Yeni sistem ve yeni müttefikler

-A A +A

   ‘’Tek kutuplu dünya kabul edilemez’’ demişti Rus lider Vladimir Putin 2007 yılında Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Bişkek Zirvesi’nde. Bu söz doğrudan ABD ve Batı blokuna yönelik bir meydan okumanın tezahürüdür. Ruslar, Batı hegemonyasında ezilen bir dünyayı kabul etmeyeceğini açıkça belirtmiş ve aradan geçen on yıllık zaman zarfındada, kendi aleyhine gelişen her hamleye gereken cevabı vermiştir. Bunun özellikle geçtiğimiz yıllarda meydana gelen Gürcistan ve Ukrayna meselelerinde görebiliriz. NATO eliyle, bu iki ülkeyi Rusya’ya karşı bir üs haline getirmek isteyen Batı, Putin Rusya’sının sert yüzüyle karşılaşmıştır. Peki Gürcistan ve Ukrayna’da bir NATO üssü kurulması yalnızca Rusya için mi tehdittir? Uzun vadeli konuşmak gerekirse Türkiye içinde açık bir tehdittir. Lakin önce bizim üs olmaktan kurtulmamız gerekiyor. Bence Türkiye’nin Adana/İncirlik, Malatya/Kürecik gibi NATO üslerini ciddi şekilde tartışmasının zamanı geliyor. Bunlar bir kenara Türkiye’nin Rusya ile işbirliğine gitmesi için ciddi bir sebep daha var. Bir an olsun ülkemizin güneyinde PYD kantonlarının birleşip Akdeniz’e açıldığını tahayyül edin. Bir ucu Kuzey Irak üzerinden İran sınırında –ki bana göre İran Batı ile ittifak halindedir- diğer ucu Akdeniz’de bir devletçik. Bu arazi baştan sona petrol ve doğalgaz yatağı ile doludur. Eğer Batı, bu hattı oluşturursa ekonomisi petrol ve doğalgaza dayanan Rusya çok ciddi zarar görür. Bu da Türk-Rus işbirliği için ayrı bir sebeptir.

   Hepsinden öte, şu anda Rusya’ya alternatif olarak ABD-AB bloğunun Türkiye düşmanlığı iyice ayyuka çıktı. 50 yılı aşkın süredir kapısında bekletildiğimiz AB artık dağılma dönemine gidiyor. Avrupa ülkelerinde aşırı sağ partilerin yükselişi ve İngiltere’nin Brexit kararı AB’nin tükenmişliğinin ispatıdır. Ancak Şanghay İşbirliği Örgütü Türkiye’nin önünde gayet makul bir alternatiftir. Bu örgütte hem Rusya ve Çin gibi BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi iki güçlü devlet ve hem de Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi tarihi ve kültürel ortak noktalarımızın olduğu devletler vardır. Bu yıl örgüte Hindistan ve Pakistan’da dahil edilmiştir. Artık ülkemizin yüzünü Batı’dan Doğu’ya çevirme zamanı gelmiştir. Bu tamamen Batıya sırtımızı dönelim demek değildir. Muhakkak ticari ilişkiler ve diplomatik temaslar devam etmelidir. Ancak önümüzü görebileceğimiz yer AB değildir.

   Bunlara ek olarak yaklaşan referandumda ciddi önem arz ediyor. Türkiye’nin uzun vadeli düşünebilmek adına siyasi istikrara ihtiyacı olduğu açıktır. Makro projelerin gerçekleşmesi, istikrarlı hükümetlerin kurulması, kalkınmanın hızlanması ve bunlarla beraber ŞİÖ üyesi olmuş bir Türkiye benim hayalimdir. Artık koalisyonlarla veya AB ile zaman kaybetme devri bitmelidir. Yeni bir sistem ve yeni uluslararası platformlarla Türkiye, taşlı çakıllı yollardan asfalta çıkacak ve hız kazanacaktır.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.03.2017 - 20:03 -272-
Bu sayfayı paylaşın :