Türkiye’nin uzun soluklu medeniyet yürüyüşü: Osmanlı ruhunun dirilişi...

-A A +A

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ay içinde Rusya, Hindistan, Kuveyt ve Çin'i ziyaret etti.
Önemli ekonomik-stratejik anlaşmalara imza attı.

Türkiye'nin, “aktif denge stratejisi” olarak tarif ettiğim önce dalga kıracak, sonra dalga kurmaya başlayacak bir yolculuğa çıkarak bölgesel ve yarı-küresel bir güç hâline geldiğini gösterdi.

Sırada Trump görüşmesi ve NATO toplantısı var...

Türkiye, özellikle Fırat Kalkanı operasyonundan sonra “bölge, Türkiye'siz şekillendirilemez. Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi.

Bu mesaj, gereken yerlere gitti.

Türkiye, dik duracak ama tuzaklara karşı her dâim dikkatli olacak, stratejik ittifaklar kurarak, aktif denge stratejisiyle zamanla dengeleri belirleyebilecek bir noktaya ulaşacak, insanlığın önünü açacak, herkese hayat hakkı tanıyacak uzun soluklu bir medeniyet yürüyüşüne soyunacak biiznillah...

BATILILAR DÜNYAYI NASIL CEHENNEME ÇEVİRDİLER?

İnsanın başına ne geldiğini de, insanlığın nasıl bir ontolojik felâketin eşiğine sürüklendiğini de anlamakta zorlanıyoruz.

Tarihte, benzeri görülmemiş bir ontolojik felâketle karşı karşıya bütün dünya -üç asırdır...

Bilimsel Devrim'in “baba”larından Francis Bacon, “bilgi, güçtür” (knowledge is power) demişti.

Modern felsefenin kurucusu Descartes da, “tabiatın efendileri ve hâkimleri olacağız” diye haykırmıştı adeta.

Modern / pagan Batılılar, bilgi'yi güç olarak konumlandırdılar ve güç üretmekte kullandılar; gücü, güç üreten araçları / silahları kutsadılar, dünyaya işgallerle hâkim oldular ve kendileri dışındaki hiçbir kültüre, medeniyete hayat hakkı tanımadılar.

Sonunda, gelinen noktada, dünyayı orman kanunlarının hâkim olduğu bir cehenneme çevirdiler Batılılar.

Rimbaud'nun yaklaşık bir buçuk asır önce Paris için kullandığı “cehennemde bir mevsim” metaforu, bütün dünya için kullanılabilecek ürpertici bir gerçeğe dönüştü.

ÇIKMAZ SOKAK'TAN ÇIKIŞIN ANAHTARLARI BİZİM ELİMİZDE....

Batılıların, işgallerini maskeleyen “demokrasi, insan hakları, özgürlükler” gibi ayartıcı söylemlerine rağmen dünyaya kandan, gözyaşından, felâketten başka bir şey veremedikleri çok iyi anlaşıldı artık.

Eğer Batılıların, hem başkalarına hayat hakkı tanımadığı hem de başkalarıyla nasıl bir arada yaşanılabileceğinin formülünü geliştiremedikleri, o yüzden dünya üzerindeki hâkimiyetlerini korumak için her tür şiddete, işgale, hukuksuzluğa başvurmakta hiç bir sakınca görmedikleri yakıcı gerçeğini göremezsek, ülkemizde, medeniyet coğrafyamızda ve dünya ölçeğinde yaşanan sorunların nereden kaynaklandığını da, nasıl aşılabileceğini de kavramakta zorlanırız.

Yakıcı gerçek şu burada: Batılıların “uygarlaştırma misyonu” gibi ayartıcı bir gerekçeyle bütün dünyayı sömürgeleştirdikleri bir zaman diliminde, Osmanlı, üç kıtada, üç kıtanın kesişme noktasında adaletin, hakkaniyetin, sulhün, selâmetin, kardeşliğin ne demek olduğunu öğretti bütün dünyaya.

Devamı için tıklayınız...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.05.2017 - 10:29 -91-
Bu sayfayı paylaşın :