Vira Bismillah

-A A +A

Altı hafta süren seyahatim dolayısı ile yazılarıma ara vermiştim. Bu arada eş dost akraba ziyaretleri vesilesiyle toplum katmanlarıyla bire bir nabız yoklama şansım oldu.  Eğer Bu güne kadarTayyip Erdoğan sevgisini göğsünde madalya gibi taşımış kadim bir dostum yemin billah ederek “bundan sonra AK Partiye ne benden ne de yedi sülalemden tek oy yok” diyorsa burda durup düşünmek lazım. Türkiyede iç siyasetin nabzı yaz ayları dolayısı ile temposunu biraz düşürmüştü. Bilindiği gibi Mecliste en son iç Tüzüğün Anayasa değişikliğine uyum sağlaması amacıyla yapılan değişiklik kabul edilmesiye tatile girdi. Kabul edelim ki yazın bu sıcağında siyasetin temposunu CHP  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu belirledi. Hatta ilk defadır ki AK Parti CHP nin belirlediği gündemin peşinden koştu. Kılıçdaroğlu bunu gerçekten Türkiyede Adaletin tesisi için mi yaptı? Bu tartışılır.

 Ama gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek var ki, toplumumuzda adaletsizliğin yaygınlaştığına dair kanı giderek artan bir oranda taraftar buluyor. Bu kanı toplumsal bir dalga halinde toplumun tüm kesimlerini etkiliyor. Bu gerçeğe gözünü yuman sadece kendine karanlık yapmış olur. Kılıçdaroğlu işte bu dalga üzerinde sörf yapıyor. Adaletsizlik duygusunu CHP lehine oya tahvil etmek istiyor. Bunda kınanacak bir durum yok. Neticede siyaset yapıyor ve oylarını siyaset yaparak artırmak demokrasilerde helal.

Ankara İstanbul arasında yaptığı “Adalet” yürüyüşünün toplumda beklediği etkiyi yaptığını görmüş olmalı ki, bu defa “boksörün kaşı açılan rakibinin kaşına kaşına vurması” gibi, “adalet” vurgusunu bir toplumsal deklarasyona dönüştürmek için “Çanakkale Kurultayı” düzenledi Bir kısım basin ve sosyal medyada işin sadece “Şehit kanlarıyla sulanmış topraklarda rakı partileri düzenlenip horon tepilmesi” yönü yansıtıldı. Gerçekten olacak şey değil. Bu ancak CHP nin genlerinin hep aynı olduğunu değişmesinin mümkün olmadığını gösterir.

Bundan dolayıdır ki CHP ne uzar ne de kısalır. Onlar da bu gerçeğin farkında. Fakat son Anayasa değişikliğinden sonra Türkiyede siyaset yapmanın kodları tamamen değişti.  Bunu referandum sabahında ilk ifade eden Tayyip Erdoğan olmuştu. Evet bundan sonra kazanmak için %50+1 lazım. Veya başka bir deyişle “kazanan hepsini alır` Eh , bu haliyle CHP nin kazanması mümkün olmadığına göre yapılması gereken şey “ilkesiz toplumsal ittifaklar” oluşturmak. İşte bu nedenle CHP Atatürk ilkelerini sembolize eden altı ok lu bayrağını ve parti adını kullanmadan geniş bir kitleyi kendi ekseninde cezbetmek istiyor. İlkesiz dedim. Çünkü bir raraya getirilmek istenen kitlenin tek ortak noktası “Ali sevgisi değil Muaviye düşmanlığı” olacaktır. Yani “Tayyip Erdoğan kaybetsin” düşmanlığı.

Ama hesap edemedikleri bir şey var. Milletimizin demokrasi birikimi ve olgunluğu, hiçbir siyasi projesi ve halkın önüne koyacak bir ufku olmayan, sadece bir karşıtlığa dayalı bir harekete prim vermez.. Yeni siyaset kodlarına uyum sağlama konusunda Planlı projeli iyi düşünülmüş bir stratejiye dayalı hareket eden siyasi parti olarak AK partiyi gördüğümüzü belirtelim. Parti teşkilat ve kadrolarının yenilenmesi kadın ve gençlere daha çok yer açılması iyi bir çıkış noktası. Fakat ne dereceye kadar başarılı olacak orası meçhul.

Bundan önceki yazılarımda AK Partinin geleceğine yönelik iki tehditten bahsetmiştim. Birincisi Toplumda giderek yaygınlaşan adaletsizlik duygusu. Ikincisi de Ak Parti teşkilatlarını kanserli doku gibi işgal etmiş eyyamcı çıkarı peşinde  koşan menfaatçiler. Kanserli dokular bildiğiniz gibi kendisine hayatiyet sağlayan organizmanın ölümüne varıncaya kadar hırslı bir şekilde sömürmeye devam eder. İşte bu nedenle kuzu postuna bürünecekler bırakmak istemeyecekler veya bir takım ayak oyunlarıyla kapıdan çıkıp bacadan girmek isteyecekler. Erdoğan bunu görmüş olmalı ki teşkilatlara “ kendi aranızda becayiş yapmakla değişim olmaz” diye seslendi. Bakalım,ne kadar başarılı olduğunu gözlemeye devam edeceğiz.

İngilizlerin bir sözü vardır “ Toplumda adaletin sağlanması kadar adaleti hissetmesinin sağlanması daha önemlidir” derler. Şu anda toplumumuz adaleti hissetmiyor. Bu hukuki değil siyasi bir problem. Hükümetin bu hissi milletimize kazandırabilmesi için çok zamanı kalmadı. Ellerini çabuk tutmaları gerek.

Kategori: 

2 Comments

Tatil sonrası güzel bir

Tatil sonrası güzel bir analizle başladınız. Tebrikler. Ülke sevdalısı bir yazar olarak, Türkiye ye ingiltereden bakarak, bütününü bu kadar yakından görerek, ülkemizin geleceği için yaptığınız yorumları dikkatle okuyoruz, kaleminize sağlık.

Teşekkürler Hocam. Çok güzel

Teşekkürler Hocam. Çok güzel bir analiz. Kaleminiz ve kelamınız var olsun.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.09.2017 - 15:10 -366-
Bu sayfayı paylaşın :