Yüce Milletimize ve Yetkililere Çağrımdır:

-A A +A

1) 40 Yıldır bu ülkeyi kendi megalomanca idealleri istikametinde ele geçirme, ve tek elden dizayn etme hesapları yapan Pensilvanya’daki meczubun çetesinin dağıtılması ve 15 Temmuz benzeri yeni kalkışmaların önüne geçilebilmesi için, hangi siyasi ekolden olursa olsun her Türkiye vatandaşının kendi bulunduğu ortamda Devletin yürüttüğü varoluş mücadelesine destek olması asgari bir vatan borcudur.

 

2) Milletimiz büyük bir felaketin eşiğinden dönmüştür. Şimdi de böyle büyük bir badire atlatmış, her devletin yapacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti de haklı bir refleks göstermekte, sorumluları cezalandırırken FETÖ yapılanmasının da kamu ve özel sektördeki tüm unsurları bertaraf edilmektedir. 11 Eylül’de saldırıya uğrayan ABD’nin gösterdiği tepkiyi ve bu tepkinin sonucu olarak dünyanın birçok ülkesinde öldürdüğü milyonlarca insanı hatırlayınız.

 

Bu süreçte sorumluluk sahiplerinin adaletle davranmak gibi bir mesuliyeti olduğu açıktır. Özellikle FETÖ çetesinin hedef saptırmak maksatlı, kendileri dışındaki insanları da soruşturmalara dahil etme, böylece cephe genişletme stratejisi izlediği görülmektedir. Ülkesini seven masum, vatansever insanların bu tür kumpaslarla devletine küstürülmesi en çok da FETÖ’nün amaçlarına hizmet edecektir. Ancak haksızlığa uğradığını düşünen ve FETÖ şebekesinin mensubu olmadığı halde hak gasbına uğrayan kişilerin de “vatan sağ olsun” deme olgunluğu ile, gerçeğin er geç açığa çıkacağı inancıyla “sabır” imtihanından yüzlerinin akıyla çıkmaları önemlidir.

 

3) FETÖ’nün bu ülkede oluşturduğu en büyük tahribat da dini yaşam üzerinde olmuştur. “İnançlı” insanların ve bir “cemaatin” mensuplarının jetlerle, tanklarla insanları katletmesi karşısında ortalama vatandaş dehşete düşmüş durumdadır. Yaşananlar insanların “cemaat”  hatta “dini yaşam” üzerindeki algılarını son derece olumsuz etkilemiştir.

 

Unutmamak gerekir ki İslam bireysel bir din olmaktan ziyade bir “cemaat” dinidir. Toplumsal sorumlulukları, paylaşmayı, birlikte hareket etmeyi önemser. Cemaatle namaz kılmanın kuvvetle tavsiye edilmesi, salt birlikte ibadet etmenin oluşturduğu yüksek manevi atmosfer ve motivasyondan kaynaklanmamaktadır. Camiler Müslümanların ibadet etme mekanları olmasının yanı sıra istişare meclisleridir; güncel, toplumsal, hatta devlet meselelerinin değerlendirildiği mekanlardır. Cemaatle namaz kılmak Müslümanların birlikte hareket etme, birlikte karar alma mekanizmalarını tahkim etmektedir.

 

Cemaatler bireysel anlamda İslam’ı öğrenme, sürekli imani ve ameli bir tazelenme, şerlerden korunma, hayırlı olanda dayanışma, Müslümanların hem yakın çevrelerindeki kardeşleriyle hem de tüm Ümmetle hemhal olmalarının vazgeçilmez vasıtalarıdır.

 

Milletimizin geçmişinde de “cemaat”, “tarikat”, “medrese”, “vakıf” kavramları çok önemli anlamlara sahiptir. Balkanların, Kafkasların İslamlaşması hep “cemaat”ler eliyle gerçekleşmiştir. Nakşi, Bektaşi, Kadiri vs. ekollerinin Osmanlı’nın önünü açtığı, oluşturdukları manevi okullarla toplumda sosyal hastalıkların önüne geçtikleri, toplumun, devletin ulaşamadığı kılcallarına kadar inip maneviyatına sahip çıktıkları bilinmektedir. “Ahilik”, “Lonca” teşkilatlarının arka planında da hep bu “cemaat”ler olmuş, dürüst ticaret yapmanın ve mesleki dayanışmanın öğretileri de yine bu cemaatler eliyle yürütülmüştür. Batılıların bu gün “nongovernmental organizations” dedikleri devlet dışı sivil yapılanmaların ilk örneklerini yine bu cemaatler ortaya koymuş ve etkin bir şekilde uygulamışlardır.

 

Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana, Yunus Emreler bu manevi okulların önderleri olarak öğretileriyle günümüz insanına bile imani ve insani önderlik etmektedirler.

Daha yakın tarihe baktığımızda da Tek Parti döneminin toplumumuzu sekülerleştirme dayatması, bu yönde ezanın orijinalinin yasaklanması, Kur’an eğitimine getirilen yasaklamalar, camilerin ahır yapılması gibi milletimizi manevi köklerinden koparma maksatlı faaliyetler; daha kötüsü ise Evrim safsatası, dinin sosyal yaşamdan çıkarılması yönündeki uygulamalar, tüm medeniyet geçmişimizle bir anda bağları koparan “dil devrimi” gibi fecaatlerin oluşturduğu tahribatlara karşı milletimiz yine cemaatleşerek kendisini koruyabilmiştir. Muhammed Raşit Erol, Said-i Nursi, Mehmet Zahit Kotku, Necip Fazıl Kısakürek gibi mümtaz şahsiyetler ise yakın dönemde milletimizin manevi restorasyonunda, çevrelerinde oluşturdukları cemaatlerle önderlik etmişlerdir.

 

“Cemaat” kavramı üzerinde bu kadar duruşumun sebebi, Fethullah Gülen’in megaloman idealleri için milletimizi, hatta kendi taraftarlarını bile ateşe atan bir “cemaat” olmaktan ziyade “gizli örgüt” tarzında yapılanan şebekesinin oluşturduğu tahribatın neticesi olarak milletimizin “cemaat” kavramına bakışında oluşan menfi düşüncelerdir. İnsanımızın fedakarca yaptığı yardımlarla faaliyetlerini sürdüren Cemaat vakıfları milyonlarca yoksul gencin manevi atmosferde eğitimini yürütürken, sadece yurdumuzda değil Afrika’dan Asya’nın en ücra köşelerine kadar mağdur, mazlum, felakete uğramışlara kol kanat germektedirler. Cemaatler bu gün de milletimizin birlik ve beraberliğini sağlayan bir çimento  rolü görmekte, manevi yücelişinin sigortaları olan okullardır.

Bu sebeple oluşan menfi havanın aksine, korkmadan, millet olarak daha da kenetlenme, cemaatleşme, saflarımızı sıklaştırma, asırlara dayalı “cemaat” ve “vakıf” kültürümüze sahip çıkma, yürütülen hayri çalışmalara daha da aktif katılım sağlama, esasen FETÖ gibi Batıni ve sapkın yapıların bertaraf edilmesi için de elzemdir.

 

4) “Cemaat” kavramının uğradığı tahribattan daha tehlikeli olan ise “İslami Yaşam” üzerinde oluşan tahribattır. Üzülerek ifade etmek isterim ki 15 Temmuzdan sonra insanlar camiye, namaza, İslami faaliyetlere daha bir mesafeli yaklaşmaktadır. Bunun ardında ortalama vatandaşın FETÖ mensubu olmadığını ispat gayesi yatmakta. Hanımefendilerin giyimlerinde bile bu yönde bir evrilme söz konusu maalesef.

Hicr suresinin 9. ayetinde Allah-u Teala şöyle ifade buyurmaktadır: “Muhakkak Zikr’i (Kuran’ı) Biz indirdik ve onun koruyucusu muhakkak Biziz.”

 

İslam hiç kimsenin inhisarında değil, birilerine kızıp da İslam’la aramıza mesafe koymamız yaşanabilecek en büyük felaket olacaktır. Tam tersine, yaşanan darbe girişimine direnen milletimizin en büyük gücü imanıdır, şehit olmak için duyduğu istektir. Gezi’de tomalardan sıkılan suyun karşısına dikilip “kahramanlık” gösterisinde bulunan teröristlerin, yahut molotof bombaları atmalarına rağmen kendilerine gaz sıkan polisin karşısında “yiğitlik” gösterisi yapan PKK lı sefillerin anlayamayacağı bir imandır bu.

 

Böyle büyük bir badireyi Allah’ın izni ve inayetiyle atlatan yüce milletimizin sığınacağı tek kapı da Yüce Rabbimizdir ve yardım isteyeceğimiz yer de gözyaşlarıyla ıslanan seccadelerimizden başka bir yer değildir.

 

Bu felaketten çıkaracağımız en güzel sonuç, toplumumuzda oluşacak yeni bir manevi yüceliş, İslamlaşma, Millileşme ve birlik beraberliğimizi tahkim etmek olmalıdır.

 

5) FETÖ yapılanmasına karşı duyulan öfke bizi 90 yıldır bu milletin değerleriyle savaşan “tek parti” zihniyetine karşı tedbirsiz kılmamalı. Denize düşüp yılana sarılmamalı. FETÖ’nün kendi emelleri için Ergenekon ve Balyoz gibi kalkışmaları istismar etmiş olması, birçok masumun hakkına girmiş olması, Türkiye’de o çizgide bir yapının, hem de defalarca darbe yapmış bir zihniyetin her an yeni bir kalkışma için pusuda beklediği gerçeğini göz ardı ettirmemeli bize.

 

Benzer şekilde FETÖ’dan boşaltılan devlet kadrolarına her daim bu milletin maneviyatı ile savaş etmiş, aç kurtlar gibi fırsat kollayan, yabancı ideolojiler ve gayri milli tezlerin savunucusu kadroların yerleştirilmesi daha büyük felaketlerin hazırlayıcısı olabilir.

 

Doğu Perinçek ve avanesinin büyük bir iştah ve keyifle verdiği destek ve yaptığı çağrılara ihtiyatla yaklaşmak her Müslümanın taşıması gerekli ferasetin bir gereğidir.

 

29 Temmuz 2016

Ankara

Kategori: 

Etiketler: 

4 Comments

Mehmet HEKİM KARDEŞİME BU

Mehmet HEKİM KARDEŞİME BU AYDINLATICI YAZISINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİM. ŞİMDİDEN BAŞLADILAR ALGI OPERASYONUNA. KURUNUN YANINDA YAŞTA YANACAK DİYE. FERYAD EDENLER HEP BU YAZIYI OKUSUNLAR. HERKES YAPTIĞININ CEZASINI ÇEKECEK. BİZ BU VATANI BU MİLLETİ KOLAY KAZANMADIK. BUNLARIN ...... İHANETİ DE AYNI. HAINLİK YAPAN CEZASINI MİSLİ İLE ÇEKMELİ. VATAN VE MİLLET DÜŞMANLARINA ACIMAK YOK. SELAMÜN ALEYKUM

Mehmet Abi kalemine sağlık.

Mehmet Abi kalemine sağlık. Önemli tespitler içeren güzel bir yazı olmuş.

Mehmet Bey

Mehmet Bey Yorumunuz, düşüncelerinizi ifade şekliniz çok yerinde ve aydınlatıcı olmuş. Ben de bir çok kişi gibi olumsuz yönde etkilendim fakat bu yazıdan sonra daha farklı bir açıdan bakıyorum. Daha dikkatli olacağım bazı şeyleri sorgularken. Teşekkür ederim. Diğer yazınızı da okudum, sizin fikirlerinizi kattığınız yazılarınızın devamının gelmesini isterim bir okur olarak veya başka bir yerde paylaşımlarınız varsa bilmek isterim.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 29.07.2016 - 12:04 -2,442-
Bu sayfayı paylaşın :