+A A -A

Türkiye’de çok kamüflajlı ve gizli savaşta düşman nasıl gizlenmiş?

-A A +A

Tıpta insan vücudu, mikrobu tanıdıysa, ona karşı direnç gösterir, savaşır ve kazanır, organizma mikrobu tanıyamadıysa savaşı kaybeder. Türk milleti 90 yıl önce Milli Mücadele’de düşmanını görüyordu ve tanıyordu. Bugün ise görmüyor ve tanımıyor. Zira düşman Türkiye ile çok gizli ve kamüflajlı yöntemlerle savaşıyor. Millet olarak düşmanı tanımağa başladığımızda, bu gizli savaşta pek çok şeylerin değişmeye başladığını açıkça göreceğiz inşallah...Savaş, barış programlarının içerisine gizlenmiş bulunuyor. Toplumda insanların en çok önem verdikleri, en çok sevdikleri ve saygı duydukları değerleriyle örgütleniyor.

Ülkemizde düşmanın gizli işgal
orduları nasıl görünmez
hale getirilmiş?

 

Belki hiç farkında değiliz, ama bölgemizdeki Irak,Lübnan ve Suriye’de yapılan savaştan daha çok tehlike arzeden başka bir savaş ve başka bir işgalle karşı karşıya bulunuyor Türkiye.

Bu işgal, sivil ve gizli işgaldir…

Kast ettiğimiz PKK, ya da onun gibi terör kolları değildir!

Öncelikle belirtmeliyiz ki, Irak’a, Suriye’ye ve Lübnan’a göz koyan sömürgecinin askeri işgal or­duları da, Türkiye’yi kuşatan gizli sivil işgal orduları da sömürge­cinin aynı stratejilerinin birer uzantılarıdır ve hepsi ABD’nin aynı komuta merkezlerine bağlıdır.

Zaten Türkiye’deki bu Amerikan askeri üslerinde görev yapan pek çok Amerikalı subayların ve askerlerin bu üslere bağlı olarak ülkemizin değişik bölgelerinde olarak görev yapması, bu birliklerin görev ve fonksiyonlarının ne kadar iç içe olduğunun bir göstergesidir.

ÖNCELİKLEMİLLETİMİZİN BEYNİ VE
RUHU ÖLDÜRÜLMEĞE ÇALIŞILIYOR

Öncelikle belirtelim ki, Lübnan’da Suriye’de ve diğer İslam ülkelerindeki savaşlarda Müslümanların bedenleri öldürülüyor, ama bizim memleketimizde bu sivil güçler tarafından insanlarımızın önce ruhları öldürülmeğe, kişilikleri ve kimlikleri yok edilmeğe çalışılıyor. Benliklerinden ve bizliklerinden çıkarılmak ve başkaları ha­line getirilmek isteniyor.

Irak’ta,Suriye’de ve Lübnan’da Müslümanlar öldürülmek ve yok edil­mek istendiklerini çok açıkça görüyorlar, çok acı ve ıstırap duyuyorlar, bu yüzden tepki gösterebiliyorlar ve savaşabiliyorlar. Bizde ise kitleler, ruhlarının, kimliklerinin ve kişiliklerinin öldürülmek istendiklerinin ne yazık ki farkında olamıyorlar, bu yüzden tepki gösteremiyorlar, kendilerini sa­vunma ve savaşma ihtiyacını duyamıyorlar.

Sömürgeci ABD, bu hedefini gerçekleştir­mek için, önce kül­türel ve psikolojik bir savaşla, Türkiye’yi teslim almak, iradesini yok etmek ve direncini bitirmek istiyor.

BU SAVAŞ İNSANLARIN EN ÇOK SEVGİ VE SAYGI
DUYDUKLARI UNSURLARLA ÖRTÜLENİYOR

Peki bu savaştan Türkiye’de kitlelerin neden hiç haberi ol­muyor?

Türkiye toplumunun, bu savaşın farkında olmayışı, kültürel ve psikolojik savaşın gizli ve sessiz olma niteliğinden kaynaklanıyor, kılıflı ve kamuflajlı olma özelliğinden, Türkiye toplumunun arazi­sine uydu­rulmasından kaynaklanıyor.

Savaş, barış programlarının içerisine gizlenmiş bulunuyor. Top­lumda insanların en çok önem verdikleri, en çok sevdikleri ve saygı duydukları değerleriyle örtüleniyor. İnsanlar adeta sosyal ve siyasi bubi tuzaklarıyla kuşatıl­dık­ları halde bunun farkında olamıyorlar.

Önlerine yem ola­rak uza­tılan, ihtiyaçlarıyla ve değerleriyle ilgili programların ardındaki hinlikleri ve hainlikleri, fitleri ve fitneleri göremiyorlar.

TÜRKİYE’DE SAVAŞ İNSANI BİLMEDEN
SÖMÜRGECİYE ÇALIŞIR HALE GETİRİYOR?

Türkiye’deki savaş, insanlarımızı olduklarından başkası yapan, adeta sömürge­cinin insanı haline getiren operasyonlardan oluşuyor.

Bakı­yoruz, düşman, ya bir insan hakları ve özgürlükleri mas­kesiyle karşı­mıza çıkıyor, ya da dinimizin, ya da ülkümüzün bir gereği ve parça­sıymış gibi tak­dim edilen programların veya projelerin içine yuvalanmış olarak çok yakınımızda yer alıyor.

Bazen bir dernek olabiliyor, bazen bir vakıf olabiliyor, ba­zen bir cemaatten gözükebiliyor, bazen bir yayıncı ve bir gazete olabiliyor, bazen bir televizyon ve bir internet sitesi olarak evimize girebiliyor, bazen bir film ve sinemayla hayatımıza sokulabiliyor.

Toplumumuz bu açıkçagörülmeyen gizli savaşın maalesef farkında olamıyorlar, tehlikeyi göremiyorlar.

Sonuç olarak topyekun bir savaşla yüzyüze kalıyoruz ve bu savaşla büyük bir değişime uğruyoruz, uğratılıyoruz Dün hayır dedik­leri­mize, bugün evet der, evet dediklerinize de hayır der hale getirili­yoruz.

BU SAVAŞA KARŞI YÖNETİMLERİMİZE
DÜŞEN EN ACİL GÖREV VE SORUMLULUK

İnsanımızı tekrar kazanacak ve toplumumuzu tekrar bizim toplumuz haline getirecek bir çalışmaya büyük ihtiyaç vardır. Düşmanın savaşına karşılık verecek en acil görev ve sorumluluk yöneticilerimize düşüyor.

İdarecilerimizin memleketimize sahip çıkacak insanlara, kurum ve kuruluşlara bu konuda yolları ve kapıları açması gerekiyor. İmkanları ortaya koyması lazım geliyor.

Türkiye’ye ve İslam dünyasına savaş açan düşmana dur diyecek en acil tedbirleri alması gerekiyor.

Ruhumuz yok oluyor. Zihnimizde ve kişiliğimizde sessiz patlayan sinsi bombaların tesiriyle hük­men yıkılmış ve mağlup olmuş bulunuyoruz.

Bugün, Türkiye toplumunu böyle bir akıbete sürükleyecek sessiz ve sinsi bir savaşla karşı karşıya bulunu­yoruz.

Ama asıl üzücü ve endişe verici olan, gerek Türk milletinin büyük bir çoğunluğunun ve gerekse siyasi idarecilerin böyle bir sa­vaştan hiç haberlerinin olmamasıdır…

Halbuki sorumlularımızın ses­siz ve derinden gelen bu sömürgeci düşman saldırıla­rına, biran önce karşı durmaları ve Türkiye’nin sahipleri ve sorumluları biziz diyerek tepkilerini ve di­rençlerini ortaya koymaları lazım geliyor.

BU SESSİZ VE GİZLİ SAVAŞI
KAZANABILMENİN TEK YOLU

Bu sessiz savaşı kazanabilmenin yolu, öncelikle Türkiye ile savaşanları yakından tanı­maktan, yöntemlerini ve kurallarını iyi anlamaktan geçiyor.

Tıpta has­ta­lıktan kurtulmanın ve tedavi olmanın ilk şartı, o hastalığı ve sebebi olan mikrobu teşhis etmek ve tanımaktır.

Vücut, mikrobu tanıdıysa, ona karşı direnç gösterir, savaşır ve kazanır, organizma mikrobu tanıyamadıysa savaşı kaybeder.

Türk milleti 90 yıl önce Milli Mücadele’de düşmanını görüyordu ve tanıyordu. Bugün ise görmüyor ve tanımıyor.

Öyleyse, bugün gizli ve sinsi yöntemlerle bizi yok etmeğe çalışan düşmanları tanımağa başladığımızda, bu düşmanlarla savaşımızda pek çok şeylerin olumlu olarak değişmeye başladığını açıkça göreceğiz inşallah...

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.05.2018 - 15:37 -786-
Bu sayfayı paylaşın :