Yeni Bir Medeniyet Bayrağı Dalgalandıralım

-A A +A

Dünya üzerinde yaklaşık 7.5 milyar insan yaşamakta bu insanların mensup olduğu bir sürü din, inanç ve fikir vardır. Bu inançların çoğu insanların hep birlikte bir arada çatışmasızca yaşamanın kurallarını anlatır. Buna rağmen insanlık tarihi boyunca çatışmasız bir zaman dilimi bulmak çok zor. İnsanlık tarihinin bilinen beş bin zamanı boyunca 15 bin civarında sanılan savaşlarda toplam 500 milyona yakın insan öldürülmüştür. Bu miktarın yarısı Batı’nın aydınlanma, insan hakları ve demokrasi diye naralar attığı son üç asırda katledilmiştir. Bu savaşların tek bir sebebi var: İnsanların birbirleri üzerinde hakimiyet kurması ve bu işin en önemli ayağı insanların birbirlerini ÖTEKİLEŞTİRMESİDİR. Önce insanlar bizimkiler ve onlar olarak ikiye ayrışıp sonrada ötekilerin bertaraf edilmesi için yapılan çatışmalardır.

İnsanlar arasında birçok inanç, fikir olmasına rağmen incelediğimizde hepsinin ortak özelliğinin “DAHA İYİ ŞARTLARDA MUTLU ŞEKİLDE YAŞANILACAK BİR DÜNYA KURMAK” olduğu görülür. Bununda yolunun “HAKÇA PAYLAŞILAN BİR DÜNYA” yani “ADALET” olduğu görülür. Ayni ırk, inanç ve bölgede de olsak ”İYİ” ve “KÖTÜ” ölçülerinin çok benzer olduğunu görürüz. Can, mal, namus, akıl ve inancı korunması konusunda herkes hem fikirdir. İdeallere bakarsanız kimse kötü bir şey söylemiyor amma velakin, 3 asırdır o çok övündükleri aydınlanma, insan hakları, özgürlük ve demokrasi naralarıyla kurulan Kapitalist anlayıştaki Batı Medeniyeti’nin doğurduğu tablo ortada;

2016 yılında dünya liderlerinin toplanacağı Davos Zirvesi'nde yeryüzündeki adaletsiz gelir dağılımına dikkat çekmek isteyen İngiliz yardım kuruluşu Oxfam'ın Credit Suisse'in hazırladığı rapora göre, zenginlerle fakirler arasındaki gelir eşitsizliğinin artarak 2016 yılında dünyanın % 1'lik nüfusuna denk gelen 70 milyonun serveti, dünyanın geri kalan % 99'undan yani 7 milyar insandan daha fazla olduğunu açıkladı.

Ve bu servetin asıl kaynağı son üç asırda, kendilerini dünyanın efendisi görüp, dünyaya medeniyet götürme bahanesiyle, açık kapalı işgallerle sömürgeleştirdikleri insanlardan gasp ettikleri zenginliklerdir. Afrika aç deriz ve bu açlığın sona ermesi için gereken paranın 40-50 milyar dolar olduğu söylenir. Oysa dünyanın %1’i içinde olan en zengin bir ailenin sahip olduğu servetin 20 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. Son yıllarda obezitenin sebep olduğu hastalıklardan ölenlerin sayısı, açlıktan ölenlerin sayısının 3 katına ulaştıysa bu medeniyetin insani bir medeniyet olduğu söylenemez. Bir medeniyetin dayandığı ana ilkelerden biri  “İnsan ihtiyaçları sonsuz, kaynaklar kıt” olursa sonucu bu olur. Kıtlık birilerinin doymak bilmez hırslarından kaynaklandığı çok açık ortadadır.

Peki o halde insanlık tarihi boyunca süren bunca kavga niye? Bu kadar adaletsizliğin sebebi nedir? Tek bir sebebi vardır, o da insanların, bu saydığımız iyi şeyleri sadece kendimiz veya kendi topluluğumuz için isteyerek başkalarını ÖTEKİLEŞTİRMELEŞTİRMEDİR. Yani egoistliğimizdir. Kendimizi diğer insanlardan daha üstün görüp dünya nimetlerinden daha fazla şeyler hak ettiğimizi düşünmemizdir. Halbuki ne bütün Türkler iyi ne de bütün Yunanlılar kötü, ne bütün Müslümanlar kötü ne de bütün Hıristiyanlar iyidir. Aslında her bir toplumun iyisi de kötüsü de aynidir. Can, mal, namus, akıl ve inanca saldırı her toplumda kötü ve suçtur. Yani insanları şu ırktan veya bu inançtan diye ayırmakla sorun sona ermiyor ve bunların arasında da kötü-iyi çatışması bitmiyor.

İnsanları biz ve onlar diye ayırıp, ötekileştirdiklerimizi potansiyel suçlu olarak görmemiz büyük çatışmaların ana kaynağı olmaktadır. Bu durumda masum yeni doğmuş bir çocuk diğerleri için daha doğuştan potansiyel suçlu olmaktadır VE ÇOLUK ÇOCUK KATLİ VACİPTİR. Ayni ülkede yaşayan ayni inanç ve kanı taşıyan bir insan sırf öteki partiden olduğundan dolayı diğerinin iktidarında birçok şeyden mahrum bırakılabilmektedir. Bu hangi adalet anlayışına sığar? Uzatmadan söylemek gerekirse her fikir ve inancın ortak hedefi olan ana değerlerden işe başlamamız ve bütün insanlık için yeni bir toplumsal sözleşmesi olan yeni bir medeniyet anlayışına ihtiyaç vardır. Bunu kurmak çok zor değildir. Sadece bugünkü medeniyet anlayışımız temellerine çok basit ama hayati önemi olan bir kelimeyi ekleyip bu hedefe doğru ilerlememiz yeterlidir. Bu sihirli kelime “BÜTÜN İNSANLIK İÇİN” ifadesidir. Yani “DAHA İYİ ŞARTLARDA MUTLU ŞEKİLDE YAŞANILACAK BİR DÜNYA KURMAK” - “HAKÇA PAYLAŞILAN BİR DÜNYA” - “ADALET”  gibi ana hedeflerimizin ve isteklerimizin başına “BÜTÜN İNSANLIK İÇİN” sihirli kelimesini eklersek, her şeyin bir sihirli değnek deymişçesine yavaş yavaş düzeldiğini göreceğiz. Yeter ki bunu inanarak yapalım.

ABD ve Batı’nın BOP projesinde yaptıkları gibi olursa tabii ki hiçbir şey düzelmez. Neydi bu proje Ortadoğu’yu kanlı diktatörlerden kurtaracak demokrasi, insan hakları ve barış getirecek proje. İnsan olarak buna karşı çıkmak mümkün mü? Böyle bir projenin eş değil as başkanı olunur. Ancak bu proje sonunda seçimle iş başına gelenler, kendi istedikleri iktidarlar olmayınca tekrar diktatörlerin arkasına sığınarak nasıl iki yüzlü olduklarını bütün dünya gördü. Şimdi zaman insanlığa sığmayan Batı Medeniyeti’nin yerine yeni bir “İNSAN MEDENİYETİ” kurma zamanıdır. Bu bayrağı eline alıp taşımaya en layık insan bizim insanımızdır.  Geçmişte Orta Çağın karanlık yüzyıllarında çağının insana bakışının çok üstünde bir toplumsal birlik kurmuş bir milletiz. Bu dünyada İslam’ın adaleti sadece Müslüman’a değil herkesedir. İnanç, değer ve tarihimiz bize bu görevi zaten yüklemektedir. Kervan yola çıkmıştır, ülkemizde son yıllarda ki kaos faaliyetleri derinden bunu durdurma çabalarıdır. Dünya beşten büyük deyip gerçek BOP (Büyük Osmanlı Projesi) fikriyatını bütün dünyaya yayma zamanıdır.

Kategori: 

2 Comments

Teşekkürler üstad!

Teşekkürler üstad! Projeksiyonunun makbul dua makamında olması temennisiyle sevgi ve saygılarımı arz ederim

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.09.2016 - 16:09 -555-
Bu sayfayı paylaşın :