası ilişkiler uzmanı ve jeo-stratejist Dr. George Friedman, Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede büyük bir istikrar adası ve olağanüstü büyük ticari ve askeri güç olduğunu belirterek şunları söylemiştir: “Ben Türkiye’ye baktığımda bölgesinde büyük bir oyuncu görüyorum. Siz bu bölgeyi şekillendirebilecek ama bunu istemeyen bir güçsünüz. Ama artık bu Türkiye’nin direnebileceğinin ötesine geçmiş durumda. Etrafınızda oluşmuş güçler, güç dengeleri Türkiye’yi buna zorlayacak ve Türkiye bu yönde hareket edecektir.(…) Önümüzdeki yıllarda zorlu kararlar alacaksınız ve buna direnemeyeceksiniz. Bir ABD’li olarak ben bu büyük bölgesel güçle ittifaka çok sıcak bakıyorum. ’Türkiye değilse kim?’ diye sormak istiyorum."  [5]

Ortadoğu’da meydana gelen olaylara bakarsak, acaba Türkiye çok dolaylı olarak İslam düşmanı Amerika’nın böyle sinsi bir oyununa mı alet edilmek isteniyor?

TÜRKİYE “TERÖRLE SAVAŞ” DİYE ÇOK DOLAYLI
OLARAK İSLAM’LA SAVAŞ”A YÖNELTİLİYOR

ABD’nin “Küresel Terörizmle Mücadele Forumu”nda asıl amaç terörü yok etmek değil, İslami başkaldırıları ve direnişleri yok etmektir, kısacası “İslam’ı yok etmek”tir. Bunu ABD otoriteleri kendileri ifade etmişlerdir. ABD-İngiliz basınında uzun süre tartışılan, "Imperial Hubris: Why the West Is Losing the War on Terrorism" (Emperyal Kibir: Batı Terörizmle Savaşı Neden Kaybediyor) adlı kitabı kaleme alan, 22 yıl CIA'de çalışan ve Usame Bin Ladin operasyonlarının başında bulunan, ancak gerçek adı gizlenen, ABD basınının adını "Mike" koyduğu yazar şöyle demiştir:

"Amerikan liderleri şu apaçık gerçeği kabul etmeyi reddediyor: Biz, terörle ya da suçla değil, dünya çapında İslami başkaldırı ile savaşıyoruz"  [6]

ABD stratejilerinin otoritelerinden Yahudi Samuel Huntington’un itirafı daha açık ve nettir. “Voice of America” (Amerika’nın Sesi)ne yaptığı açıklamada şöyle demiştir: “Batı medeniyetinin önündeki en büyük tehdit; İslam fundamentalizmi değildir. Bizatihi İslam’dır. İslam’ı doğrudan düşman ilan etmek Müslümanları asırlık uykusundan uyandırır. İslam fundamentalizmi ve İslami terör maskesi altında saf dışı ve imha edilmek istenen İslamiyet’tir.” [7]

Bu itiraflar Türkiye’nin, fitne oyunları ile, çok dolaylı ve dolambaçlı olarak İslam ülkeleriyle yani İslam’la savaştırılacak, demektir.

SONUÇ

Yukarıdaki belgelerden yıllar öncesinde yapılan planlarla Türkiye’nin uluslararasında nasıl oyuna getirilmeğe çalışıldığını gördük.

Türkiye bunun için bugün çok dikkatli olmalı ve bu düşman tuzaklarına düşmemelidir, bu oyunlara gelmemelidir.

Unutulmamalıdır ki, Türkiye bugün, yıllar önce Irak eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in düştüğü tuzağa düşürülmek isteniyor. Bilindiği gibi Amerika ve yandaşları tarafından, Saddam Hüseyin’in önce yükselmesine müsaade edilmiş, alabildiğine bütün yollar açılmıştır.

Yıllar sonra bu Irak lideri yapayalnız bırakılmış ve işi bitirilmiştir. En sonunda saklandığı yerde kıskıvrak yakalanmış ve idam edilmiştir.

Şimdi cevap aranacak soru şudur:

Bugün ülkemizin önü mü açılmaktadır, yoksa Türkiye’miz hakkıyla, kendi el-emeği ve becerileri ile mi yükselmektedir ve büyük gelişme göstermektedir?

İnşallah ikincisi gerçekleşiyordur!

Allah düşmanlarımıza fırsat vermesin! Ve Türkiye’mize yardım eylesin ve yollarımızı açsın!

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

 



[2] Arslan Bulut, 04.10.2011

[3] Vatan Gazetesi, 14 Haziran 2010

[4] Hürriyet Gazetesi, 24-06-2005 

[5] Milliyet, 4 Mart 2009 

[6] İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 6 Temmuz 2004

[7] Impact International Aralık 2002 sayısında, Elizabeth Liaglin’in makalesi, A.K.: M. Necati Özfatura, Dış Politika, Medeniyetler Çatışması başlıklı makalesi

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.09.2017 - 14:11 -273-
Bu sayfayı paylaşın :