Yüzbin İmza İle

-A A +A

TÜRKİYE siyaseti yeniden yapılanmak ve kendi siyasi geleneğini oluşturmak üzere yeni bir siyasi tecrübe SÜREÇİNE girmiş ve “2019 3 Kasımına” da sayılı günler kalmış bulunmaktadır.

 Bu ana nedenledir ki hem iktidar partisi ve hem de muhalefet partileri yol haritalarını çizmek için seçim takvimini önlerine koyarak seçim SENARYOLARI ile ilgili çalışmalarını da şimdiden başlatmış bulunmaktadırlar.

Partilerin yeni yönetim MODELİ için şimdiden seçim senaryoları üzerinde yoğunlaşmaları son derece olağan bir siyasi çabadır.

 TBMM'de gurubu olan partiler en son seçimlerde yüzde BEŞ oy almış partiler “partili cumhurbaşkanı adayı” gösterebilecekler. Partiler bir taraftan yeni SİSTEME uyum yasaları çıkartmak için TBMM de mesai sarf ederken diğer taraftan da cumhurbaşkanı adayını şimdiden belirleyip ÜLKENİN yönetimine talip olmaları son derece doğal bir hadisedir.

ANCAK “yüz bin İMZA” ile ülkenin yönetimine talip olmak üzere cumhurbaşkanlığına ADAY olabilmek fırsatı yep yeni bir sosyolojik siyasi vakıa olarak karşımıza çıkmış bulunmaktadır.

İşte ben de bu “yeni sosyolojik siyasi durum” üzerine kısa ve öz bir ANALİZ yapmak istedim.

Böyle bir siyasi VAKIA başarılı olabilir mi diye hemen herkesin ve her kesimin aklını uğuldatan bir soru elbetteki akla gelecektir. Çünkü siyasi tarihimizde ne böyle ne bir gelenek vardır ve ne de şimdiye kadar böyle bir yasal FIRSAT ortaya konulabilmiş değildir.

Her şeyden önce siyaset arenasına böylesine partiler dışı bir KAPI aralanması ülkedeki partiler AÇMAZA düştüklerinde ve ülke siyaseti TIKANDIĞINDA milli iradenin önüne yepyeni bir liderlik fırsatı koyarak tıkanan siyaseti açmak ve yeni bir siyasi hareket ortaya koymak üzere toplumun iradesinin önüne yasal bir FIRSAT verilmiş olması belki de 18 maddelik REFERANDUMUN en can alıcı siyasal noktasını teşkil etmektedir.

BATI da Fransa da vede gördüğümüz kadarı ile komşumuz İRAN da vetolu da olsa böyle bir uygulama olduğuna göre, ülkemizde üstelik VETO uygulaması olmadan böylesi bir siyasi kapı aralanarak ülkemiz siyaseti de neden TAZE kan ile güçlenmiş ve yeni LİDERLİKLER ile buluşmuş, yeni siyasi hareketlerle taçlanmış olmasın diye düşünmekteyim.

Fransa da bağımsız aday E. Macron un “yürüyüş hareketinin” ikinci tur başkanlık yarışını açık ara kazanacağı da öngörülmektedir.

Şimdi gelelim böylesi sosyolojik bir siyasi açık KAPI değişim ve dönüşüm politikasının ÜLKEYE ne kazandırıp ne kaybettireceğine.

Hemen ifade etmemiz gerekiyor ki kaybettireceği hiçbir siyasi iktisadi ve beşeri bir potansiyelin olmadığı TEZİNİ ileri sürmek çok sade bir gerçeklik olsa gerektir. Kazandıracağı siyasi iktisadi ve beşeri potansiyel açısından toplumun tüm katmanlarının sosyolojik DİNAMİKLERİNİ tetikleyebileceği TEZİ ile ülke alternatif SİYASİ hareketlere açık kapı aralayacağı ve toplum siyasetinin ve de teşkilatlanmasının önünü açacağı bir süreç açısından çok anlamlı ve çok kazanımlı olacağı da fazla iddialı bir görüş olmasa gerektir.

Bu siyasi ve sosyolojik açık kapı politikasının şimdiden ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesi düşüncesinden hareketle;

“yüz bin İMZA” kampanyası yapabilecekler için şimdiden ENTELEKTÜEL birikimlerini ve ülkesinin gelişmesi büyümesi ve de daha iyi YÖNETİLEBİLİR olması ile alakalı fikirleri ve de projeleri ile taçlanmış siyasal ve de medeni liderlik hareketlerinin “yeni siyasi alternatif hareketler” getirmesi temennilerimi de tüm kamu oyu ile paylaşmak istedim.

Vesselam.

 Şazeli Çügen

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 07.05.2017 - 19:05 -234-
Bu sayfayı paylaşın :