Türkiye’siz yeni bir dünya kurulamaz...

-A A +A

Küresel sistem çöktü.

Yeni bir dünya kurulacak.

Yeni bir dünyanın kurulmasında, Türkiye, iyi hazırlanırsak, yeniden kurucu rol oynayacak...

Biiznillah..

OSMANLI'NIN TASFİYESİ VE AVRUPA'NIN TARİHTEN ÇEKİLİŞİ...

Yüzyıl önce Osmanlı tasfiye edildi ama bir dünya düzeni inşa edilemedi.

1648 yılında Vestfalya Anlaşması'yla birlikte kurulan Avrupa Dünya Düzeni, bir yandan Avrupa'daki iç savaşları ve çatışmaları sona erdirdi, ulus-imparatorluklar üzerinden sömürgecilik ve emperyalizm saldırılarılarını küre ölçeğine genişletti. Ama öte yandan da, her yeri dize getiren Avrupalılar, Osmanlı'yı dize getirmekte çok zorlandılar.

Sonunda 20. yüzyılın başında Osmanlı'ya ölümcül darbeyi vurdular, Osmanlı'yı tarihten uzaklaştırdılar ve Osmanlı coğrafyasını paylaşmaya başladılar.

Avrupalılar, Osmanlı'nın durdurulmasıyla önlerindeki en büyük engeli bertaraf ettiklerini düşünüyorlardı. Osmanlı'yı tasfiye etmek ve parçalamak üzere tasarlanan Birinci Dünya Savaşı'nın meyvelerini yemeden Allahu Teâlâ İkinci Dünya Savaşı'nın başlarına belâ etti.

Onların bir oyunu varsa, Allah'ın (cc) da bir oyunu, planı vardı: İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupalı emperyalist devletler birbirlerinin boğazlarına çullandılar. Savaşın sonunda hem Avrupa Dünya Düzeni çöktü hem de Avrupa tarih yapan bir aktör olarak tarihten çekildi.

Soğuk Savaş döneminde Amerika hem Avrupa'ya hem de dünyaya çeki düzen verdi.

Burada Amerika derken ülkenin ekonomisine, dış politikasına, medyasına, akademyasına, silah endüstrisine hükmeden Amerika'daki Yahudi gücünü kastettiğimi hatırlatayım münhasıran.

Osmanlı'nın tasfiyesi, Avrupa'nın da tasfiyesini getirdi.

Ama özellikle Yahudilerin kontrolündeki küresel kapitalist sistem, merkez İslâm coğrafyasında Osmanlı'dan boşalan vakumu doldurma savaşı verdi, Yahudileri bölgenin kalbine yerleştirdi: Yahudiler üzerinden bölge cehenneme çevrildi.

KÜRESEL SİSTEMİN BAASÇILIK HAMELELERİ VE BUNLARIN KISA DEVRE YAPMASI

Gelinen noktada karşımıza çıkan manzara şu: Osmanlı'nın beş asır barış yurdukurduğu üç kıtanın kesişme noktasında oluşan vakum, küresel sistem tarafından doldurulamadı.

Arap dünyasındaki Sovyetler'in de içinde aktör olarak yer aldığı küresel sistem güdümlü, özellikle de İngiliz icadı Arap milliyetçiliği ve Arap sosyalizmi gibi sonuçta Baasçılık'ta birleşen hareketler yarım asırda çöktü, yerine coğrafyanın ruh köklerinden beslenen İslâmî oluşumlar yerleşmeye başladı.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu: İslâm, küresel sistemin lordları ve NATO gibi kurumları tarafından “küresel sistemin önündeki en büyük tehdit” olarak konumlandırıldı.

Küresel sistem, terörle mücadele stratejisi adı altında terörle özdeşleştirdiği İslâmî söylemlerin ve hareketlerin İslâm dünyasına çeki düzen verebilecek bir konuma gelememeleri için her yola başvurdu: İşgaller, iç-savaşlar, kabile, meşrep çatışmaları, etnik çatışmalar gibi bölgeyi, hatta bölge ülkelerini paramparça edecek bütün şeytânî stratejileri hayata geçirdi.

TÜRKİYE'NİN YARMA HAREKÂTLARI...

Bütün bu parçalama stratejilerinden etkilenmeden yoluna devam eden tek ülke Türkiye oldu. Ama Batılıların hedefindeki asıl ülke de Türkiye'ydi: Türkiye'nin küresel sistemin kontrolünden çıkmaması, bölgede etkin bir güç konumuna yükselmemesi de en temel stratejileriydi Batılıların.

Türkiye, Kıbrıs Harekâtıyla küresel sisteme teslim olmayacağına dair önemli bir “nota” vermişti deyim yerindeyse...

İşte ondan sonra Türkiye önce iç savaşın eşiğine sürüklendi, sonra da askerî darbe yedi.

Türkiye, teslim bayrağı çekmeye niyetli değildi.

Rahmetli Özal, Karadeniz İşbirliği Teşkilatı'nı kurdu ama defteri dürüldü, öldürüldü. Bu proje, Orta Asya'ya koridor açacaktı. Başlamadan bitirildi.

Ardından rahmetli Erbakan, cumhuriyet tarihinin en büyük projesi D-8'i kurdu ve küresel sisteme meydan okunmuş oldu böylelikle.

Devamı için tıklayınız...

  • Yeni Şafak

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.05.2017 - 15:12 -648-
Bu sayfayı paylaşın :