+A A -A

Yeniden Doğuş: Anadolu Vakfı

-A A +A

Bu gün 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Kutlu olsun.

Ben âcizane 23 Nisanı millî bayramların en büyüğü saymak düşüncesinde olanlardanım. Çünkü Cumhuriyet idaresi ve ondan sonraki yapılanmaların başlangıç ve temeli, 23 Nisan 1920’de açılan I.TBMM’dir. O meclis, ŞÛRÂ kuralıyla bağlantılı olan en demokratik meclistir. Ondan sonra sadece demokrasinin adı olmuş, kendisi hiç olmamıştır.

DEMOKRASİ OYUNU

Uzun yıllar önce İstanbul’da yapılan bir toplantıda eski bir milletvekili bana politik hayatının hatıralarını ihtiva eden kitabını imzalayıp vermişti. Bu kitap şu anda yanımda mevcut olmadığı için zatın adını hatırlayamadım. Yıllarca Osman Bölükbaşı’nın yanında siyaset yapmış, daha sonra Alpaslan Türkeş’in yanında milletvekilliği yapmış Kırşehirli eski bir avukattı. Bana verdiği kitabın adı. “DEMOKRASİ OYUNUNDA FİGÜRANDIM” idi. Demokrasimizin 1. Meclisten sonra hep bir tiyatro oyunu gibi olduğunu gördüm. Oyun kurucular kuralları hep kendi lehlerine değiştiriyorlar. Son günlerde politika sahnesinde oynanan oyunları görünce kendime hak verir oldum. Ne diyelim, Allah sonumuzu hayreylesin.

KLAVYEYE MERHABA

Epeyce bir aradan sonra klavyenin başına geçebildim. Sevgili Tevfik Yaşar Tekeli Beyin “yazılarınıza hasret kaldık” ifadesi beni harekete geçirdi.  İltifatına teşekkür ederim.

19 Şubat 2017 tarihi itibariyle emekli oldum. Ankara’daki ve Kulu’daki evlerime bakım ve düzenleme için kendime biraz vakit ayırınca yazmak da gecikti. Allah ömür verirse ve yeni durumlar ortaya çıkmazsa yazları Kulu’da, kışları Ankara’da yaşamayı düşünüyorum.

            NE YAZAYIM?

Hızla değişen dünya ve memleket olayları nedeniyle bazen ne yazmam gerektiği konusunda duraklama yaşıyorum. Hani ozanlara bir ayak (söz) verirsin de onun üzerine söylerler ya, benimkisi de galiba o hesap. Okuyucularımdan yazacağım yazılar konusunda bana soru sormalarını bekliyorum. Hiçbir konuda kendimi uzman saymam. Lakin dinî ve sosyal konularda geniş malumat sahibi olan bir kardeşinizim. Bu özelliklerimi göz önünde tutarak soru sormanızı arz ediyorum.

BİR DEVLET CİDDİYETİ

Anadolu Eğitim, Kültür ve Bilim Vakfı (Anadolu Vakfı) hayata tutunduğum en önemli dallardan biridir. Bu vakıf, 50 yıllık tecrübe ve birikimin kristalize olmuş hâlidir.

Her eylem, önce zihinlerde planlanır, gönüllerde onaylanır ve sonra ortaya konur. Kişi için geçerli olan bu kural, bir toplumun geleceğini inşa etmek için daha çok geçerlidir. Önü sonu düşünülmeden, müzakere edilmeden, plan ve projesi yapılmadan, stratejisi belirlenmeden acele ve hevesle yapılacak her işe şeytan daha çok müdahale etme imkânı bulur ve o iş kadük kalır. Nitekim sağlam bir bina yapmak için de plan, proje ve mimarî yetenekler elzemdir.

Anadolu Vakfı’nın 55. Mütevelli Heyet toplantısında 50 yıllık hata ve eksikliklerin geride bırakıldığı, bir devlet ciddiyeti ile stratejik planlamaların yapıldığı, mali konularda şeffaflığın hâkim olduğu yüksek bir olgunluk gördüm.  

En başta geniş ufuklu, babacan ruhlu, yaşı yetmişi geçmiş haliyle genç insanları kıskandıran güzel ahlak sahibi Yönetim Kurulu Başkanı sevgili HAYRULLAH BAŞER ağabeyimiz olmak üzere onun yokluğunu hiçbir zaman hissettirmeyen ve vakfın bugünlere gelmesinde en büyük emeği olan vakıf Genel Müdürümüz ALİ AY Beyefendi, geniş devlet tecrübesiyle stratejik planlama konusunda büyük emeği olan eski  müsteşar ve milletvekilimiz ALİ BOĞA beyefendi, bilge kişiliğiyle vakfa değer katan ŞAZELİ ÇÜGEN, Planlamanın en fedakâr ve sevecen elemanı eğitimci ÖMER GÜLSEREN, Yayın Kurulu Başkanlığını ve AYÇ okulları koordinatörlüğünü yapan  eski  Van Milletvekilimiz KEREM ALTUN Bey, Yayın Birimi’nin fedakâr ve sevecen siması HÜSEYİN AYAZ, vakıf Danışma Meclisi Başkanı ve Yayın Koordinatörü MEVLÜT AYHAN, Türkiye genelinde okullaşma sürecinin en önemli önderlerinden biri olan MEHMET ÖZTÜRK , başarıları yürek kabartan ve bilge kişiliğiyle yeni bir gençlik hareketini bayraklaştıran ADNAN YILDIRIM, vakfın sosyal faaliyetler koordinatörü AKİF ASLAN, vakfın ak saçlı şaşmaz muhasibi sevgili RAİF AK, sizlere AnaHaberGazete’yi büyük bir özveri ve hünerleriyle her gün ve saatte sunan büyük usta ve karikatürist KASIM ÖZKAN, fedakâr  editörümüz TURAN KAYA.. ve daha isimlerini sayamadığı tüm çalışanlar bu kutlu medeniyet inşa ve ihya hareketinin köşe taşlarıdırlar. Hepsinden Allah ebediyen razı olsun.

İNANÇ VE DÜŞÜNCENİN KRİSTALİZE OLUŞU

Dünya ve toplum hayatındaki bozulmalar, inanç ve düşüncenin bozulmasının sonucudur. Bu bozulmayı fıtrat temelinde düzeltmedikçe huzur ve mutluluğa erişmek hayal olur.

İslamî ve insanî düşünce hayatımız şuna benzetilebilir: Bir ev için gerekli olan eşyalara sürekli ilaveler yapmak ve her şeyi üst üste yığmak, o evi huzurlu bir şekilde kullanma imkânını ortadan kaldırır. Lakin en sağlam eşyayı ayıklayıp her şeyi yerli yerine koymak ve işe yaramayanları çöpe atmak o evi yaşanılacak bir hale getirir. Toplum hayatımız, İslam inanç ve düşüncesinde ayıklanma ve kristalize olmaya büyük ihtiyaç duyuyordu. Bu tecdit ve ihya hareketleri tarihte çok defa yapılmışsa da bugünün inanç ve düşünce dünyasına cevap vermekte yeterli olmuyordu. Anadolu Vakfı’nın AY YAYINLARI adı altında “Medeniyet Serisi” olarak yayınladığı kitaplar, inanç ve düşünce hayatımıza muhteşem bir dizayn getirmektedir. Bu kitapları okuyup özümsemek her türlü siyasi, sosyal ve kültürel hareketten önce gelir, kanaatindeyim. Bu sitenin okuyucuları adı geçen kitapları hem okumalı, hem okutmalıdırlar. Hayra ve güzelliğe davet görevinin en iyi örnekleri olacağına inanmaktayım.

Görülen odur ki her türlü dünyevî ve siyasî endişelerden uzak olarak sadece VAHİY ve RİSÂLET çizgisinde ve önderliğinde bir kartopu misali büyüyerek ilerleyen bu harekete omuz verme görevini giderek on binlerin, yüz binlerin üstleneceğini hissetmekteyim.

Model bir millet ve ümmet toplumunun yeniden ihyasını biz göremesek bile gelecek nesillerin dünya ve ahretlerini mamur edecek mutlu bir dünyanın kuruluşuna vesile olabilme umudunu taşımaktayım.

Allah yâr ve yardımcımız olsun. 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 25.04.2018 - 12:38 -1,245-
Bu sayfayı paylaşın :