Ülkemizde “atom bombası gibi yıkıcı” sivil düşman projeleri

-A A +A

2007 yılının son aylarında Türkiye’ye gelen ABD Devlet Başkanı Bush’un imaj (Psikolojik savaş) Danışmanı Karen Hughes, Türk halkının kalbini kazanmak için Amerika’nın yeni planlar yaptığını söylemiş ve şöyle konuşmuştu: "Türkiye’de görev yapan birçok halkla ilişkiler uzmanımız var, bu konuda yoğun olarak çalışmalar yapıyorlar. Bölge için geliştirdiğimiz planlar çerçevesinde, Türkiye bizim için anahtar ülkelerden biri. Bölge için uyguladığımız pilot ülke projesinde Türkiye var."

Düşman bunları yaparken
Türkiye nasıl tedbir alıyor?

Türkiye’de bugün kitlelerin beyinlerini yıkayan, insanları robotlaştıran bir sistem vardır. ABD sömürgeciliğinin kitleleri robotlaştırma programlarında, insanları kendi düşüncelerinden ve kimliklerinden, kendi değerlerinden ve hassasiyetlerinden uzaklaştırılarak Amerika’nın istediği gibi düşünür, Amerika’nın istediği konumda karar verir ve hareket eder hale getirilmesi hedeflenir. Memleketimizde yapılan da budur.

2008 yılının Ekim ayı başlarında Washington Post’ta yayınlanan bir habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dört özel şirketle, gelecek üç yıl için Irak’ta haber, eğlence ve kamusal reklamlar yapmaları için 300 milyon dolarlık sözleşme imzalamış.

Program, Irak halkının, ABD hedeflerini ve Amerika’nın kontrolündeki Bağdat hükümetini desteklemesini sağlamayı hedefliyor. Anlaşma yapılan dört şirket şunlar: SOS International, Lincoln Grup, MPRI ve Leonie Industries.

Bu Dört şirket de stratejik iletişim konusunda uzman ve daha önce Pentagon ile çalışmış. [1]

Bu şirketler, psikolojik harekat programında, Pentagon adına Irak halkının zihnini ve kalbini kazanmak için haber ve eğlence programları hazırlıyor.

Herhalde bu haber üzerine, acaba Türkiye’de de ABD/Pentagon adına Türk milletinin kalplerini ve zihinlerini ABD’nin hedeflerine ve programlarına göre hazırlayabilmek için psikolojik harekata girişen şirketler veya sivil savaş birimleri var mıdır? Sorusu akla geliyor.

ABD: TÜRKİYE’DE “ATOM BOMBASI
KADAR YIKICI PROJELER”

Amerika’lı uzman Max Von Thornburg, 1947 Ekim ayında The Fortuna Dergisindeki “Türkiye’ye Niçin Yardım Etmeli?” başlıklı raporunda “İdeolojik taarruzun Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi için, atom bombası kadar önemli olduğunun” altını çizmiştir.

Thornburg  ayrıca; “Yalnız sermayemizi değil, hizmetlerimizi, geleneklerimizi, kültürümüzü ve ideallerimizi de Türkiye’ye konuşlandıracağız” demiştir. [2]

ABD’NİN TÜRK MİLLETİNİN KALBİNİ
KAZANMAK İÇİN BAŞKA PLANLARI

Bilindiği gibi, 2007 yılının son aylarında Türkiye’ye gelen ABD Devlet Başkanı Bush’un imaj (Psikolojik savaş) Danışmanı Karen Hughes, Türk halkının kalbini kazanmak için Amerikan hükümetinin yeni planlar yaptığını söylemiş ve şöyle konuşmuştu:

"Türkiye’de görev yapan birçok halkla ilişkiler uzmanımız var, bu konuda yoğun olarak çalışmalar yapıyorlar. Bölge için geliştirdiğimiz planlar çerçevesinde, Türkiye bizim için anahtar ülkelerden biri durumunda. Bölge için uyguladığımız pilot ülke projesinde Türkiye var." [3]

Türkiye’deki bu ABD’li uzmanlar, hala faaliyette midir, temizlenmemiş midir?

BUGÜN BİZİM OLAN TÜRKİYE’Yİ GELECEKTE
GİZLİ OLARAK ABD’LEŞTİRME PROJESİ

ABD’nin dünyayı Amerikanlaştırmak üzere oluşturduğu gizli bir projesi vardır:

“Amerikan Derin Devletinin gizli bir projesi olan Mockingbird Projesi temelde tüm dünyaya Amerikalılaştırma operasyonunu yaymaktır. Bunun için medya, basın ve diğer olası tüm araçlar kullanılmıştır. Örneğin Hollywood bu konuda sistematik olarak devreye sokulmuş, Amerikalılaştırma operasyonunun bir parçası olarak kovboy filmlerinden, savaş filmlerine kadar pek çok film ideoloji, davranış değiştirme projesinin bir parçası olarak tüm dünyaya sunulmuştur. (…) Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi büyü, satanizm ve parapsikoloji içeren çocuk filmleri bu hedefin bir parçasıdır. Yüzüklerin Efendisi, CFR’nin (Council of Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi) İngiliz kolu olan Royal Institute of Foreign Affairs tarafından ta 1950’lerde ısmarlanmış, bekletilmiş ve zamanı gelince uygulamaya sokulup, kitap meşhur edilmiştir; ayrıca dizileri ve filmleri de Batı Derin Devletlerinin bir Siyonizm propagandası olarak gizli bir proje olarak devreye sokulmuştur.” [4]

James Petras’ın, “Küreselleşme ve Direniş” adlı kitabında, kitlesel beyin yıkama ve robotlaştırma şöyle anlatılır:

“Çağdaş dünyada Hollywood, CNN ve Disneyland, Vatikan’dan, İncil’den veya politik şahsiyetlerin halkla ilişkiler retoriklerinden daha etkili oluyor. (…) gündelik hayatı unutturan sürükleyici televizyon programları ‘başka bir dünyadan’ hayaller ekiyor.”  [5]

KİTLELERİ AMERİKANCA
DÜŞÜNDÜREN PROGRAMLAR

Claude Julien, “Amerikan İmparatorluğu” kitabında Amerikan sömürgeciliğinin kitleleri robotlaştıran kültürel programını şöyle anlatıyor:

“ABD, sinemayı, televizyonu ve Dünyayı ağ gibi sarmış ajanlarıyla, her gün, daha da ileri her saat dünyaya, dünya olaylarını, bir ölçüde her ülkenin kendi iç olaylarını ABD gözü ile göstermekte ve emperyalizmin değer yargılarına göre değerlendirerek sunmaktadır. ABD, ayrıca bir kültür imparatorluğu da kurmuştur. Kitlelerin etkilenmesi ve eğitiminde kitabın, gazete ve dergilerin rolü bilinir. Ekonomik ve askeri yönden dünyanın yarısını saran bu imparatorluk, asıl etkinliğini kitaplarla, dünyaya bilimsel ve sosyal gerçekleri bozarak yaydığı kitaplarla da sürdürmektedir. Bu alanda CIA kadar etken bir örgüt de United States Information Ageney (USIA)’dır. Bu örgütün, sadece 1964 yılında bu tür kitaplara yüksek ücretler ödeyerek, profesörüne kadar sahte yazar bulduğu, Josan Epstern’in yazdığı gibi, ‘uydurma ve keyfi değerler sistemi’ kurarak, üniversite öğretim üyelerini, bilginleri ve yazı işleri müdürlerini kullandığı bilinmektedir.” [6]

ABD’nin sözkonusu örgütü bugün Türkiye’de de aynı şekilde, üniversite öğretim üyelerini, akademisyenleri ve gazete yazı işleri müdürlerini ve yazarlarını kullanıyor değil midir?

TÜRKİYE’DE DE CIA’YE ÇALIŞTIĞINI
BİLMEYEN CIA ELEMANLARI VAR MIDIR?

ABD Sömürgeciliğinin kültürel savaş ve beyin yıkama operasyonunda bilim adamları nasıl devşiriliyor ve nasıl kontrol altına alınıyor? Şimdi onu görelim:

“Dr. Harvey Weinstein’in yazdığı ‘Psikiyatri ve CIA’ isimli kitap, bilim adamlarının CIA’ya nasıl devşirildiklerini ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ayrıca John Marks, ünlü ‘Mançurya Adayını Arayış’ isimli kitabında OSS’den bu yana, bilim adamlarının hangi yemlerle tavlandıklarını detaylı anlatmaktadır.(…) CIA ile birlikte çalışan bir bilim insanının kolay kolay sırtı yere gelmez. Yani biraz daha fazla refah ve güven için bu bilim adamları tavlanır; çok kritik işlerde çalışanlar ise daha sıkı kontrol edilmek için skandala yol açacak bilgi ve şantaj olguları karşılığında veya durumlarla sürekli tehdit altında tutulurlar. Bu bilim insanları, her zaman CIA’ye çalıştıklarını bilmezler. Devletin güvenliği ile ilgili çalıştıklarını sanırlar.”  [7]

ABD: MÜSLÜMANLARDA MÜTHİŞ
BİR DEĞİŞİM YAŞANIYOR

ABD Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı Scott Carpenter, “Bu bölgedeki statükoyu değiştirme konusunda ciddiyiz ve kararlıyız” diyor, bölgedeki toplumların aşması gereken ciddi engellerin bulunduğunu anlatıyor.

Carpenter, “İslam'da müthiş bir değişim yaşanıyor. Bu konuda bizim görüşümüzün ne olduğu hiç önemli değil. Bizce din ve ibadet özgürlüğü en temel haktır” diye konuşarak  [8] Müslümanlarda ABD yanlısı değişimin önünü açmaya çalışıyor.

SONUÇ

ABD, İslam dünyası ülkelerini değiştirmeye yönelik birçok atom bombası atıyor!

Bu bombalar 2001 yılında ABD Başkanı Bush’un “Son Haçlı Seferi” adını verdiği, İslam’a karşı başlattığı Haçlı Savaşının ilk yıllarında Afganistan’a attığı nükleer bombalar kadar etkili ve yıkıcı olan İslam ülkelerini ve tüm Müslümanları değiştirmeğe yönelik sivil programlar ve projelerdir.

Türkiye bu ülkelerin başında geliyor. Bugün ülkemizin yöneticileri acaba bu yıkıcı bombaları durdurabilecek her hangi bir tedbir alıyorlar mı?

Bu bombalar, acaba ABD’ye karşı strateji oluşturmağa çalışan Ankara’nın gündeminde, öncelikler arasında kaçıncı sırada yer alıyor?

Seviler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

 



[1] Washington Post, 04.10.2008’dan alan: Taraf Gazetesi, 7 Ekim 2008,

[3] Milliyet Gazetesi, 11.12.2007

[4] A.g.e.,, s: 311

[5] Suat Parlar, Barbarlığın en yüksek aşaması ABD, s: 418-419. A.K.:Küreselleşme ve Direniş, James Petras, çev.: Ali Ekber-Cevdet Aşkın-Çağlar Arın, Cosmopolitik Kitaplığı, İst., 2002, s.85-86.

[6] M. Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye, Güncelleştirilmiş 6. Baskı, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İst., 1998, s: 194; A.K.: Claude Julien, Amerikan İmparatorluğu, s: 300-310

[7] Doç. Dr. Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler, s: 166

[8] Hürriyet Gazetesi, 24-06-2005 

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.08.2017 - 12:41 -400-
Bu sayfayı paylaşın :