Türkiye’nin bugün çok hayıflanacağı pek çok “hayf”ları var!

-A A +A

Müslüman Türk milletinin
buluşma noktası neresi olmalı?

Hz. Peygamberizin dikkat çektiği “hayf”ı gibi, bugün asla unutamayacağımız ve evlatlarımıza da unutturmayacağımız, tüm milletimizi buluşturacak ve birleştirecek dinamik ortak bir anlayışa öncelikli olarak çok büyük ihtiyacımız vardır.

Türkiye, Peygamberimizin Mekke
fethinde emrettiği gibi yer arıyor

Mekke’nin Fethi olayının günümüze ışık tutan pek çok ders çıkaracağımız ve ibret alacağımız yanları vardır. Bunlardan belki çoğunlukla gözden kaçan ve önemsenmeyen bir olaya dikkat çekmek istiyoruz:

Bilindiği gibi, Hz. Peygamber (SAS) yaklaşık 10 bin kişilik ordusuyla Mekke’yi kuşatmıştı. İslam ordusunu dört gruba ayırmıştı. Bunlar, sağ kanat birlikleri, sol kanat birlikleri, merkez birlikler ve öncü birliklerdi.

Allah’ın Elçisi, Muhacirlerden ve süvarilerden oluşan birliklerin başına Hz. Zübeyr b. Avvam’ı kumandan tayin etti ve ona Küda mevkiinden Mekke’ye girmesini, bayrağını da Hacun denilen yere dikmesini emretti.

Hz. Halid b. Velid’in de, sağ kanat birliklerine kumanda etmesini, Mekke’ye aşağı taraftan El’it’ten girmesini ve bayrağını bu bölgedeki Mekkelilerin evlerinin en yakınına dikmesini emir buyurdu.

Peygamberimiz merkezdeki Ensar birliklerini de Hz. Sa’d b. Übade’nin kumandasına bıraktı, onun da Keda tarafından Mekke’ye girmesini emretti.

Ebu Ubeyde b. Cerrah’ı da zırhlı olmayanlarla piyadelere kumandan tayin etti ve öncü birlikler olarak tayin etti. [1]

İslam ordusunun Fetih hareketinde cevabı belli olmayan bir soru vardı. İslam ordusu ayrı ayrı kollardan Mekke’ye girdikten sonra fetih gerçekleştiğinde, askeri birlikler şehrin içerisinde nerede buluşacaklar ve birleşeceklerdi. Fetih sonrası genel komuta karargahı nerede kurulacaktı?

KUMANDANLARIN PEYGAMBERİMİZE
SORDUĞU ÖNEMLİ SORU

Kumandanlar Peygamberimize bunu sordular:

-Ey Allah’ın Resulü Yarın Mekke’de nereye ineceğiz?

Peygamberimiz (SAS) şu cevabı verdi:

-Allah inşallah fethi nasip edince ineceğimiz yer, Hayf’tir ki, orada, Beni Kinanelerle Kureyşliler, Haşim oğullarıyla Muttalip oğullarına karşı küfür üzerine anlaşmışlardı, buyurdu. [2]

Kureyşli müşriklerin sözkonusu anlaşması, Hz. Peygamber’e ve beraberindeki Müslümanlara karşı imzaladıkları boykot ve ambargo anlaşmasıydı. Mekke’nin önde gelen müşrik liderleri bu anlaşma ile aralarında şöyle kararlar almışlardı:

Müslümanlarla kimse ilişkide bulunmayacak, hiç kimse kız vermeyecek ve kız almayacak, kimse yiyecek ve su vermeyecek, kimse alışveriş yapmayacak. Müslümanlara hiçbir şekilde yardım edilmeyecek…

Bu kararlar bir kağıda yazılmış ve Ka’be’ye asılmıştı. Belgenin Ka’be’ye asılmasının amacı, bütün Araplar’ın şartlara uymasını sağlamak üzere anlaşmaya kutsal bir nitelik kazandırmaktı.

Muhasara olayı Peygamberimize ve Müslümanlara çok ağır gelmişti. Müslümanlar üç sene boyunca büyük sıkıntılar yaşamışlar, aç ve susuz kalmışlardı. Hz. Peygamber’in arkadaşları o kadar çok zorluk çekmişlerdi ki, açlıktan yiyecek bulamadıkları için ağaçların yapraklarını yemek zorunda kalmışlardı. Çocukların feryatlarına ve figanlarına yürekler dayanmıyordu.

YlLLAR GEÇTİĞİ HALDE PEYGAMBERİMİZİN
UNUTAMADIGI MÜTHİŞ OLAY

Nitekim anlaşmayı imzalayanlardan bazıları da bu feryatlara dayanamaz olmuşlar ve üç yılın sonunda bu muhasara belgesini bizzat kendileri yırtmışlardı.

Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen Hz. Peygamber ve ashabı bu muhasara olayını unutamamışlardı.

Bunun için Mekke’yi kuşatan İslam ordusunun kumandanları, şehre girip de fetih gerçekleştiğinde nerede buluşacaklarını sorduklarında Peygamber Efendimiz’in ilk aklına gelen mevki Müslümanlara üç sene acı çektiren sözkonusu anlaşmanın imzalandığı “Hayf” denilen yerdi.

BUGÜN MÜSLÜMAN TÜRK
MİLLETİ NEREDE BULUŞACAK?

Mekke’nin fethindeki bu olayı güncelleyecek olursak, Hz. Peygamber’i örnek alarak düşündüğümüzde, şu soru akla geliyor:

Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Müslüman Türk milletinin “Hayf” olayı acaba neresi olacaktır, olmalıdır?

Türk milletinin buluşabileceği ve birleşebileceği, yakın geçmişimizde yaşadığımız en acı olay, hangi olay olmalıdır?

Yaklaşık 300 bin millet evladını şehit verdiğimiz Çanakkale savaşı mı olmalıdır?

Sömürgeci güçlerin devletimizi ve topraklarımızı parçalayıp yok etmek üzere anlaştıkları ve anlaşma imzaladıkları Sevr mi olmalıdır mı?

Yoksa, Milli Mücadele kazanılmış ve Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş olmasına rağmen, 1940’lardan itibaren Türkiye’yi adım adım yeniden Sevr sürecine sokan, sömürgeci güçlerin Ankara yönetimlerine kabul ettirdikleri ekonomik, siyasi ve kültürel anlaşmalar mı olmadır?

Türkiye’nin hayıflanacağı pek çok “hayf”ları, pek çok acıları vardır?

Hz. Peygamberimizin dikkat çektiği “hayf”ları gibi, bugün asla unutmayacağımız ve evlatlarımıza da unutturmayacağımız, bütün milletimizi buluşturacak ve birleştirecek dinamik bir ortak anlayışa öncelikli olarak çok büyük ihtiyacımız vardır.

Hz. Peygamber’in örnek anlayışına ve davranışına büyük ihtiyaç vardır.

Bayramınız mübarek olsun!

Hayırlara ve mutluluklara ve güzel, müjdeli gelişmelere vesile olsun!

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

 



[1] M. Asım Köksal, İslam Tarihi, C: 8, Şamil Yayınevi, İst, 1984, s: 238-239
[2] A.g.e.,, s: 242

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.06.2017 - 11:56 -88-
Bu sayfayı paylaşın :